Sevgili okuyucularım,
Bir fotoğrafı silmeden önce bazen yalnızca kendimize bakıyoruz. Yanımızdaki insan içtenlikle gülmüş, güzel bir akşamın hatırası olmuş… Bizim gözümüz, yüzümüzde beğenmediğimiz o küçük ayrıntıda.
“Bunu paylaşmayalım, ben kötü çıkmışım.”
Belki gerçekten hoşumuza gitmeyen bir fotoğraftır. Her fotoğrafı sevmek zorunda değiliz. Ama hiçbirini beğenmemeye başladığımızda, aynanın karşısında da aynı huzursuzluğu duyduğumuzda, kendimize biraz daha dikkatle bakmak gerekiyor. Bu defa kusur bulmak için değil; neden kendimize bu kadar zor beğeni verdiğimizi anlamak için.
Çünkü insanın kendi yüzüyle arasının açılması üzücü.
Bugün bir ekranda birkaç dakika geçirmek, görünüşümüzle ilgili uzun bir yapılacaklar listesi çıkarmaya yetebiliyor. Kaşımızın şekli, saçımızın rengi, cildimizin dokusu, dudaklarımızın dolgunluğu… Daha sabah evden çıkarken içimize sinen hâlimiz, öğleden sonra bize eksik görünmeye başlayabiliyor.
Üstelik ölçü sürekli değişiyor. Dün beğendiğimiz makyaj bugün fazla bulunuyor. Saçımızı uzatırken kısa saç moda oluyor. Dolabımızın yarısıyla yeni barışmışken bu kez başka renkler konuşuluyor.
Bazen gardırobun değil, gündemi takip eden zihnimizin dinlenmeye ihtiyacı var.
Ben imaj konusuna bakarken önce insanın nasıl bir hayat yaşadığını düşünürüm. Gününü nerede geçiriyor? Nasıl hareket ediyor? Hangi kıyafetin içinde kendini rahat ifade edebiliyor? Nasıl görünmek istiyor ve bu isteğin ne kadarı gerçekten kendisine ait?
Bunları konuşmadan yalnızca “Şunu giyin, saçınızı böyle yapın” demek bana eksik geliyor.
Bir arkadaşınızın üzerinde çok beğendiğiniz ceket, sizin üzerinizde aynı duyguyu yaratmayabilir. Bunun sizde bir eksiklik olduğu anlamına gelmesi gerekmez. Belki kesimi size uygun değildir. Belki rengi yüzünüzde istediğiniz etkiyi vermiyordur. Belki de siz o kadar resmî görünmek istemiyorsunuzdur.
Denediğiniz kıyafeti çıkarabilirsiniz. Kendiniz hakkında kötü bir hüküm vermenize gerek yok.
Aynı şey saç ve makyaj için de geçerli. Kuaföre bir fotoğraf götürmek çok doğal. Hepimiz gördüğümüz bir şeyden ilham alabiliriz. Fakat o fotoğrafta saçın yanında ışık, çekim açısı, şekillendirme ve başka bir insanın yüzü de var. Bütün bunları tek bir kesimle aynaya taşımayı beklediğimizde hayal kırıklığına yer açıyoruz.
“Bunun bana uygun hâli nasıl olur?” diye sormak, çok daha güzel bir başlangıç.
Güzellik ve stil trendleriyle eğlenebiliriz. Yeni bir ruj denemek, yıllardır değiştirmediğimiz saçımıza farklı bir şekil vermek, alışık olmadığımız bir rengi giymek insana iyi gelebilir. Her değişimin arkasında kendini beğenmemek yoktur; bazen sadece heves vardır.
Ben o hevesin korunmasını isterim. Hazırlanırken duyduğumuz keyfin, sürekli yetişmemiz gereken bir göreve dönüşmemesini…
Örneğin bir davete giderken özenle giyindiniz. Fakat bütün akşam elbisenizi çekiştiriyor, otururken eteğinizi düşünüyor, yürürken ayakkabınızın acısını saklamaya çalışıyorsunuz. Birisi size bir şey anlatıyor, siz hâlâ üzerinizdekilerle meşgulsünüz.
Ayakkabınızla aranızdaki anlaşmazlığı bütün gece sürdürmek zorunda değilsiniz.
Şıklığın içinde rahatça nefes alabileceğimiz bir yer olmalı. Sohbete katılabilmeli, gülebilmeli, gerektiğinde eğilip düşen bir şeyi alabilmeliyiz. Kıyafetimizin içinde hayat devam edebilmeli.
