Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kahramanmaraş’ta gazetecilerle bir araya gelerek kültür ve sanat alanındaki çalışmaları anlattı.
Ersoy; deprem bölgesindeki kültür varlıklarının restorasyonundan Türkiye Kültür Yolu Festivali’ne, arkeolojik kazılardan yurt dışına kaçırılan eserlerin iadesine kadar birçok konuda bilgi verdi.
Bakan Ersoy, Göbeklitepe’nin de bulunduğu Taş Tepeler bölgesinde kamuoyuna henüz açıklanmayan 8 yeni alan keşfedildiğini duyurdu. Böylece bölgedeki Neolitik alanların sayısı 20’ye ulaştı.
DEPREM BÖLGESİNDE 34 MİLYAR LİRALIK ÇALIŞMA
Ersoy, depremden etkilenen şehirlerdeki kültürel mirasın yeniden ayağa kaldırılması için yaklaşık 34 milyar liralık yatırım programı yürütüldüğünü söyledi.
Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün 79 çalışmayı tamamladığını belirten Ersoy, 17 işin devam ettiğini aktardı. Projesi tamamlanan 4 çalışma için de ihale süreci başlatılacak.
Müzeler, kütüphaneler, gastronomi merkezleri ve kültürel etkinlik alanlarını kapsayan çalışmalar için yaklaşık 12,2 milyar liralık kaynak ayrıldı.
Vakıflar Genel Müdürlüğünün sorumluluğundaki 678 tescilli eserden 301’i depremde zarar görmedi. Farklı seviyelerde hasar alan 377 eserin 209’u ise onarılarak yeniden kullanıma açıldı.
Ersoy, yıl sonuna kadar 58 eserin daha tamamlanmasının hedeflendiğini söyledi. Kalan 110 eserin de 2027’nin ilk altı ayında hizmete açılması planlanıyor. Vakıflar Genel Müdürlüğünün çalışmaları için öngörülen bütçe yaklaşık 22 milyar lira olarak açıklandı.
ULU CAMİİ ÇEVRESİNDE RESTORASYON BAŞLAYACAK
Kahramanmaraş’taki Ulu Camii çevresinde bulunan tarihî dokunun korunması için yerel yönetimlerle ortak çalışma yürütülüyor.
Eski konakların bulunduğu bölgede ilk aşamada 10 yapı belirlendi. Restorasyon çalışmalarına bu yapılardan başlanacak. Belediyelerin yürüteceği düzenlemeler ve kentsel dönüşüm çalışmalarıyla tarihî dokunun bütünlüğünün yeniden sağlanması amaçlanıyor.
TARİHÎ YAPILARA 5 MİLYON LİRAYA KADAR HİBE
Deprem bölgesindeki özel mülkiyete ait tescilli yapılar için de destek sağlanıyor. Yapılan mevzuat değişikliğiyle restorasyon projeleri Bakanlık tarafından ücretsiz hazırlanabiliyor.
Yapı sahiplerine proje hazırlığı için 750 bin liraya kadar destek veriliyor. Bakanlığa bu kapsamda 1.297 başvuru yapıldı. Başvuruların büyük bölümündeki proje çalışmaları tamamlandı veya son aşamaya geldi.
Projesi onaylanan yapılara, hasarın durumuna göre 5 milyon liraya kadar uygulama desteği sağlanıyor. Ersoy, bu desteğin kredi olmadığını belirterek “Bu bir kredi değil. Doğrudan hibe.” dedi.
Üç yüzden fazla yapı sahibi, proje aşamasını tamamlayarak restorasyon için uygulama sözleşmesi imzaladı.
KÜTÜPHANE ALANI 31 BİN 600 METREKAREYE ULAŞACAK
Kahramanmaraş’ta deprem öncesinde yaklaşık 5 bin 200 metrekare olan kütüphane alanlarının önemli bir bölümü afette zarar gördü.
Kentte bugüne kadar yaklaşık 8 bin 100 metrekarelik yeni kütüphane alanı tamamlandı. Programdaki 5 büyük kütüphanenin de hizmete girmesiyle bu alanın 31 bin 600 metrekareye çıkarılması hedefleniyor.
