Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Karadeniz’de Denge Yeniden Kurulurken Türkiye Nerede Duruyor?

Karadeniz’de Denge Yeniden Kurulurken Türkiye Nerede Duruyor?
Paylaş:
N

Dış politikada bazen en güçlü ülke, en yüksek sesle konuşan değildir.

Bazen asıl güç, herkesin konuşmayı bıraktığı anda hâlâ iki tarafla da konuşabilmektir.

Rusya-Ukrayna savaşı başladığından bu yana Türkiye’nin Karadeniz’deki konumu tam olarak böyle bir sınavdan geçiyor.

Bir tarafta NATO üyeliği ve Ukrayna ile ilişkiler…

Diğer tarafta Rusya ile enerji, ticaret, turizm ve bölgesel güvenlik başlıklarında devam eden zorunlu bir diyalog…

Ankara yaklaşık dört yıldır bu iki gerçekliği aynı anda yönetmeye çalışıyor.

Bugün Karadeniz’de yaşanan son gelişmeler ise Türkiye’nin bu politikasını yeniden önemli hale getiriyor.

Karadeniz yeniden diplomasinin gündeminde

Son haftalarda Karadeniz’deki ticari gemilere yönelik saldırılar, savaşın deniz ticareti üzerindeki etkisini yeniden gündeme taşıdı.

Türk işletmesindeki gemilerin de saldırılardan etkilenmesi üzerine Ankara, Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisini Dışişleri Bakanlığı’na çağırdı.

Ancak Türkiye’nin açıklamalarında dikkat çeken nokta yalnızca protesto değildi.

Verilen esas mesaj, Karadeniz’de seyrüsefer güvenliğinin korunması ve savaşın ticari deniz trafiğini daha fazla etkilemesinin önüne geçilmesi gerektiğiydi.

Bu yaklaşım aslında Türkiye’nin savaşın başından beri izlediği politikanın devamı.

Taraf olmak yerine dengeyi korumaya çalışmak.

Çünkü Karadeniz Türkiye için yalnızca kuzeyindeki bir deniz değil.

Enerji yollarının, tahıl ticaretinin, güvenlik politikalarının ve küresel ticaretin kesiştiği stratejik bir alan.

Ankara’nın elinde önemli bir tecrübe var

Türkiye bu konuda sıfırdan başlamıyor.

2022 yılında Türkiye ve Birleşmiş Milletler’in girişimiyle oluşturulan Karadeniz Tahıl Girişimi, savaşın en yoğun dönemlerinden birinde Rusya ve Ukrayna’yı aynı mekanizmanın içerisinde buluşturmayı başarmıştı.

Yaklaşık 33 milyon ton Ukrayna tahılı bu sistem sayesinde dünya pazarlarına ulaştırıldı.

Anlaşma 2023 yılında sona erdi.

Ancak bugün benzer bir mekanizmaya yeniden ihtiyaç duyulabileceği konuşuluyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Türkiye’nin hem Moskova hem Kiev ile yeni bir tahıl düzenlemesi konusunda temas halinde olduğunu açıklaması bu nedenle önemli.

Çünkü mesele yalnızca tahıl değil.

Asıl mesele, savaş devam ederken bile bazı alanların savaşın dışında tutulup tutulamayacağı.

Türkiye’nin yeniden devreye girebileceği alan tam olarak burası.

Dünyanın gözü neden yeniden Karadeniz’de?

Rusya ve Ukrayna dünyanın önemli tahıl üreticileri arasında.

Karadeniz limanlarından yapılan ihracatta yaşanan her aksama yalnızca bölge ülkelerini etkilemiyor.

Asya’dan Afrika’ya kadar çok geniş bir coğrafyada fiyatları ve tedarik zincirlerini etkileyebiliyor.

Son dönemde bazı Asyalı alıcıların Karadeniz’deki sevkiyatların aksaması nedeniyle Avustralya ve Arjantin gibi alternatif pazarlara yönelmeye başlaması bunun küçük ama önemli bir örneği.

Bu yüzden Karadeniz’de güvenli ticaret yalnızca Rusya’nın, Ukrayna’nın veya Türkiye’nin meselesi değil.

Küresel bir mesele.

Ve Türkiye’nin coğrafi konumu burada diplomatik avantaja dönüşüyor.

