Türkiye’de okul güvenliği son dönemde hem merkezi düzenlemeler hem de yerel uygulamalarla yeniden gündeme geldi. 2024-2025 eğitim öğretim yılı başında Millî Eğitim Bakanlığı’nın yayımladığı güvenlik tedbirleri yazısı, il ve ilçe düzeyindeki uygulamalar ve sahadan gelen geri bildirimler, okullarda daha kapsamlı bir güvenlik anlayışına geçildiğini gösteriyor. Uzmanlara göre artık güvenlik yalnızca okul kapısında bir görevli bulundurmakla sınırlı değil; trafik düzenlemesinden siber güvenliğe, teknik altyapıdan akran zorbalığına kadar geniş bir çerçevede ele alınıyor.
OKUL GİRİŞ-ÇIKIŞLARINDA DAHA KONTROLLÜ SÜREÇ
Son dönemde en dikkat çeken değişimlerden biri, okul giriş ve çıkış saatlerinde alınan tedbirler oldu. Bakanlık yazısında okul çevresi trafiğinin kolluk kuvvetleriyle koordineli biçimde kontrol edilmesi gerektiği vurgulanırken, birçok ilde polis ve trafik ekiplerinin okul önlerinde düzenli denetim yaptığı görülüyor. Okullarda velilerin randevusuz şekilde derslik alanlarına girmemesi, ziyaretçilerin kayıt altına alınması ve belirli sürelerle sınırlandırılması uygulaması yaygınlaştırıldı. Bazı okullarda ders saatleri içinde bahçeye araç girişine izin verilmemesi kuralı net şekilde uygulanıyor. Servis araçlarının güzergâhları ve park alanları yeniden düzenlenirken, öğrencilerin iniş ve binişleri nöbetçi öğretmen ve idareciler tarafından takip ediliyor.
OKUL ÇEVRESİ DE GÜVENLİK KAPSAMINDA
Yeni yaklaşımda güvenlik yalnızca okul binasıyla sınırlı tutulmuyor. Emniyet birimleri tarafından okul çevresinde şüpheli şahıslara yönelik kontroller artırılırken, metruk binalar, zararlı madde satışı riski bulunan alanlar ve kontrolsüz satış noktaları mercek altına alınıyor. Bazı illerde yapılan güvenlik toplantılarında belediye, emniyet ve milli eğitim müdürlükleri bir araya gelerek okul çevresine ilişkin risk analizi yapıyor. Okul bahçe duvarlarının sağlamlığı, çevre aydınlatmaları ve açık alanların güvenliği de değerlendirme başlıkları arasında yer alıyor.
TEKNİK ALTYAPI VE ACİL DURUM HAZIRLIĞI
Okul güvenliğinin önemli bir boyutu da teknik altyapı. Bakanlık yazısında kamera ve alarm sistemlerinin teknik yeterliliği, yangın söndürme sistemlerinin periyodik kontrolleri, tahliye planlarının görünür alanlara asılması ve acil çıkış kapılarının kilitli olmaması gerektiği açıkça belirtiliyor. Elektrik panoları, kazan daireleri, su depoları ve diğer teknik alanların düzenli bakımı zorunlu tutulurken, sabotajlara karşı koruma planlarının hazırlanması ve personelin bu planlara ilişkin eğitim alması isteniyor. Bu düzenlemeler, güvenliğin yalnızca dış tehditlere değil iç risklere karşı da planlandığını gösteriyor.
AKRAN ZORBALIĞI VE SİBER GÜVENLİK ÖN PLANDA
Son dönemde güvenlik başlığı yalnızca fiziksel önlemlerle sınırlı değil. Akran zorbalığı, şiddet ve saldırgan davranışlara yol açabilecek risk faktörlerinin belirlenmesi ve rehberlik servislerinin koruyucu çalışmalar yürütmesi de resmi yazıda yer alıyor. Ayrıca siber güvenlik konusu da güvenlik politikalarına dahil edilmiş durumda. Öğretmen ve öğrencilerin dijital riskler konusunda bilgilendirilmesi ve önleyici çalışmalar yapılması gerektiği vurgulanıyor. Bu yaklaşım, okul güvenliğinin artık dijital boyutunun da ciddiye alındığını gösteriyor.
GÜVENLİK GÖREVLİLERİNİN ROLÜ VE YASAL ÇERÇEVE
Okullarda görev yapan özel güvenlik personelinin görev ve yetkileri de yeniden tartışılıyor. Ziyaretçi kayıt defteri uygulaması, şüpheli durumlarda kolluk kuvvetleriyle iletişim kurulması ve okul demirbaşlarının korunması gibi görevler güvenlik personelinin sorumlulukları arasında yer alıyor. Uzmanlar, güvenlik görevlilerinin yalnızca kapı kontrolü yapan personel değil; kriz yönetimi, ilk yardım ve risk değerlendirmesi konularında eğitimli kişiler olması gerektiğine dikkat çekiyor. Bu durum, güvenliğin insan kaynağı boyutunun da önem kazandığını ortaya koyuyor.
BÜTÜNCÜL GÜVENLİK ANLAYIŞI
Tüm bu gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde, okullarda güvenliğin daha bütüncül bir çerçevede ele alındığı görülüyor. Merkezi genelgelerle belirlenen kurallar sahada emniyet uygulamalarıyla destekleniyor; okul yönetimleri, öğretmenler, güvenlik personeli ve yerel kurumlar ortak sorumluluk üstleniyor. Yeni dönemde güvenliğin yalnızca fiziksel değil sosyal ve dijital riskleri de kapsayan çok boyutlu bir yapı haline geldiği dikkat çekiyor. Eğitim ortamının huzurlu ve güvenli biçimde sürdürülmesi için alınan tedbirlerin uygulamadaki karşılığı ise önümüzdeki süreçte daha net şekilde ortaya çıkacak.