Böylece Kahramanmaraş’taki kütüphane alanı, deprem öncesine göre yaklaşık 6 kat artacak.
KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ 32 ŞEHRE YAYILACAK
Türkiye Kültür Yolu Festivali, 2027 yılında 32 şehirde düzenlenecek. Programa eklenecek son 6 şehirle birlikte büyükşehirlerin tamamına ulaşılması planlanıyor.
Festival programında 30 büyükşehrin yanı sıra Nevşehir ve Çanakkale de yer alacak. Ersoy, bu şehirlerin Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 65’ini kapsadığını söyledi.
Festivalin kültür ve sanat faaliyetlerine erişimi artırdığını belirten Ersoy, Kayseri’deki bir konser gününde güvenlik ve arındırma noktalarından yaklaşık 168 bin kişinin geçtiğini aktardı.
Etkinliklerin düzenlendiği şehirlerde sosyal ve ekonomik hareketlilik oluşturduğunu anlatan Ersoy, gastronomi işletmeleri ile esnafın da bu süreçten yararlandığını ifade etti.
YÖRESEL LEZZETLER İÇİN ÖZEL MODEL
Festival kapsamında geleneksel yemeklerin korunması amacıyla “Lezzet Noktaları” modeli uygulanıyor. Belirlenen işletmeler, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı üzerinden tanıtılıyor.
Seçimde yalnızca yemeklerin lezzeti değil, yöresel mutfak mirasının korunması da dikkate alınıyor. İşletmelerin unutulmaya yüz tutan yemekleri menülerinde bulundurması gerekiyor.
Ersoy, uygulamanın amacını “Amacımız yalnızca restoranın cirosunu artırmak değil; o şehrin gastronomik mirasını gelecek nesillere aktarmak.” sözleriyle açıkladı.
KAZI BAŞKANLIĞI SAYISI 267’YE ÇIKTI
Ersoy, arkeolojik alanlarda yaklaşık 8 yıldır sürdürülen yeni çalışma modelinin sonuçlarının alınmaya başladığını söyledi.
Daha önce birçok kazının yılda yaklaşık 60 gün sürdüğünü belirten Ersoy, 12 aylık çalışma programıyla kazı, belgeleme, raporlama, restorasyon ve bilimsel araştırmaların yıl boyunca devam ettiğini anlattı.
Kazı başkanlığı sayısı 157’den 267’ye çıkarıldı. Yabancı heyetlerin yürüttüğü kazılara da Türk koordinatör kazı başkanları atandı.
Geleceğe Miras Projesi’nde yaklaşık 3-4 bin uzman, arkeolog, sanat tarihçisi ve teknik personel ile 6 bine yakın işçi görev yapıyor.
Ersoy, çalışmaların hızlanmasına rağmen bilimsel yöntemlerden taviz verilmediğini vurgulayarak “Biz hızlı kazı yapmıyoruz. Yoğun kazı yapıyoruz.” ifadesini kullandı.
TAŞ TEPELER’DEKİ ALAN SAYISI 20’YE ULAŞTI
Göbeklitepe’nin Taş Tepeler Projesi’nin bir parçası olduğunu hatırlatan Ersoy, daha önce kamuoyuna açıklanan 12 Neolitik alana 8 yeni alanın eklendiğini bildirdi.
Böylece bölgedeki alan sayısı 20’ye çıktı. Taş Tepeler hattının Şanlıurfa’dan Mardin’e ve daha güneye uzanan geniş bir Neolitik bölge oluşturduğu belirtildi.
Yaklaşık 12 bin yıllık geçmişe sahip Göbeklitepe’den daha eski buluntulara ulaşılmasının bilimsel açıdan ihtimal dışında olmadığı ifade edildi.
Çin, Rusya, ABD ve İtalya’nın da aralarında bulunduğu ülkelerden bilim insanları bölgedeki kazılara katılıyor.