İmaj ve zarafetin buluştuğu yer benim için biraz da burası. Kendimizle rahat olduğumuzda dikkatimizi karşımızdaki insana verebilmek kolaylaşır. Sürekli nasıl göründüğümüzü kontrol etmeden onun anlattığını dinleyebiliriz.
Bir insanı etkileyici bulmamızda böyle ayrıntıların da payı vardır. Bizi karşılayışının, sesindeki sıcaklığın, bir başkasına gösterdiği özenin… Fotoğrafa sığmayan, yan yana gelince fark ettiğimiz ayrıntılar.
Ne var ki kendimize bakarken bunları kolayca unutuyoruz. Bir dostumuzun yüzünde hiç önemsemediğimiz çizgiyi kendi yüzümüzde görünce büyütebiliyoruz. Başkasına yakıştırdığımız yaş alma hâlini kendimize bir türlü yakıştıramıyoruz.
Burada kendimize karşı biraz daha adil davranabiliriz.
Bakım yaptırmak, makyaj yapmak, saç boyatmak ya da bunları tercih etmemek kişisel kararlardır. Kadınların görünüşleri hakkında zaten çok fazla söz söyleniyor. Bir de birbirimizin tercihlerine not vermeyelim.
“Çok değişmişsin” derken sesimize ne koyduğumuzu düşünelim. “Yaşını hiç göstermiyorsun” iltifatının yanında, bir kadının yaşını göstermesinde neden sorun varmış gibi konuştuğumuzu da kendimize soralım.
Bazen iyi niyetle söylediğimiz bir cümle, karşıdaki insana yeni bir endişe bırakabiliyor.
Sevgili okuyucularım,
Kendimizi sevmek, her sabah aynada gördüğümüz her ayrıntıya hayran olmak zorunda olduğumuz anlamına gelmiyor. Bazı günler yorgun görüneceğiz. Bir saç kesimini beğenmeyeceğiz. Aldığımız bir kıyafetin bize uygun olmadığını sonradan anlayacağız. Bunların hepsi olabilir.
Yine de kendimize bakarken kullandığımız dil önemli. “Bana hiçbir şey yakışmıyor” dediğimizde, bir kıyafet denemesini bütün benliğimiz hakkında verilmiş bir karara çeviriyoruz.
Belki bir dahaki sefere yalnızca “Bu bana göre değil” demekle yetinebiliriz. Sonra başka bir şey deneriz. Konu orada kalır.
Bir gün dolabınızın önünde, herkesin önerdiği parçalar arasından yıllardır severek giydiğiniz bir şeyi çekip çıkarırsanız, hemen eski diye kenara koymayın. Onun içinde neden rahat hissettiğinizi düşünün. Belki kendinize ait tarzın bir ipucu oradadır.
Aynaya son kez bakıp evden çıkarken de yapılacak bütün düzeltmeleri zihninizde sıralamak yerine o akşam neyi yaşamak istediğinizi hatırlayın. Kiminle buluşacaksınız, ne konuşacaksınız, neye güleceksiniz?
Bir fotoğraf daha çekilecek belki. Bu kez ilk baktığınız şey yüzünüzdeki küçük ayrıntı olmayacak. O an ne kadar içten güldüğünüzü fark edeceksiniz.
Dilerim silmeye kıyamadığınız fotoğraflarınız çoğalır.
Haftanın Etkinlikleri
Sevgili okuyucularım, bu haftanın etkinliklerine de biraz göz atalım. Hayatın telaşına kısa bir mola verelim, telefonlarımızı bir kenara bırakalım ve ruhumuzu sanatla güzelleştirelim. Bazen güzel bir tiyatro oyunu, bazen bir konser, bazen de bir resim sergisinin karşısında geçirilen sessiz dakikalar, hayatımıza bambaşka bir anlam katar. İşte İstanbul’dan İzmir’e, Ankara’dan Antalya’ya ve bu hafta listemize eklediğimiz Samsun’a kadar sanatla buluşabileceğiniz etkinlikler…
İSTANBUL
Saraydan Kız Kaçırma – Opera
Tarih: 13 Ekim Salı
Saat: 20.00
Mekân: Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası
Bilet ve program: Devlet Opera ve Balesi
Ölü Canlar – Tiyatro
Tarih: 13–17 Ekim
Mekân: Mecidiyeköy Büyük Sahne
Saat: Seans bilgilerini bilet takviminden kontrol edebilirsiniz.
