Dilin yalnızca bir iletişim aracı olmadığı, toplumların kimliğini ve geleceğini şekillendiren stratejik bir unsur olduğu tartışması yeniden gündemde. Ankara Üniversitesi TÖMER Müdürü Timur Gültekin, Manşet Haber TV’ye yaptığı değerlendirmelerde Türkçenin yaygınlaştırılmasının sadece eğitim değil, aynı zamanda kültürel süreklilik ve ulusal aidiyet meselesi olduğunu vurguladı.
TÖMER 40 YILI AŞAN BİRİKİMLE 22 DİLDE EĞİTİM VERİYOR
Ankara Üniversitesi TÖMER’in 1984 yılında yabancılara Türkçe öğretmek amacıyla kurulduğunu hatırlatan Gültekin, kurumun bugün 22 farklı dilde eğitim veren yapıya ulaştığını belirtti. Uluslararası akreditasyona sahip bir araştırma ve uygulama merkezi olan TÖMER’in, özellikle yabancılara Türkçe öğretimi alanında güçlü bir kurumsal hafıza taşıdığına dikkat çekti.
TÜRKÇE SADECE DİL DEĞİL, KÜLTÜREL DEVAMLILIK ARACI
Dil eğitiminin yalnızca öğretim faaliyeti olarak değerlendirilemeyeceğini ifade eden Gültekin, Türkçenin yurt dışında daha fazla kişiye ulaştırılmasının kültürel süreklilik açısından kritik olduğunu belirtti. Bu sürecin planlı ve güçlü şekilde yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Gültekin, “Kim dilini öğretiyorsa o toplumlar gelecekte var olacak” dedi.
DİL, MEDENİYETİ KURAN ANA YAPI
Dilin insanlık tarihindeki rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gültekin, dili bir “devrim” olarak tanımladı. İnsanların dil sayesinde yalnızca günlük ihtiyaçlarını değil; geçmişi, geleceği ve soyut kavramları aktarabildiğini belirten Gültekin, devlet, ulus ve din gibi toplumsal yapıların da dil üzerinden kurulduğunu ifade etti.
Gültekin, “insanların yalnızca tehlike ya da ihtiyaç bildirmekle kalmadığını; düşünce, duygu, hikâye ve inanç üretebildiğini” söyledi.
KORECE VE JAPONCA YÜKSELİŞTE
TÖMER bünyesinde Türkçe dışında dillere olan talebin dönemsel olarak değiştiğini aktaran Gültekin, son dönemde Koreceye yoğun ilgi olduğunu belirtti. Bu ilgide popüler kültürün etkili olduğunu ifade eden Gültekin, Japoncaya yönelik talebin de güçlü seyrettiğini söyledi. Romenceye yönelik dikkat çekici artış yaşandığını da sözlerine ekledi.
YAPAY ZEKA DİL EĞİTİMİNİ BİTİRİR Mİ?
Yapay zekâ destekli çeviri teknolojilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gültekin, bu gelişmelerin dil eğitimini ortadan kaldırmayacağını belirtti. İletişimin yalnızca kelime aktarımıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Gültekin, anlamın; göz teması, yüz ifadesi ve kültürel bağ ile tamamlandığını ifade etti.
ANTROPOLOJİ UYARISI: İNSANI ANLAMADAN GELECEK OKUNAMAZ
Antropolojinin yalnızca geçmişi inceleyen bir alan olmadığını belirten Gültekin, bu disiplinin insanı bütün yönleriyle ele alan kapsamlı bir yaklaşım sunduğunu söyledi. Yapay zekâ ve teknolojik dönüşümün hız kazandığı bir dönemde insanı merkeze almayan analizlerin eksik kalacağını vurgulayan Gültekin, “Antropoloji kadar disiplinler arası ve insanı her yönüyle inceleyen bir bilim dalı daha yok.” ifadelerini kullandı.
İKLİM KRİZİ YENİ GÖÇ DALGALARINI TETİKLEYEBİLİR
Göç ve iklim değişikliği konularına da değinen Gültekin, insan hareketliliğinin tarih boyunca sürdüğünü belirterek, göçün doğru politikalarla yönetilmesi gerektiğini ifade etti. Küresel ısınmanın yeni göç dalgalarına yol açabileceğine dikkat çeken Gültekin, bu sürecin ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.
İNSAN, TOPLUM VE GELECEK AYNI EKSENDE
TÖMER’in kurumsal çerçevesiyle başlayan açıklamalar; dil, kimlik, antropoloji, göç ve teknoloji başlıklarını aynı eksende buluşturdu. Ortaya çıkan tablo, değişen dünyada yalnızca teknolojinin değil; insanı, toplumu ve kültürel sürekliliği doğru okuyan yaklaşımların belirleyici olacağını gösterdi.