Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Fed'in Kararı Neden Benim Cüzdanımı Etkiliyor?

Fed'in Kararı Neden Benim Cüzdanımı Etkiliyor?
Paylaş:
N

Faizin enflasyonun gerisinde kalmasından yarar sağlayabilenlerden biri de borcunu enflasyonla eritebilecek olan ABD devletinin kendisidir. Bu borç 18 Ağustos'ta ilk kez 40 trilyon doları aştı, son on yılda ikiye katlandı ve Washington artık bu borcun faizine savunma bütçesinden daha fazla para ödüyor. Kısa vadede yeni tahvil alacak yatırımcılar daha yüksek getiri bulurken kârını artıran teknoloji şirketleri de öne çıkıyor. Türkiye'de borçlanma maliyetini Merkez Bankası belirliyor, ama dünyada birikim ve ticaret dolarla döndüğü için Fed'in kararı Ankara'daki cüzdana da ulaşıyor.

Fed 16 Eylül'de faizi 0,25 puan artırıp %3,75–4,00 aralığına çekti. Bu, üç yılı aşkın sürenin ilk artırımı. Aynı ay enflasyon %3,4'ten %3,7'ye çıktı. Reel faiz, aldığınız faizden enflasyonu çıkardığınızda elinizde kalandır ve bugün bu fark sıfıra yakın. Enflasyonu aşağı inen bir yürüyen merdiven, faizi de sizin yukarı yürüme hızınız gibi düşünün. Yerinizde kalmak için bile en az merdiven kadar hızlı yürümeniz gerekiyor. Ücret artışı %3 civarında kalan tipik ABD'li çalışan ise basamak basamak geriye gidiyor.

Kısa vadede tablo net: Faiz yükselince yeni tahvil alacaklar için sunulan getiri cazipleşiyor ve riskli varlıklardan çıkış baskısı artıyor. Ancak elinde sabit faizli tahvil tutanlar için aynı yükseliş, tahvilin piyasa değerinin düşmesi anlamına gelebiliyor. 10 yıllık ABD tahvil faizi bir yıl önce %4,05'teydi; 7 Ekim'de %5,36 ile 2002'den bu yana en yüksek seviyeyi gördü, şimdi %5,1 civarında. Tahvilin bu kadar getiri sunduğu bir ortamda kendi başına getiri üretmeyen altın ve gümüş zayıfladı, ayakta kalabilen yalnızca kârını artıran teknoloji şirketleri oldu. Faturayı ise en çok konut ve araba kredisi çekmek isteyenler ödüyor. Ama bu tablonun ömrü, faizin enflasyonu ne kadar süre geride bırakabileceğine bağlı.

Ekimde yeni bir artırım gelse bile Fed, faizi uzun süre enflasyonun belirgin biçimde üstünde tutmakta zorlanabilir. 40 trilyon dolar borcu olan bir devlet için enflasyon, borcun gerçek yükünü azaltan sessiz bir çıkış kapısına dönüşebilir. Beyaz Saray'ın eylül verisine rağmen enflasyonu düşük bulması da bu açıdan dikkat çekicidir. Piyasa da geleceği fiyatlıyor: 10 yıllık tahvilin bugünkü enflasyonun yaklaşık 1,5 puan üstünde getiri sunması, yalnızca mevcut enflasyonu değil, gelecekteki faiz beklentilerini ve yatırımcıların belirsizlik karşısında istediği ek getiriyi de yansıtıyor. Bugün masada bir pazarlık var; tahvil sahipleri daha yüksek getiri istiyor, Washington ise daha ucuz borç. Bu pazarlıkta yüksek faizin maliyetini her gün hisseden borçlunun önce göz kırpması şaşırtıcı olmaz.

Tarih bu filmi daha önce gösterdi. 1970'lerde faiz uzun süre enflasyonun gerisinde kaldı ve ons altın 35 dolar civarından 1980 başında 850 dolara çıktı. 1980'de Fed, faizi %20 civarına, enflasyonun çok üstüne çekince altın iki yılda değerinin yarısından fazlasını kaybetti. Altını yükselten enflasyonun kendisi değildi, faizin enflasyonun gerisinde kalmasıydı. Para alım gücünü sessizce kaybederken gerçek varlıklar yeniden konuşulur hâle gelir, ama bu varlıklar sabır ister ve arada sert düşüşler yaşar.

Borsalar rekor kırsa da kazanç birkaç büyük şirkette toplanıyor; sıradan vatandaş ise kararın sonucunu yalnızca cüzdanında hissediyor. Türkiye'de bu dersi pahalı öğrendik: Mevduata yüzde 40 faiz alırken enflasyon yüzde 60 olduğunda, hesaptaki rakam büyüse de paranın aldığı şey küçüldü. Şimdi benzer bir sınav dolar için başlıyor. Birikiminizi korumak için bakmanız gereken şey, faizin ne kadar yüksek olduğu değil, enflasyonun önünde olup olmadığıdır.

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı