SON GELİŞMELER
Bize Ulaşın

Dil Seçimi

Müsavat Dervişoğlu: 'Güvenlik ve refah önceliğimiz'

Haber görseli

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Anadolu coğrafyasında yaşam iddiasının süreceğini ve bu doğrultuda güvenlik ihtiyacının her zaman devam edeceğini söyledi. Dervişoğlu, devlet anlayışında özgürlüğü güvenliğe, güvenliği refaha, refahı ise adalet veya huzura tercih etmek gibi bir yaklaşım olmadığını vurguladı. “Devlet anlayışında denge, devletin gücünde ve toplumsal meşruiyette istikrarı sağlayacaktır” diyen Dervişoğlu, güvenliğin öncelenmesinin yanı sıra adalet, hak ve fırsat eşitliğinin de ihmal edilmemesi gerektiğini kaydetti.

DEĞİŞEN DÜNYA KOŞULLARINA UYUM ZORUNLULUĞU

Dervişoğlu, Ukrayna, Gazze ve İran’da yaşanan krizlerin gösterdiği gibi karamsarlığın çözüm olmadığını belirtti. Hızla değişen uluslararası konjonktürde, geçmişte evrensel norm olarak kabul edilen birçok ilkenin göz ardı edildiğini, uluslararası hukukun itibarsızlaştırıldığını ve küresel ticaretin koruma duvarlarıyla sınırlandırıldığını ifade etti. Bu ortamda güvenlik kaygılarının doğal olarak yükseldiğini söyleyen Dervişoğlu, çatışma alanlarının en uzağında olduğu varsayılan devletlerin bile askeri harcamalarını artırmak zorunda kaldığını kaydetti. Dervişoğlu, diplomatik kuralların yok sayılmasının sıcak çatışmaları önlemeyi daha da zorlaştırdığını vurguladı.

TOPLUMSAL DAYANIŞMA VE MİLLİ EGEMENLİK

Dervişoğlu, kitlesel göç, dijital manipülasyon, çevre ve iklim sorunları gibi tehditlerin artık yalnızca belli bölgeleri değil, tüm coğrafyaları etkilediğini söyledi. Sosyal ve ekonomik güvencelerden yoksun kalan kitlelerin bu tehditlere karşı korunmak için devlet kapasitesine, toplumsal dayanışmaya ve milli egemenliğe yöneldiğini belirtti. ABD’de Trump’ın, Avrupa’da ise İtalya, Macaristan, İngiltere ve Almanya’da alternatif sağ partilerin yükselişinin bu güvenlik ve dayanışma ihtiyacından kaynaklandığını ifade eden Dervişoğlu, Türkiye’nin de değişen konjonktüre uygun ve rasyonel politikalar üretmesi gerektiğini söyledi.

GÜÇLÜ VE RASYONEL HÜKUMET İHTİYACI

Dervişoğlu, güvenliğin öncelendiği dönemde hükümetlerin ellerindeki gücü partizanca kullanma riskinin arttığını vurguladı. Güvenlik kaygılarının öne çıkmasının toplumları hem korkuttuğunu hem de hükümet propagandasına açık hâle getirdiğini söyledi. Bu durumun kutuplaşmayı artırabileceğini belirten Dervişoğlu, iç siyasetin dış siyaseti etkileyerek ülkeyi kırılgan hâle getirdiğini ve bu tabloda kazananın genellikle yayılmacı, yıkıcı unsurlar olduğunu ifade etti.

MİLLİ KİMLİK VE TOPLUMSAL BÜTÜNLÜK

Dervişoğlu, krizlere çözüm ararken milli kimliği ve milliyetçiliği dışlamanın hatalı olduğunu söyledi. Küreselleşme ve çok kültürlülük uğruna ulus ve ulus devletin göz ardı edilmesinin devasa eşitsizlikler ve toplumsal bozulmaya yol açtığını belirtti. Bu nedenle devlet anlayışında hukuki eşitlik, cinsiyet eşitliği ve fırsat eşitliğinin bir bütün olarak uygulanmasının zorunlu olduğunu kaydetti.

EKONOMİ VE KALKINMADA ÜRETİMİN ÖNEMİ

Dervişoğlu, refah ve kalkınmanın güvenlik kadar önemli olduğunu vurguladı. Ülkenin kalkınma politikasının sadece finans veya rant odaklı olmaması gerektiğini söyleyen Dervişoğlu, “Kalkınmayı üretimden ayırmamak esastır. Yüksek katma değerli teknoloji ve sanayi üretimi ile gelişmiş tarım kapasitesine ihtiyaç vardır” dedi. Ayrıca, uluslararası ticaretin bağımlılıklarını azaltmanın ve ülkenin karşılaştırmalı üstünlüğünü avantaja çevirmenin önemine değindi ve topyekun kalkınma paradigmasının gerekliliğini vurguladı.