Nikos Kazancakis’in Zorba romanında Alexis Zorba kadar renkli olmasa da hikâyenin duygusal yükünü taşıyan karakterlerden biri Madam Hortense’tir. Fransız kökenli, yaşlanmış eski bir hayat kadını olan Hortense, Girit’te küçük bir otel işletir ve geçmişte yaşadığı gösterişli günlerin anılarıyla hayatını sürdürür.
Hortense’in romandaki varlığı yalnızca Zorba’nın yaşadığı bir aşk ilişkisini anlatmaz. Karakter; gençliğin geçiciliği, hatıralara tutunma, toplum dışında kalma, sevilme ihtiyacı ve ölüm karşısındaki insan kırılganlığı gibi birçok temanın taşıyıcısıdır.
MADAM HORTENSE KİMDİR?
Madam Hortense, Girit’te yaşayan Fransız bir kadındır. Geçmişinde birçok ilişki yaşamış, özellikle deniz subayları ve amirallerle geçirdiği yılları anlatmayı seven bir karakter olarak karşımıza çıkar.
Romanın geçtiği dönemde ise gençlik yılları geride kalmıştır. Küçük otelini işletirken bir yandan da geçmişindeki ihtişamı, ilişkilerini ve kendisini arzulayan erkekleri hatırlayarak yaşamaya devam eder. Akademik çalışmalarda Hortense’in geleneksel Girit toplumu içinde hem yabancı hem de evli olmayan bağımsız bir kadın olması nedeniyle toplumsal çevrenin dışında konumlandırıldığına dikkat çekilir.
ZORBA ONA NEDEN “BOUBOULINA” DER?
Alexis Zorba, Madam Hortense’e “Bouboulina” lakabını takar. Bu isim, Yunan Bağımsızlık Savaşı’nın tanınmış isimlerinden Laskarina Bouboulina’yı çağrıştırır.
Zorba’nın bu hitabı, Hortense’in geçmişini ve denizcilerle ilgili hikâyelerini mizahi ve romantik bir çerçeveye taşır. Aynı zamanda Zorba’nın insanlara gerçek kimliklerinden farklı, hayal gücüyle biçimlendirilmiş roller verme eğiliminin de örneklerinden biridir.
ZORBA İLE MADAM HORTENSE ARASINDAKİ İLİŞKİ
Hortense ile Zorba arasındaki ilişki başlangıçta neşeli ve tensel bir yakınlık olarak gelişir. Ancak Hortense açısından ilişki giderek daha büyük bir anlam kazanır.
Hortense, Zorba ile evlenebileceğine ve hayatının geri kalanında yalnızlıktan kurtulabileceğine inanmak ister. Zorba şehirden uzaklaştığında anlatıcı, Hortense’in üzülmesini önlemek amacıyla Zorba’nın kendisiyle evlenmeyi düşündüğünü ima eden gerçeğe dayanmayan sözler söyler. Bu durum Hortense’in evlilik ve kalıcı bir ilişki umudunu daha da güçlendirir.
Bu yönüyle Hortense ile Zorba arasındaki ilişki, iki karakterin aşka bakışındaki farkı da ortaya koyar. Zorba için yaşam anlık deneyimler ve özgürlük üzerinden ilerlerken Hortense geçmişinin ardından kalıcı bir bağ aramaktadır.
MADAM HORTENSE NEYİ TEMSİL EDİYOR?
Madam Hortense’in romandaki en güçlü taraflarından biri yaşlanma ve geçmişle kurduğu ilişkidir.
Bir zamanlar ilgi gören ve hareketli bir hayat süren Hortense, artık o yılları hatıralar üzerinden yeniden yaşamaktadır. Bu nedenle karakter, insanın zaman karşısındaki çaresizliğini ve gençliğin geçiciliğini görünür hale getirir.
Hortense aynı zamanda yalnızlığı temsil eder. Çevresinde insanlar bulunmasına rağmen ait olduğu güçlü bir topluluk ya da aile yapısı yoktur. Girit toplumunda bir yabancı olarak yaşamaktadır ve geçmişteki ilişkileri bugünkü yalnızlığını ortadan kaldırmaya yetmez. Akademik incelemelerde hem Hortense’in hem de romandaki dul kadın karakterinin toplumun dışında kalan kişiler olarak konumlandırıldığı belirtilir.
GEÇMİŞE TUTUNAN BİR KARAKTER
Hortense’in hayatındaki en belirgin özelliklerden biri, geçmiş ile bugün arasındaki mesafeyi kabul etmekte zorlanmasıdır.
Eski sevgililerini, güzelliğini ve gençliğinde yaşadığı maceraları sürekli hatırlaması, onun geçmişte oluşturduğu kimliği koruma çabasıdır.
Kazancakis böylece yalnızca yaşlı bir kadının hikâyesini anlatmaz. İnsanların kaybettikleri dönemlere, aşklara ve eski kimliklerine nasıl tutunduklarını da Hortense üzerinden gösterir.
MADAM HORTENSE’İN ÖLÜMÜ NEDEN ÖNEMLİ?
Hortense’in hikâyesinin sonu romanın en karanlık bölümlerinden birini oluşturur.
Karakterin ölümünden sonra köylülerin eşyalarına yönelmesi, ölümün ardından insanın sahip olduğu maddi dünyanın ne kadar hızlı dağıldığını gösteren sert bir sahneye dönüşür. Bu bölüm, Hortense’in yıllarca koruduğu hatıraların ve kişisel dünyasının kısa sürede ortadan kalkması üzerinden hayatın geçiciliğini daha görünür hale getirir.
Bu nedenle Hortense’in ölümü yalnızca bir yan karakterin hikâyeden çıkışı değildir. Romanın yaşam, ölüm ve sahip olma üzerine kurduğu düşünsel yapının önemli parçalarından biridir.
ZORBA VE HORTENSE ARASINDAKİ TEMEL FARK
Zorba ile Hortense aynı hayat sevgisini farklı biçimlerde yaşar.
Zorba sürekli ileriye doğru hareket eder. Yeni insanlar, yeni yerler ve yeni deneyimler onun için hayatın kendisidir.
Hortense ise daha çok geriye bakar. Eski aşklar, geçmişteki güzellik ve kaybedilen zaman onun dünyasını şekillendirir.
Bu nedenle iki karakterin birlikteliği aynı zamanda anı yaşayan insan ile geçmişe tutunan insanın karşılaşması olarak da okunabilir.
SİNEMADA MADAM HORTENSE’İ KİM OYNADI?
Kazancakis’in romanı Michael Cacoyannis tarafından Zorba the Greek adıyla sinemaya uyarlandı. Filmde Alexis Zorba’yı Anthony Quinn, Madam Hortense’i ise Lila Kedrova canlandırdı.
Kedrova’nın Madam Hortense performansı büyük başarı kazandı. Oyuncu, 1965 yılında düzenlenen 37. Akademi Ödülleri’nde En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Oscar’ını kazandı. Film toplam 7 dalda aday gösterildi ve 3 Oscar aldı.
MADAM HORTENSE NEDEN ZORBA’NIN UNUTULMAZ KARAKTERLERİNDEN BİRİ?
Madam Hortense’i unutulmaz yapan, kusursuz ya da güçlü bir kahraman olması değildir.
Tam tersine; yalnızlığı, geçmişe duyduğu özlem, yeniden sevilme arzusu, yaşlanma karşısındaki kırılganlığı ve umutları karakteri insani hale getirir.
Kazancakis’in Zorba üzerinden anlattığı hayatı sonuna kadar yaşama düşüncesinin karşısında Hortense, hayatın başka bir gerçeğini temsil eder: Zaman geçer, insanlar değişir ve bazı insanlar geçmişte bıraktıkları hayatı yeniden bulmak ister.
Bu nedenle Madam Hortense, Zorba romanının yalnızca romantik yan karakterlerinden biri değil; yaşlanma, yalnızlık, aşk ve ölüm temalarının merkezinde duran önemli edebi figürlerden biridir.