Bilet ve program: Sanat Cepte
Hayvan Temalı Resim Sergisi
Sanatçılar: Gülgün Çetin Kaya ve Mustafa Başarır
Tarih: 12–18 Ekim
Saat: 10.00’dan itibaren
Mekân: Kadıköy Belediyesi Sanat Galerisi A Salonu
Detaylar: Sergi bilgileri
İstanbul Modern’de Sergi Zamanı
Semiha Berksoy: Tüm Renklerin Aryası ve Panorama: Hayaller ve Yerler sergilerini ziyaret ederek sanatın farklı dünyalarını keşfedebilirsiniz.
Mekân: İstanbul Modern Sanat Müzesi
Ziyaret saatleri ve bilet: İstanbul Modern
İZMİR
Oyun Oyun İçinde – Tiyatro
Tarih: 13–17 Ekim
Mekân: Karşıyaka Ragıp Haykır Sahnesi
Saat: Güncel seans bilgileri için bilet takvimini kontrol edebilirsiniz.
Bilet ve program: Sanat Cepte
Anadolu Söylenceleri – Sergi
Tarih: 5–17 Ekim
Saat: 08.30–17.30
Mekân: İzmir Kültür Sanat Fabrikası, Arkeoloji ve Etnografya Müzesi
Ücretsiz ziyaret edilebilir.
Sır Sergisi
Tarih: 14 Ekim–12 Kasım
Saat: 08.30–17.30
Mekân: İzmir Resim ve Heykel Müzesi, Geçici Sergi Salonu
Sanatseverler için haftanın dikkat çekici sergi seçeneklerinden biri.
Türk Sanat Müziği Konseri
Tarih: 14 Ekim Çarşamba
Saat: 15.00–17.00
Mekân: İzmir Kültür Sanat Fabrikası, Arkeoloji ve Etnografya Müzesi
Etkinlik ücretsizdir.
Etkinlik ayrıntıları: İzmir Kültür Sanat Fabrikası
ANKARA
Bu da Geçer Ya Hu – Tiyatro
Tarih: 13–17 Ekim
Mekân: Şinasi Sahnesi
Saat: Güncel seans bilgileri için bilet takvimini kontrol edebilirsiniz.
Bilet ve program: Sanat Cepte
Kadınlar, Filler ve Saireler – Tiyatro
Tarih: 13–17 Ekim
Mekân: Küçük Tiyatro
Saat: Güncel seans bilgileri bilet takviminde yer alıyor.
Bilet ve program: Sanat Cepte
Kan Kardeşler – Müzikal
Tarih: 13–17 Ekim
Mekân: Akün Sahnesi
Saat: Seans bilgilerini etkinlik takviminden kontrol edebilirsiniz.
Bilet ve program: Sanat Cepte
ANTALYA
Taziye – Tiyatro
Tarih: 14–17 Ekim
Mekân: Haşim İşcan Kültür Merkezi, Devlet Tiyatrosu Sahnesi
Saat: Güncel seans bilgileri için bilet takvimini kontrol edebilirsiniz.
Bilet ve program: Sanat Cepte
Carmina Burana – Konser
Tarih: 13 Ekim Salı
Saat: 20.00
Mekân: Antalya Haşim İşcan Kültür Merkezi
Bilet ve program: Devlet Opera ve Balesi
SAMSUN
Antigone – Tiyatro
Tarih: 15 Ekim Perşembe
Saat: 20.00
Mekân: Samsun Büyükşehir Belediyesi Atakum Sanat Merkezi
Turhan Taşan Besteleri – Konser
Tarih: 16 Ekim Cuma
Saat: 20.00
Mekân: Atatürk Kültür Merkezi
Düzenleyen: Samsun Devlet Klasik Türk Müziği Korosu
Pinokyo – Çocuk Oyunu
Tarih: 17 Ekim Cumartesi
Saat: 10.30
Mekân: Atatürk Kültür Merkezi
Düzenleyen: Samsun Devlet Opera ve Balesi
Samsun etkinliklerinin ayrıntıları: Samsun Kültür ve Turizm Müdürlüğü
Sanatla, müzikle ve güzel karşılaşmalarla dolu bir hafta geçirmeniz dileğiyle… Unutmayın, kültür ve sanat yalnızca izlediğimiz ya da dinlediğimiz şeyler değildir; dünyaya bakışımızı da güzelleştirir.
Ben Ayça Kuru.
Zarafet, imaj ve iletişim uzmanı.
Asaletle kalın.