Bir sözleşmeden çok daha fazlası: Montrö

Türkiye’nin Karadeniz denklemindeki ağırlığını anlamak için bir başka başlığa da bakmak gerekiyor:

Montrö Boğazlar Sözleşmesi.

1936 yılında imzalanan bu sözleşme yaklaşık doksan yıl sonra hâlâ Karadeniz’in güvenlik mimarisinin temel taşlarından biri.

Türkiye savaşın başlamasının hemen ardından Montrö’nün savaş zamanına ilişkin hükümlerini uyguladı ve savaş gemilerinin Türk Boğazlarından geçişini sınırlandırdı.

O gün teknik bir hukuk kararı gibi görünen bu adımın stratejik değeri bugün çok daha iyi anlaşılıyor.

Çünkü Karadeniz’in çok daha geniş bir askerî rekabet alanına dönüşmesinin önündeki önemli frenlerden biri Montrö oldu.

Türkiye de bu dengenin merkezindeki ülke olarak kaldı.

Bazen dış politikada gücün göstergesi yeni bir şey yapmak değil, elinizdeki mekanizmayı doğru zamanda doğru şekilde kullanabilmektir.

Türkiye’nin denge politikası kolay değil

Elbette Ankara’nın yürüttüğü politika eleştiriden muaf değil.

Rusya ile ilişkileri korurken Ukrayna’nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü desteklemek…

NATO üyesi olurken Moskova ile doğrudan iletişimi sürdürmek…

Ukrayna’ya destek verirken Rusya’ya yönelik bütün iletişim kanallarını kapatmamak…

Bunların hiçbiri kolay denklemler değil.

Fakat dış politika zaten çoğu zaman iyi ile kötü arasında seçim yapmak değildir.

Bazen iki zor seçenek arasında ülkenizin çıkarına en geniş hareket alanını bırakabilmektir.

Türkiye’nin Karadeniz politikasını da biraz böyle okumak gerekiyor.

Yeni bir fırsat doğabilir

Bugün yeniden tahıl koridorunun konuşulması Ankara açısından önemli bir diplomatik fırsat yaratabilir.

Eğer Türkiye Rusya ve Ukrayna arasında ticari gemilerin güvenliğine ilişkin yeni bir mekanizmanın kurulmasına katkı sağlayabilirse bunun etkisi tahıl ihracatının çok ötesine geçer.

Çünkü tarafların küçük bir konuda yeniden anlaşabilmesi, ileride daha büyük konuların konuşulabilmesi için de bir kanal oluşturabilir.

Barış görüşmeleri çoğu zaman büyük masalarda başlamaz.

Önce küçük konularda güven oluşturulur.

Bir geminin geçişi…

Bir limanın güvenliği…

Bir tahıl sevkiyatı…

Sonra aynı masada daha zor meseleler konuşulmaya başlanır.

Türkiye’nin geçmişte yaptığı tam olarak buydu.

Şimdi aynı rol için yeniden bir alan açılıyor olabilir.

Coğrafya bazen kader değil, avantajdır

Türkiye’nin dış politikadaki en büyük zorluklarından biri bulunduğu coğrafya.

Ama aynı coğrafya bazen en büyük avantajına da dönüşebiliyor.

Balkanlar…

Kafkasya…

Orta Doğu…

Akdeniz…

Ve Karadeniz.

Türkiye neredeyse bütün önemli bölgesel fay hatlarının kesiştiği noktada.

Bu durum krizlerden uzak kalmayı zorlaştırıyor.

Fakat krizlerin çözümünde masanın dışında kalmayı da neredeyse imkânsız hale getiriyor.

Bugün Karadeniz’de yaşanan gelişmelere baktığımızda Ankara’nın önünde aslında önemli bir tercih var:

Gerilimi yalnızca izleyen ülkelerden biri olmak…

Ya da tarafların yeniden konuşabileceği alanları oluşturan ülke olmak.

Türkiye geçmişte ikincisini yapabileceğini gösterdi.

Belki şimdi yeniden aynı diplomasiye ihtiyaç var.

Çünkü Karadeniz’in geleceğini belirleyecek olan yalnızca savaşın nasıl devam edeceği değil.

Savaş devam ederken diplomasinin ne kadar yaşayabileceği de olacak.

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı