Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, aynı sınıfta 66 aylık ve 84 aylık öğrencilerin birlikte eğitim görebildiğine yönelik açıklamaları, okula başlama yaşı tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Tekin, bu yaş grubunda bir yılın gelişim açısından ciddi fark oluşturduğunu belirterek özellikle ince motor becerileri, kas gelişimi ve öz bakım yeterliliklerindeki farklılıklara dikkat çekti. Bu farklılıkların akran ilişkilerini de etkileyebileceğini ifade etti.
OKUL OLGUNLUĞU NEDEN ÖNEMLİ?
Uzmanlara göre ilkokula başlama sürecinde belirleyici olan yalnızca takvim yaşı değil, çocuğun okul olgunluğu düzeyi. Uzm. Pedagog Songül Karaşen, 66 ile 84 ay arasındaki çocuklarda dikkat süresi, öz düzenleme becerileri, akran ilişkileri ve akademik hazırbulunuşluk açısından belirgin farklılıklar görülebildiğini belirtiyor. Bu dönemde birkaç aylık farkın bile gelişimsel açıdan anlamlı sonuçlar doğurabildiğini vurgulayan Karaşen, özellikle yönerge takip edebilme, dikkatini sürdürebilme ve temel öz bakım becerilerinin ilkokula uyumda kritik rol oynadığını ifade ediyor.
66 AY İLE 84 AY ARASINDAKİ GELİŞİM FARKI
Uzm. pedagog ve aile danışmanı İshak Orhan’a göre bu yaş aralığı yalnızca sayısal bir farktan ibaret değil. Orhan, 78 ay ve üzerinde ilkokula başlayan çocukların akademik olarak daha güçlü bir başlangıç yaptığını, yaptığı çalışmalarda daha büyük yaşta başlayan öğrencilerin başarı oranının belirgin şekilde daha yüksek olduğunu aktarıyor. Bu yaşlarda bir ayın bile gelişimsel karşılığı bulunduğunu söyleyen Orhan, erken başlayan çocukların ders temposuna uyumda ve sosyal ilişkilerde daha fazla zorlanabildiğini dile getiriyor.
AKRAN ZORBALIĞI RİSKİ VAR MI?
Uzmanlara göre fiziksel ve duygusal olgunluk düzeyindeki fark, sınıf içindeki sosyal dengeleri etkileyebiliyor. Yaşça küçük başlayan çocukların akran baskısına daha açık hale gelebileceği ifade ediliyor. Ancak zorbalığın tek nedeninin yaş olmadığı, okul iklimi ve öğretmenin sınıf yönetimi yaklaşımının belirleyici olduğu da özellikle vurgulanıyor.
MEVCUT UYGULAMA PEDAGOJİK AÇIDAN YETERLİ Mİ?
Türkiye’deki sistem yaş temelli bir çerçeve sunuyor ancak uzmanlar tek başına takvim yaşının yeterli olmadığını savunuyor. Pedagojik açıdan sağlıklı yaklaşımın, çocuğun bireysel gelişim değerlendirmesine dayalı karar verilmesi olduğu belirtiliyor. Ani bir sistem değişikliğinin ise hem öğretmenler hem veliler açısından belirsizlik yaratabileceği, planlama ve uyum süreci gerektireceği ifade ediliyor.
VELİLERE DÜŞEN SORUMLULUK
Uzmanlar okul öncesi dönemin akademik yarış süreci olarak görülmemesi gerektiğini vurguluyor. Çocuğun el kaslarını güçlendiren etkinlikler, düzenli günlük rutinler ve sosyal etkileşim fırsatları gelişimi destekleyen temel unsurlar arasında yer alıyor. Ortak görüş ise net: Her çocuk aynı hızda gelişmiyor ve eğitim politikalarının bu bireysel farklılığı gözetmesi gerekiyor.