BULUNTU SAYISI ARTTI, DEPO ALANI BÜYÜTÜLÜYOR
Kazı çalışmalarının genişlemesiyle ortaya çıkarılan eserlerin sayısı da arttı. Ersoy, bir yıl yaklaşık 5 bin, sonraki yıl ise yaklaşık 6 bin eser bulunduğunu açıkladı.
Artan ihtiyacı karşılamak amacıyla Atatürk Havalimanı’nda kurulması planlanan büyük müze depo alanının kapasitesi genişletiliyor. Alanın güvenli altyapısı, depreme dayanıklılığı ve lojistik imkânları nedeniyle tercih edildiği belirtildi.
14 ÜLKEYLE ESER İADESİ İÇİN İŞ BİRLİĞİ
Yurt dışına kaçırılan kültür varlıklarının Türkiye’ye getirilmesi için 14 ülkeyle anlaşma yapıldı.
Ersoy, ikili protokoller sayesinde bazı iade süreçlerinin 8-9 yıldan 7-8 aya kadar indirilebildiğini söyledi. İade çalışmalarında hukuki dayanakların ve eserlerin Anadolu kökenli olduğunu gösteren bilimsel kanıtların belirleyici olduğunu kaydetti.
Bakanlık ekipleri; müzayede evlerini, internet sitelerini ve sosyal medya hesaplarını takip ediyor. Tespit edilen eserlerin kökeni, kazı başkanları ve uzmanlar tarafından bilimsel yöntemlerle araştırılıyor.
YAKLAŞIK 9 BİN ESER TÜRKİYE’YE GETİRİLDİ
Yürütülen çalışmalar sonucunda yaklaşık 9 bin kültür varlığının Türkiye’ye iadesi sağlandı.
Ersoy, eserlerin yakından takip edilmesinin yasa dışı piyasadaki talebi azalttığını belirtti. Kaçakçılıkla mücadelenin yalnızca sahadaki operasyonlarla sınırlı olmadığını, yasa dışı eser talebinin de önlenmesi gerektiğini ifade etti.
AYASOFYA’DA KAPSAMLI RESTORASYON SÜRÜYOR
Ayasofya’da ibadet ve ziyaret devam ederken kapsamlı restorasyon çalışmaları yürütülüyor. Çalışmalar, görünen bölümlerin yanı sıra yapının altındaki alanları da kapsıyor.
Ana kubbedeki su sızıntılarının mozaik ve bezemelere zarar vermesini önlemek amacıyla dışarıdan müdahale gerçekleştirilecek. Kubbe açıldığında radar ve lazer taramalarıyla görünmeyen çatlaklar, boşluklar ve yapısal sorunlar incelenecek.
Kubbenin altında oluşturulan platformun taşıma kapasitesi ve montaj sistemi, bilim kurulunun hazırlıkları doğrultusunda test edildi.
YER ALTI GALERİLERİ İNCELENİYOR
Ayasofya’nın altında yaklaşık 9 kilometreye kadar uzandığı belirtilen galeriler, geçitler ve tüneller bulunuyor.
Bu alanlardaki çamur ve balçığın temizlenmesi, nemin kontrol edilmesi ve yapısal güvenliğin sağlanması için çalışmalar devam ediyor.
Restorasyon ve güçlendirme tamamlandıktan sonra güvenli ve uygun bölümlerin ziyarete açılması değerlendirilebilecek.
AYASOFYA İÇİN HEDEF 2027 SONU
Ana kubbedeki çalışmaların en az bir yıl sürmesi öngörülüyor. Cephelerde ise birden fazla noktada eş zamanlı çalışma yapılıyor.
Ayasofya’nın dış görünümünün 2027 yılı sona ermeden büyük ölçüde eski hâline kavuşması hedefleniyor. Bu tarihe kadar iskelelerin önemli bölümünün kaldırılması ve cephe çalışmalarının büyük ölçüde tamamlanması planlanıyor.
Yapının alt katları ile görünmeyen bölümlerindeki çalışmaların ise bu tarihten sonra da sürebileceği belirtildi.