Günlerdir Türkiye'de 456 bin kişinin fonlardaki 1 trilyona yakın parasının nasıl iç edildiği tartışılıyor. Bu tartışma çok uzun süreceğe benzer… Fatma Betül Sayan'lardan hesap sorulmadığı, es geçildiği sürece biz daha çok bu tartışmaları yaşarız.
AK Parti iktidarı boyunca kendi yandaşlarından hiç hesap sorduğunu gördünüz mü? Yandaşsan sorun yok. Her türlü soygun, her türlü ahlaksızlık es geçiliyor. Peki, iktidar kirli de ana muhalefet temiz mi?
Bir Sarıgül dosyası patladı; aman Allah'ım, ne vurgunlar, ne soygunlar… Bu yetmezmiş gibi bir de Mustafa Sarıgül'ün özel şoförünün sosyal medyada dolaşan itirafları kanımı dondurdu…
Mustafa Sarıgül, özel şoförünün ahlak sınırlarını aşan itirafları karşısında tek kelime etmiyor. Sadece "Veremeyeceğim hesabım yok." diyerek işin içinden sıyrılmaya çalışıyor. "Veremeyeceğim hesabım yok." diyerek Yeni Parti üyeliğini askıya alarak bu ahlaksızlığın üstünü kapatamazsın bay Sarıgül…
Et kokarsa tuz vururlar, tuz kokarsa çaresi yoktur. Bu siyaset çok kirlendi. Adeta lağım patladı…
Siyaset neden millete hizmet etme yarışından çıkıp güç ve çıkar mücadelesine dönüştü? Doların, yani paranın hâkim olduğu, akla hayale bile gelmeyen her şeyi satın aldığı bir dünyada kirlenenin önüne geçmenin çok zor olduğu herkes tarafından bilinen bir gerçek; ama yine de yapılacak çok şey var. Et kokarsa tuz vururlar, tuz kokarsa yapılacak bir şey yoktur. Tuz koktu ama kurtarabiliriz… Nasıl mı?
Siyaseti temizlemenin yolu önce hukukun üstünlüğü, şeffaflık, liyakat, bağımsız denetim ve hesap verebilirlikten geçer. Bu yalnızca güzel sözler olarak kalmamalı, uygulamada hayata geçirilmelidir. Herkes hesap vermeli ve herkesten de hesap sorulmalıdır. Eğer bunları yapamazsak daha çok vurgun yeriz. Gelin el ele verelim; bize emanet edilen bu güzel vatanın kirletilmesine daha fazla göz yummayalım…