Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından İstanbul’da düzenlenen Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi (STRATCOM) 2026 kapsamında, “Bölgesel Gerilimlerden Küresel Kırılmalara: İran Savaşı’nın Stratejik Yansımaları” başlıklı panel gerçekleştirildi. SETA Washington Koordinatörü Dr. Kadir Üstün’ün moderatörlüğünde yapılan panelde, uluslararası uzmanlar ABD-İsrail ile İran arasındaki gerilimi farklı yönleriyle değerlendirdi. Panelde konuşan MİA Başkan Yardımcısı Dr. Hakkı Uygur, “İran’dan ve ABD ile İran ilişkilerinden bahsedildiğinde, öncelikle 1953’ü konuşmamız gerekir. O darbe, İran’da büyük bir güvensizliğe yol açtı” dedi ve bu olayın sonraki yıllarda muhalefeti radikalleştirdiğini anlattı.
TARİHSEL KÖKENLER VE İRAN’IN TEPKİLERİ
Uygur, 1953 darbesinin ardından Muhammed Rıza Şah’ın 25 yıl boyunca ülkeyi mutlak güçle yönetme şansı bulduğunu belirtirken, “Darbeden sonra yalnızca İslamcılar değil, birçok grup radikalleşti ve silahlı oluşumlar ortaya çıktı. Bu gruplar intikam almak için ABD’ye saldırdı” dedi. Panelde ayrıca Crisis Group İran Projesi Direktörü Dr. Ali Vaez de konuşarak, “ABD’nin 2015 nükleer anlaşmasından çekilmesi, İran açısından süreci oldukça karmaşık hale getirdi. İran sadece pazarlık yapmak istiyor” ifadelerini kullandı. Uygur, ABD ile müzakerelerdeki güven eksikliğine dikkat çekerek, “Trump ve Amerikan yönetimi, Kasım Süleymani’nin öldürülmesi gibi adımlarla İran nezdinde güvenilmez bir pozisyon aldı. Bu, taraflar arasında köklü bir güvensizlik yarattı” dedi.
SAVAŞ, MÜZAKERE VE BÖLGESEL RİSKLER
Uygur, tarafların stratejik duruşunu koruduğunu ve sahada askeri gerilimin arttığını belirtirken, “Bir aydır devam eden bu savaşın ortaya çıkması için sebeplere baktığımızda, 12 Gün Savaşı’nın bir devamı olduğunu görüyoruz. ABD ‘Öne sürdüğümüz her şeyi kabul edeceksiniz’ derken, İran buna karşılık veriyor ve ‘Stratejik durumumu değiştiremeyeceksiniz’ diyor” dedi. Prof. Dr. Murat Yeşiltaş ise savaşın bölgesel boyutuna dikkat çekerek, “Bu stratejik bir kabus ve yalnızca ABD-İsrail ve İran ile sınırlı kalmayacak. Türkiye’nin önceliği savaşı önlemek ve Körfez ülkelerinin çatışmaya dahil olmasını engellemektir” ifadelerini kullandı. Alterman da, “ABD ve İran arasında güven ilişkisinin eksikliği, tarafların davranışlarını şekillendiren en önemli faktör” dedi ve panelde bu güvensizliğin süreci nasıl olumsuz etkilediğini vurguladı.
UZMANLARDAN UYARI: BÖLGESEL İSTİKRAR RİSK ALTINDA
Panelde konuşan uzmanlar, mevcut çatışmanın yalnızca taraflarla sınırlı kalmayabileceğini, Körfez ülkelerinin stratejik altyapılarının risk altında olduğunu belirtti. Yeşiltaş, “Bunun Körfez savaşına dönüşmesi, olayın farklı bir yere gitmesine neden olabilir” derken, Vaez de İran’ın müzakereye açık olduğunu, ama güven eksikliğinin anlaşmaları zorlaştırdığını ifade etti. Uygur, panelde son olarak, “Müzakereler devam ederken sahadaki gerginlik artıyor. Umman’da yürütülen görüşmeler savaşın önünü tamamen kesemedi” dedi.