Gazeteci Nedim Şener, CHP Genel Başkanı Özgür Özel hakkında açtığı davada verilen manevi tazminat kararının kesinleştiğini açıkladı. Mahkeme, kişilik haklarına saldırı gerekçesiyle verilen 30 bin TL’lik tazminat hükmünü onarken, toplam ödeme tutarının masraflarla birlikte 88 bin lirayı aştığı ve icra sürecinin başlatıldığı bildirildi.
TAZMİNAT KARARI ONANDI, İCRA SÜRECİ BAŞLATILDI
Şener, yaptığı açıklamada, Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 20 Aralık 2024 tarihinde verdiği 30 bin TL’lik manevi tazminat kararının, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi tarafından 11 Mart 2026 tarihinde onandığını belirtti. Kararın “basın yoluyla kişilik haklarına saldırı” gerekçesiyle verildiği ifade edildi. Şener, gecikme faizi ve mahkeme masraflarıyla birlikte toplam tutarın 88 bin 253 lira 19 kuruşa ulaştığını aktardı.
Şener, kesinleşen kararın ardından Özel hakkında icra sürecini başlattığını belirterek, ödemenin icra yoluyla tahsil edileceğini ifade etti.
SÜREÇ 2022'DEKİ AÇIKLAMALARA DAYANIYOR
Nedim Şener'in açıklamalarına göre süreç, 2022 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan açıklamalara dayanıyor. Şener, davaya konu olan süreci Hürriyet'teki köşesinde şöyle anlattı:
"Bilindiği gibi PKK terör örgütü 26 Eylül 2022 günü Mersin Mezitli Polis karakoluna bir saldırı gerçekleştirmişti. Saldırıda adı geçen PKK’lı teröristlerden “Zozan Tolan” kod adlı Dilşah Ercan’ın, CHP’nin 2013’te hazırladığı raporda “tutuklu gazeteci” olarak yer alması büyük bir tartışma yarattı.
CHP’li Özgür Özel, Veli Ağbaba ve Nurettin Demir’in 2013 yılında yayınladığı “Tutuklu Gazeteciler Raporu”nda PKK’lı teröristlerin isminin bulunduğunun ortaya çıkması üzerine Özgür Özel, kendisini temize çıkarmak için benim adımı kullanarak üç kez “Nedim Şener’le de görüşülmüş” yalanını söyledi. Aynı gün rapor kapsamında benimle görüşme yapılmadığını, bu yanlışı benim üzerimden aklayamayacağını söyledim. Çünkü ben 12 Mart 2012’de cezaevinden tahliye olmuştum, rapor ise 2012 Aralık-2013 Ocak döneminde hazırlanmış, 2013 yılı Temmuz ayında ise kamuoyuna açıklanmıştı. Yani rapor kapsamında benimle görüşüldüğü iddiası Özgür Özel’in ortaya attığı basit bir yalandan ibaretti.
Yalanı ortaya çıkan Özgür Özel, CHP Grup Başkan Vekili sıfatıyla ikinci gün yine TBMM’de basın toplantısı düzenleyip, Ergenekon Terör Örgütü kumpası nedeniyle Silivri Cezaevi’nde tutuklu olduğum dönemde, 9 Ağustos 2011’de cezaevinde yaptığımız sıradan bir ziyareti gündeme getirerek, sanki rapor hakkında görüştüğümüz algısını yaratmaya çalıştı. Oysa sıradan bir ziyarette ve konuştuğumuz konular da tutuklanma sebebim, verilen yemeklerin yağlı olması, kitapların eksik olması ve infaz koruma memurlarının davranışlarından herhangi bir şikayetim olmaması gibi konularla sınırlıydı."
"ÇİRKİN BİR İFTİRA ORTAYA ATTI"
"Benimle bu rapor için ne cezaevinde ne tahliye olunca görüşüldüğü halde, yalanı örtmek için görüşüldüğünü ispatlamak için tam üç gün TBMM kürsüsünde zıplaya zıplaya iftiralar atıp durdu. Ben yalanlarını ortaya koydukça o hızını alamadı ve şimdi ceza aldığı o çirkin iftirayı ortaya attı. Konuyu, hazırladıkları raporda bir PKK’lının ismine yer vermesinden benim üzerime çevirdi. Kendince bir oyuna girişti ve benim asla söylemediğim, “yazsanız iyi olur” dediği bir konudan söz etti. Sözde ben, Özgür Özel’e “Benim Fetullah Gülen’le bir meselem yok, çocuğumu onların okullarına verebilirim” dediğim yalanını ortaya attı. Elbette besleme medyası hemen devreye girdi ve yıllardır mücadele ettiğim FETÖ için kullanmadığım sözleri sarf ettiğim yalanını söyledi."
MAHKEME GEREKÇESİ: "İDDİALAR İSPATLANAMADI"
İstinaf mahkemesi kararında, dava konusu ifadelerin gerçekliğinin ispatlanamadığı ve bu durumun kişilik haklarına saldırı oluşturduğu değerlendirmesine yer verildi:
"Gerçekliği kanıtlanmayan olgu isnadı niteliğindeki beyanlar kişilik haklarına saldırı oluşturur. Dava konusu konuşma içeriğinden, davacı hakkındaki iddiaların gerçek olmadığı, hukuka uygunluk sınırları içerisinde kalmadığı, gerçek olmayan beyanların yayınlanması ifade özgürlüğü ilkelerine ve hukuka aykırı olup davacının kişilik haklarına saldırı oluşturacağı hususunun AYM ve AİHM kararlarında da sabit olduğu, dosya içeriğinden davalının davacıyla arasındaki davaya konu söylemlerin doğru olduğu iddiasını ispat edemediği, somut uyuşmazlıkta kullanılan ifadelerin haksız fiil teşkil ettiği ve davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir."