Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Roma İzlenimleri ile İnsan Beyninin Gelişimi: Beynimiz Modernleştikçe Uygarlığımız Kazanıyor mu, Geriliyor mu?

Roma İzlenimleri ile İnsan Beyninin Gelişimi: Beynimiz Modernleştikçe Uygarlığımız Kazanıyor mu, Geriliyor mu?
Paylaş:
N

Roma'da taş döşeli bir sokakta yürürken ayağınızın altındaki tekerlek izleri iki bin yıllık bir trafiği anlatır. Köşedeki thermopoliumda, yani Roma usulü fast food dükkanında, tezgaha oyulmuş küplerde hâlâ mercimek ve zeytin izleri durur. Duvarlardan birinde bir aşk ilanı, diğerinde bir seçim propagandası, bir başkasında bir taraftar yazısı vardır. İnsan bir an duraklar: Biz değişmişiz gibi yapıyoruz ama graffiti bile aynı.

Roma'yı gezdikçe tablo büyür. Pantheon'un kubbesine bakarsınız, mühendislik dehası karşısında bugünün mimarları bile saygıyla eğilir. Su kemerleri, hukuk metinleri, kanalizasyon sistemi... Hepsi, bugünkü beynimizle neredeyse birebir aynı donanıma sahip bir beynin ürünü. Çünkü şunu net söyleyelim: Romada ölen mimarın beyni ile sizin beyniniz arasında hacim olarak neredeyse hiç fark yok. İkisi de yaklaşık 1350 santimetreküp. Nöron sayısı aynı, temel devreler aynı.

Değişen donanım değil, yazılımın çalıştığı çevre.

Romalı'nın beyni unutamama üzerine kuruluydu. Bilgi kıt, kayıt pahalıydı. Hatip saatlerce konuşmayı ezberler, mimar oranları kafasında taşırdı. Bellek, bir hayatta kalma kasıydı. Bugünün beyni ise unutma lüksüne sahip. Telefon numaralarını, yolları, tarihleri dışarıya devrettik. Bilim buna bilişsel boşaltma diyor. Kötü mü? Tam değil. Beyin yükten kurtulunca yaratıcılığa alan açıyor. Ama bedeli var: Derin odak zayıflıyor.

Roma'da dikkat dağınıklığı diye bir kavram yoktu. Tehlike somuttu: Vezüv'ün uğultusu, at arabasının sesi. Bugün tehlike soyut ama sürekli: Bildirimler, e-postalar, son dakika haberleri. Avcı toplayıcı atadan kalan alarm sistemi, yani amigdala, günde yüzlerce kez gereksiz yere ateşleniyor. Prefrontal korteks, yani karar verici, yorgun düşüyor. Romalı hukukçu bir davaya bir gün ayırırken, biz bir toplantıda üç sekmeyi aynı anda açık tutuyoruz. Çoklu görev sanıyoruz, aslında hızlı sekme değiştirip enerji yakıyoruz.

Peki bu gerileme mi?

Bir açıdan evet. Flynn etkisi denen, 20. yüzyıl boyunca IQ puanlarındaki düzenli artış, son yirmi yılda birçok ülkede durdu, hatta tersine döndü. Kelime haznemiz daralıyor, el yazımız köreliyor, yön bulma yetimiz navigasyona emanet. Sokakta karşılaştığımız gerçek yüzlerin mikro ifadelerini okumak yerine ekrandaki emojileri okuyoruz. Nöron sistemimiz, gerçek temas azaldıkça daha az çalışıyor.

Ama başka bir açıdan, uygarlık hiç olmadığı kadar kazanıyor. Romalı bilgiyi tek bir kütüphanede toplamak zorundaydı, yangın çıkınca kül oluyordu. Biz bilgiyi dağıtık bir bulutta tutuyoruz. Bir Romalı doktorun ömrü boyunca göreceği vaka sayısını, bugünün bir cerrahı bir yılda simülasyonda görüyor. Kolektif zekamız büyüdü. Bireysel beyin belki daha unutkan, ama bağlı beyinler ağı çok daha güçlü.

Asıl soru şu: Beyin modernleşmiyor, çevre beyne yeni bir rol biçiyor. Eskiden beyin bir depo idi. Şimdi bir işlemci olmaya zorlanıyor. Depo küçülüyor, işlemci yoruluyor.

Roma bize bir ders bırakıyor. İmparatorluk çöktüğünde su kemerleri hâlâ ayaktaydı ama onları tamir edecek organizasyon kalmamıştı. Teknoloji tek başına uygarlığı kurtarmıyor. Beyin de öyle. En parlak buluş, onu kullanacak dikkat, sabır ve emek olmadan atıl kalıyor.
Beynimiz modernleştikçe uygarlığımız hem kazanıyor hem geriliyor. Kazanıyor, çünkü bilgiye erişim demokratikleşti. Geriliyor, çünkü bilgiyi bilgeliğe çevirecek sessizlik azaldı.

Belki de yapılması gereken, Romalıların yaptığı gibi, taşa yazmak değil, zihne alan açmak. Günde yarım saat bildirimleri kapatıp Pantheon'un altında duran bir Romalı kadar sıkılabilmek. Can sıkıntısı, beynin kendini temizlediği andır.

Vezüv patladığında Pompei'lilerin kaçacak birkaç saati vardı. Bizim felaketimiz daha sessiz: Dikkatimizin küller altında kalması. Fark şu ki, bizim hâlâ seçim şansımız var.

Yorumlar
1 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Mustafa Öztürk
30.09.2026 17:54
Aşkın Hocam yine mükemmel bir yazı mükemmel bir bakış açısı olmuş emeğinize, ömrünüze, kaleminize sağlık
WhatsApp
İhbar Hattı