Türkiye genelinde kış aylarında etkili olan kar yağışı ve artan yağış miktarı, hidroelektrik santrallerin üretim görünümünü yeniden gündeme getirdi. Hidroelektrik üretimde yalnızca yağış miktarı değil, karın yerde kalma süresi ve hava sıcaklıklarının seyri de belirleyici rol oynuyor.
Hidroelektrik santrallerde üretim, kışın biriken karın bahar döneminde kontrollü ve zamana yayılan şekilde erimesiyle zirveye ulaşıyor. Bu nedenle bahar ayları üretim açısından kritik önem taşıyor.
BAHAR AYLARI ÜRETİMDE BELİRLEYİCİ OLACAK
Hidroelektrik Santralları Sanayi İş İnsanları Derneği (HESİAD) Başkanı Elvan Tuğsuz Güven, geçen ay gerçekleşen kar yağışının hidrolojik üretim açısından önemli olduğunun altını çizdi. Güven, yağışların devam edip etmeyeceği, hava sıcaklıklarının nasıl seyredeceği ve buna bağlı olarak karların erime hızının üretimi doğrudan etkileyeceğini ifade etti.
Geçen yılın sektör açısından zorlu geçtiğini aktaran Güven, 2025’in yoğun kuraklık şartları nedeniyle HES’ler için zorlayıcı bir yıl olduğunu bildirdi. Son yıllarda yaşanan genel kuraklık trendinin de üretimi olumsuz etkilediğini söyledi.
Kar ve yağmur yağışının uzun süreli olması ve erime hızının düşük seyretmesi halinde bahar dönemindeki üretimin daha yüksek gerçekleşeceğini kaydetti.
SICAKLIK ARTIŞI KARIN KALICILIĞINI ETKİLİYOR
Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre 2014-2025 döneminde maksimum sıcaklık ortalaması 20,6 dereceye yükseldi. 1970-1980 döneminde ise bu ortalama 18,6 derece olarak kaydedildi. İki dönem arasındaki 2 derecelik farkın, karın yerde kalma süresi ve erime hızını değiştirdiği vurgulandı.
SU YÖNETİMİNDE ETKİN PLANLAMA VURGUSU
Su kaynaklarının daha etkin yönetilmesi gerektiği belirtildi. İçme suyu ve tarımsal sulamada kayıpların azaltılması, israfın önlenmesi ve kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiği bildirildi. Suyun paydaşlara dağıtımının yatırım verimi ve ekonomiye katkı odaklı yeniden planlanmasının önemine dikkat çekildi.
HES’LER ARZ GÜVENLİĞİNİN BEL KEMİĞİ
Hidroelektrik santrallerin enerji arz güvenliğinde önemli rol oynadığı ifade edildi. Kurulu gücün yaklaşık dörtte birini oluşturan hidroelektrik yatırımlarının uzun ömürlü tesisler olduğu belirtildi.
2024 yılında hidroelektrik üretim 73,1 teravatsaat ile toplam üretimin yüzde 21’ini oluşturdu. 2025 yılında ise üretim 57,2 teravatsaate gerileyerek payı yüzde 16’ya düştü.
Aynı dönemde termik kaynaklardan üretim 196,9 teravatsaatten 209,7 teravatsaate yükseldi. Toplam üretimdeki payı ise yüzde 57’den yüzde 59’a çıktı. Bu artışın doğal gaz ve kömür gibi fosil yakıtlı santrallere olan ihtiyacı artırdığı bildirildi.
HES üretimindeki artışın elektrik fiyatları ve enerji ithalat faturası üzerinde doğrudan ve olumlu etki oluşturduğu belirtildi. Hidroelektrik üretimin yükselmesi halinde ithal girdiye dayalı termik üretimin payının azalacağı, bunun da maliyetleri düşürücü ve ithalat faturasını sınırlayıcı etki yaratacağı kaydedildi.
Haber Merkezi

