SON GELİŞMELER
lösev
Bize Ulaşın

Dil Seçimi

Nükleer geri mi dönüyor? Yapay zeka çağında enerji denklemine dikkat

Haber görseli

Ankara Üniversitesi Yapay Zeka ve Veri Mühendisliği Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Fethi Candan, yapay zeka ve veri merkezlerinin büyüyen elektrik ihtiyacının enerji sistemleri üzerindeki etkisini Enerji Haber’e değerlendirdi. Candan, ABD örnekleri üzerinden yaptığı analizde, tartışmanın “klasik baz yük santrali”nden çok kesintisiz temiz güç, şebeke yatırımı ve esneklik başlıklarında yoğunlaştığını vurguladı.

AI’IN ENERJİ TALEBİ ARTIYOR

Candan’a göre veri merkezleri 7/24 çalıştığı için baz yüke benzetiliyor fakat bugün daha doğru yaklaşım “baz yük” yerine “temiz ve güvenilir (clean firm) güç + şebeke altyapısı + esneklik” üçlüsü. Çünkü zorunluluk yalnızca tüketimin artmasından değil, üç kritik kısıttan doğuyor:

GÜÇ YOĞUNLUĞU VE YEREL KÜMELENME: Ülke genelinde küçük görünen yük, belirli bölgelerde yığılınca trafo, iletim hattı ve bağlantı kapasitesinde tıkanma yaratabiliyor.

KESİNTİSİZLİK VE GÜÇ KALİTESİ: AI kümeleri (GPU/TPU) ani yük değişimleri ve soğutma sebebiyle yalnızca kWh değil, yüksek kalite ve süreklilik talep ediyor. Bu durum yedeklilik, iletim-dağıtım, koruma sistemleri ve depolama yatırımlarını büyütüyor.

KARBON KISITLARI VE 24/7 HEDEFLERİ: Yıllık yenilenebilir sertifikası almak, her saat temiz enerji kullanıldığı anlamını taşımıyor. Şirketler 24/7 karbon-suz enerji hedeflerine yöneldikçe depolama ve/veya kesintisiz temiz kaynak ihtiyacı artıyor.

Candan, “Evet, birçok bölgede üretim ve şebeke yatırımları zorunlu hale geliyor; fakat bu, otomatik olarak klasik baz yük santrali demek değil” değerlendirmesini yaptı.

TEKNOLOJİ DEVLERİ NEDEN NÜKLEERE YAKLAŞIYOR?

Candan, büyük teknoloji şirketlerinin nükleer enerjiye yönelmesinin hem teknik hem de stratejik temellere dayandığını söyleyerek, “Teknik açıdan baktığımızda 24/7 güvenilirlik ihtiyacı ve 24/7 temiz enerji hedeflerinde ‘firm’ kaynak gereksinimi ön plana çıkıyor. Nükleer burada kesintisiz üretim avantajıyla veri merkezlerinin beklentisine cevap veriyor” dedi. Stratejik boyutta ise farklı dinamiklerin devreye girdiğini vurgulayan Candan, “Uzun vadeli fiyat ve arz güvenliği, ESG ve düzenleyici uyum baskısı ile enerji değer zincirinde daha güçlü konum alma isteği şirketleri nükleere yaklaştırıyor. ABD’deki uzun vadeli anlaşmalar ve SMR odaklı ortaklıklar, ‘enerjiye erişim’ konusunun artık operasyonel bir risk kalemine dönüştüğünü açık biçimde gösteriyor” dedi.

YENİLENEBİLİRLER TEK BAŞINA YETER Mİ?

Candan’a göre teorik olarak rüzgar ve güneş yatırımlarıyla toplam enerji ihtiyacı (TWh) karşılanabilir. Ancak pratikte asıl sınav saatlik eşleşme ve operasyonel süreklilik tarafında yaşanıyor.

Bu sebeple çözüm, yalnızca yenilenebilir kurulumuyla sınırlı değil; şebeke güçlendirme, depolama, talep tarafı esnekliği ve gerektiğinde firm temiz kaynakların( nükleer, doğalgaz, jeotermal, barajlı hidro) birlikte kurgulanmasıyla mümkün.

