Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Devletler Borçlandıkça Altın Neden Güçleniyor?

Devletler Borçlandıkça Altın Neden Güçleniyor?
Paylaş:
N

Borçla dönen bir dünyanın ilk kazananı, borcunu enflasyonla sessizce eritebilen ABD gibi devletler. İkincisi ise hiçbir devletin basamadığı altın. ABD’nin borcu 18 Ağustos’ta ilk kez 40 trilyon doları aştı ve Washington artık bu borcun faizine savunma bütçesinden fazla para ödüyor. Küresel borç da 2025 ortasında 340 trilyon dolara, yani dünya gelirinin 3-4 katına ulaştı. Böyle bir borcu taşımanın üç yolu var: vergiyi artırmak, harcamayı kesmek ya da parayı yavaş yavaş değersizleştirmek. İlk ikisi siyasi olarak zor; üçüncüsünün faturası ise seçmenin karşısına doğrudan bir vergi olarak çıkmaz.

Reel faiz, aldığınız faizden enflasyonu çıkardığınızda elinizde kalandır. Son elli yılda altının yönünü belirleyen de bu oldu. 1970'lerde faiz enflasyonun gerisinde kaldı ve ons altın 35 dolardan 1980 başında 850 dolara çıktı. Fed, 1980'de faizi %20 civarına çekti ve faiz 1990'lar boyunca enflasyonun önünde kaldı. Altın 250 dolar civarına geriledi ve yaklaşık yirmi yıl yerinde saydı. Sonra yön değişti. Fed, 2001'den itibaren faizi hızla düşürdü, 2008 krizinden sonra sıfıra indirdi ve 2015'e kadar orada tuttu; üstüne büyük ölçekli para basımı geldi. Enflasyon yüksek değildi ama özellikle kriz sonrasında faiz onun gerisinde bırakıldı. Altın 2001'deki 250 dolar civarından 2011'de 1.900 dolar civarına çıktı. Belirleyici olan enflasyonun yüksekliği değil, faizin ona yetişip yetişmediğiydi.

2022'de Rusya’nın dolar rezervleri dondurulduktan sonra devletler bir ders çıkardı: Başka ülkede tutulan rezerv dondurulabilir, kendi kasandaki altın dondurulamaz. Merkez bankaları o günden beri hızla altın biriktiriyor. Son dört yılda yılda ortalama 1.000 ton aldılar; önceki on yılda bu rakam 500 tondu. 2026'nın üçüncü çeyreğinde alım 321 tona çıktı. Çin, üçüncü çeyrekte 63 ton altın aldı; bunun 23 tonunu fiyatların gerilediği eylül ayında ekledi. Düşüşe rağmen süren bu alımlar, devletlerin para sistemine ilişkin riskleri ciddiye aldığını gösteriyor.

Bugün ABD enflasyonu 67 aydır üst üste %2 hedefinin üzerinde. Fed, eylülde faizi %3,75-4,00'a yükseltti, 28 Ekim’de sabit tuttu; piyasa aralıkta yeni bir artırımı güçlü ihtimal olarak görüyor. Altın ise ocaktaki zirvesinden 30 Ekim’e kadar yaklaşık %30 geriledi. Yükselen faiz beklentileri, faiz getirisi olmayan altının cazibesini azaltırken güçlenen dolar da fiyat üzerinde baskı oluşturdu. 2011-2015 arasında da benzer bir düşüş yaşanmıştı; altın o kaybı telafi edip yeni zirveye ulaşana kadar yıllarca bekledi. Bence devletler borçlarını eritmek için enflasyonu bilerek tercih ediyor. Bu strateji kusursuz değil: Yatırımcılar paranın değer kaybedeceğini sezdikçe tahvil için daha yüksek faiz ister ve borçlanma pahalanır. Ama faiz artışları geçici bir müdahalenin ötesine geçmezse faiz yeniden enflasyonun gerisine düşer.

Elbette altın bu süreçte yıllarca kaybettirebilir; 1980'den sonra yirmi yıl boyunca yerinde saydı. Ama asıl soru altının bugün kaç dolar olduğu değil, borcu bu kadar ağır devletlerin paralarının satın alma gücünü korumayı ne kadar göze alabileceği.

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı