Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Türk Japon Vakfı'nda Cumhuriyet Bayramı Kutlamaları

Türk Japon Vakfı'nda Cumhuriyet Bayramı Kutlamaları
Paylaş:
N

Dünyada bazı milletler vardır, diğer bazı milletlerin kaderlerini kaderlerine bağlamıştır; Gordion düğümüyle çözülemeyecek kadar sağlam. Bayrakları hem al hem ak; motifleri evrenden: Ay-Yıldız-Güneş. Çok severler birbirlerini, uzakta olmalarına rağmen ve  görmeden görünmeden,  yürekten severek;  kadere, yazgıya, okyanusa, kilometrelerin üstüne çizgi çekerek…

Patron talimat verdi. Klasik olanlardandı. “Şuraya git, bunu çek, röportaj yap... Davetiye Whatapp’dan gelecek.” Nereye gideceğiz, ne diyeceğiz, orada kim bizi karşılayacak” hiç sorun değil, her şey organizedir; hayat nasılsa çizer.  “30 Ekim’de Türk Japon Vakfına gidilecek…  Manşet Haber olarak güzel  röportajlar yapın”. “Vayy arkadaş, büyük  şans bende ” demek gelir insanın içinden; tek milli piyango  biletinden tüm ikramiyeleri yani  hem amortiyi hem de en büyüğünü  kazanmış gibi.  “Türk gecesi olacakmış 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’na istinaden. Çocuk koroları, milli danslar da olacakmış” dedi Adam diğer 3 arkadaşına. Saat 17.00’de hareket olacaktı; önce insanlar sonra kamera, mikrofon ve çantalar itinayla hazırlandı.

Vakıf;  Çankaya Oran Panora karşısında güzel ağaçlık bir alanda idi. Adam ve arkadaşları tam vakıf önünde park yeri bulamadıkları için ilerdeki trafik lambalarının olduğu göbeğin kenarına park ettiler. Adam sağa sola baktı trafik polisi var mı? Her şeyle birlikte herkes sakindi. Polisçesi: asayiş berkemal. Sokaklar karanlığa eşlik eden sessizlikle doluydu. Eskiden buralarda insanları kovalayan sokak köpekleri olurdu;  onlarda cennet  berkemal. Güzel mi yoksa çirkinliği mi eksik bir Ankara akşamında küçük adımlarla yol almaya çalıştılar. Işığı, ağaçların ölmeye yakın sararmış yaprakları tarafından kapatılmış, düşenlerle ise barikat yapılmış dar kaldırımları paylaşarak dört arkadaş çoktan düşmüş yaprakları ezerek  ilerlemeye devam ettiler. Ta ki kırmızı Türk bayrağı tişörtler giymiş çocukları görene kadar.  Kapı önü cıvıl cıvıldı. Cumhuriyet çok neşeliydi bir çocuk kadar ve Cumhuriyet çok düşünceliydi çocuğun anneannesi kadar…

Kapıdan sessizce tek tek içeri girdi dört Arkadaş.  Adam “Yüzüne esen Cumhuriyet dalgasını içine çekti sessizce; daha kimse  tadını çıkarmadan.” Şöyle baktı Adam sağa sola insanları süzerek. Vakıf kurucusu Prof. Dr. Nejat Bora SAYAN beyefendiyle tanışmalı; soruları ile güzel bir iş çıkarmalıydı. Giriş lobisi kırmızı beyazdı Bir Türk bayrağı kadar asil Bir Japon bayrağı kadar soylu. Çok ses yoktu lobide… Zaten olmamalıydı; sadece Cumhuriyet konuşmalıydı şanlı bayrakların huzurunda. Koşuşturmalar vardı; birileri gelecek, birileri mutlaka bilmeli, diğer birileri bilgilendirilmeli ve öbür birileri karşılamalı her kim geliyorsa. Kapıda siyah bir Lexus durdu; içinden ince yapılı, çekik gözlü, “iki dirhem bir çekirdek”  bir Japon indi. Mütevazı yapısı her halinden belli idi. Yavaşça döner kapıya ilerledi. Döner kapı o gün içerdeki Cumhuriyet kokusunu dışarı salıp, memleketin  Ankara’sının havasına karıştırmak ile görevliydi. Aralarına karışmıştı; az sonra Adamın öğrendiğine  göre Büyükelçi Sn. Tamura MASAMİ’miş  Japon abi… Kenarda dururken ve bizi izlerken Prof. Dr. Nejat Bora SAYAN geldi. “Hoş geldiniz Sn. Büyükelçim.”  Adam ve Arkadaşları 80’li yılların Muppet Show’daki kuklalar gibi birbirlerine baktılar. “Aha” dedi  ağzı açık kocaman “ Bu da mı gol değil?” Tam önümüzde aslan gibi duruyor Cumhuriyet gününün iki adamı.

                                         

Selamlaşmalardan sonra VIP salonuna çay içmeye gittiler. Acı Rize çayına Kayseri kesme şeker karışmadan hemen sormalıydı Adam yetkiliye “Manşet Haber’den geliyoruz. Röportaj yapabilir miyiz?” Yetkili “Olur. İngilizce biliyor musunuz?”. “Evet” dedi ve içinden ekleyerek “Ben İngilizce bilirim o da beni çok iyi bilir, tanır yıllardır” şımarırcasına kolay kazanılmış zaferle… Adamın arkadaşları hızlıca İngilizce 5 soru hazırladılar. Büyükelçi AYT sınavına giren öğrenci gibi baktı heyecanla. Adama göre problem olmazdı hiçbir şey asla hayat akışında; hemen hızlıca bir röportaj yaptılar.

Röportaj sonrası salona geçtiler. Manşet Haber ekibi, Başkan Prof. Dr. Nejat Bora SAYAN için güzel bir fon seçtiler Japon kültüründen. İki benzersiz kültür için emekleri ve gayretleri çok kıymetli ve değerli idi Saygıdeğer Başkanımızın.

Az sonra Adamın koluna biri girdi.  Adam baktı büyükelçi idi. Çok az önce, tanıştığı ve sevdiği Japon büyükelçi kolunda duruyordu çok daha fazla severek Adamı.

29 Egim Cumhriyed Bagram… “Oh hayır bunu demeyi unuttamaz önceki röportajda” dedi İngilizce…

Adam “29 Ekim Cumhuriyet  Bayramı’nız kutlu olsun” dedi hızlıca şaşkınlıkla bakarak Büyükelçiye.

29 Egim Cumhurişyert Bagramınız “dedi heceleyerek “kutlu olsun” diye tamamladı Adam.

Adam; kalbindeki sevince ortak olan Büyükelçinin gözlerini süzdü “Nasıl gayret gösteriyor; bizim bayramımızın sevinci yarım kalmasın diye verdiği kelime savaşı; inanılmaz” diye düşündü adam. “Biz olsak” durdu Adam, “Abi  zaten adam bizden fazlasını yapıyor; bizden fazla milliyetçi, bizden fazla cumhuriyetçi… Daha ne olsun” düşüncelerini ekledi öncekilerine.

Tekrar bir deneme….

“Yimi Dokuz Eğim Cumhuriyet Bagramı kutlu olsun.”  “Vallahi oldu” dedi adam Türkçe. İkisi de sevindi ama bir şey eksikti bu güzel ikilinin muhabbetinde. Adam teşekkür edecek ama Google’dan Japoncaya hiç bakmamıştı  “teşekkür” kelimesi nedir nasıl söylenir. Hazırlıksız yakalanmıştı; gelirken bir iki Japonca kelime sıkıştırmamıştı belleğine.  İşte o an bütün futbol toplarını gördü kalesinde. Kornerden, orta sahadan, doksandan, penaltıdan, altı pastan ve diğer kale çizgisinden yediği golleri. Telefona baksa; sorsa Google’a çok ayıp olur  Saygıdeğer Japon’a. Çok eskiden seyretmeye doyamadığı Japon filmlerini hatırlamaya çalıştı: “Tokyo Hikayesi, Yedi Samuray, Lady Snowblood ve son olarak Quentin Tarantino’nun Kill Bill’ı”… Yok yok… Zaten lazım olunca hiç bir şey bulunmaz,  hatırlanmaz.  Sonra çizgi fimler “Dragon Ball, Candy Kız”… yok olmadı. Yine yokk….

Türk Japon sevgisine İngiliz müdahalesi geldi;  İngilizce teşekkür etti, kendini çok ezik hissederek Adam. Japon Büyükelçi hâlâ Cumhuriyet'teydi tüm benliğiyle; zaten asaleti ve zarafeti;  böyle basmakalıp teşekkür işleriyle uğraşmasına asla izin vermezdi. Adam, Türk Japon Vakfı’nda geçirdiği vakitten ötürü çok mutluydu, çok gururluylu ama çok mahcuptu.  Tanıdığı Japon Büyükelçinin Cumhuriyet’e verdiği önem, hassasiyet  takdire şayandı. Adam, program sonrası bilmediği kelimeyi vakıftan çıkar çıkmaz öğrendi ve hemen  oracıkta dillendirdi; ne yazık ki  Büyük Japon insanı oracıkta bulunmazken..

ありがとう閣下

Arigato  kakka  (Teşekkür ederim Ekselansları)

Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
WhatsApp
İhbar Hattı