ENERJİ VE AI ARASINDA ÇİFT YÖNLÜ BAĞIMLILIK

Candan, ilişkiyi iki yönlü bir bağımlılık olarak tanımladı:

ENERJİ, AI BÜYÜMESİNİ BELİRLİYOR: Veri merkezlerinin lokasyonu artık yalnız arazi ve fiberle değil, şebeke bağlantı süresi ve enerjiye erişimle şekilleniyor.

AI, ENERJİ SİSTEMİNİ DÖNÜŞTÜRÜYOR: Yük tahmini, arıza önleme, bakım optimizasyonu ve kısıt yönetimi gibi alanlarda AI, şebeke işletiminde kritik bir katmana yerleşiyor.

Candan’a göre önümüzdeki dönemde “energy-aware computing” yaklaşımıyla iş yüklerinin karbon yoğunluğa göre kaydırılması ve veri merkezlerinin batarya/UPS gibi unsurlarla şebekeye esneklik sunması daha yaygın hale gelebilir.

AI, NÜKLEER SANTRALLERDE VERİMLİLİK VE GÜVENLİĞE NASIL KATKI SUNAR?

Candan, nükleerde AI kullanımının “verimlilik” kadar “güvenilirlik” boyutu olduğunu vurgulayarak katkı alanlarını şu başlıklarda topladı:

KESTİRİMCİ BAKIM: Plansız duruşları azaltma, bakım maliyetini düşürme

ANOMALİ TESPİTİ VE ERKEN UYARI: Sensör verilerinde normal dışı paternleri yakalama

DİJİTAL İKİZ VE SENARYO ANALİZİ: Operasyonel optimizasyon ve risk analizini güçlendirme

YAKIT/İŞLETME OPTİMİZASYONU: Refueling ve outage süreçlerinde verim artışı

SÜREÇ VERİMLİLİĞİ: Dokümantasyon ve planlamada dolaylı hız kazanımı

SİBER DAYANIKLILIK: Kritik altyapıda “güvenilir ve doğrulanabilir AI” gereksinimi

TÜRKİYE İÇİN YOL HARİTASI: TALEP, ARZ VE ŞEBEKEYİ BİRLİKTE PLANLAMAK

Candan, Türkiye’nin dijitalleşme ve AI hedefleri doğrultusunda enerji planlamasının üç katmanda ele alınması gerektiğinin altını çizdi:

TALEP STRATEJİSİ: Veri merkezlerini “stratejik yük” olarak planlamak; bölgesel şebeke kapasitesi, PUE/soğutma, atık ısı kullanımı ve su yönetimi gibi kriterleri izin/teşvik mekanizmalarına entegre etmek.

ARZ KARMASI: Yenilenebilir büyürken depolama ve firm temiz seçenekler için gerçekçi takvim ve finansman modeli oluşturmak.

ŞEBEKE VE PİYASA TASARIMI: Bağlantı süreçlerini hızlandırmak, iletim-dağıtım yatırımlarını öne çekmek, talep katılımı ve dinamik tarifelerle esnekliği artırmak.

10–20 YILDA ENERJİ GÜVENLİĞİ TANIMI DEĞİŞİYOR

Candan, orta-uzun vadede enerji güvenliğinin yalnız yakıt arzından ibaret olmayacağını, şebeke esnekliği, ekipman tedariki, siber güvenlik ve veri egemenliği gibi başlıkların da enerji güvenliğinin parçası haline geleceğini vurguladı.

Bu dönemde dijital yüklerin elektrik talebi büyümesinde yeni lokomotif haline gelmesi, şirketlerin “enerji alıcısı” kimliğinden “enerji yatırımcısı”na evrilmesi, off-grid çözümler ile şebekeyi güçlendirme ikileminin derinleşmesi, yapay zekanın enerji sisteminin işletim katmanında standart bir araç haline gelmesi ve enerji güvenliğinin siber güvenlik ile donanım tedariki başlıklarıyla daha fazla iç içe geçmesi öngörülüyor. Candan, “Nükleer anlaşmaların hızlanması, tek başına ‘nükleerin dönüşü’ değil; 7/24 temiz güç arayışı ve enerji güvenliği baskısının bir sonucu” değerlendirmesinde bulundu.