SON GELİŞMELER
Bize Ulaşın

Dil Seçimi

Orta Doğu’da güç dengesi değişti: 2026’ya girerken kritik senaryolar

Haber görseli

Katar Üniversitesi Uluslararası İlişkiler, Güvenlik ve Savunma alanında Öğretim Üyesi Dr. Ali Bakır, Orta Doğu’da 2025 yılı boyunca yaşanan gelişmeleri ve 2026’ya yönelik senaryoları değerlendirdi. Bakır’a göre, 2025’te İsrail’in izlediği daha saldırgan askeri strateji, bölgesel güç dengesini köklü biçimde etkiledi.

Haziran 2025’te İsrail ile İran arasında yaşanan ve 12 gün süren çatışma, bu dönüşümün en somut örneği oldu. İsrail’in İran’ın nükleer ve askeri tesislerini hedef alan doğrudan saldırıları, Tahran’ın “ileri savunma” stratejisini ve bölgedeki vekil ağını ciddi ölçüde zayıflattı.

TEHDİT ALGISI İRAN’DAN İSRAİL’E KAYDI

Dr. Bakır, askeri tabloya rağmen İsrail’in bu süreçte bölgenin başlıca istikrarsızlaştırıcı aktörü haline geldiğine dikkat çekti. Gazze’de yürütülen saldırılar ile Lübnan ve Suriye’de sürdürülen tek taraflı askeri operasyonların, bölgesel tehdit algısını İran’dan İsrail’e yönelttiğini vurguladı.

Bu durumun Tel Aviv’i hem bölgesel hem de uluslararası alanda giderek yalnızlaştırdığına işaret eden Bakır, İsrail’in artık yalnızca yıkıcı değil, aynı zamanda Orta Doğu’daki istikrarsızlığın temel kaynaklarından biri olarak görüldüğünü ifade etti.

ABRAHAM ANLAŞMALARI NEDEN İVME KAYBETTİ?

İsrail’in Katar’a yönelik saldırılar da dahil olmak üzere attığı adımların, Körfez ülkelerinde Tel Aviv’e yönelik mesafeli bir yaklaşımı güçlendirdiğini belirten Bakır, bu sürecin Abraham Anlaşmaları’nın etkisini azalttığını kaydetti.

Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin, İsrail’in hegemonik politikalarını bölgesel istikrara açık tehdit olarak değerlendirdiğini aktaran Bakır, Suudi Arabistan gibi aktörlerin öngörülemez bir İsrail yerine zayıflamış İran’la yakınlaşmayı öncelediğini söyledi.

TÜRKİYE BÖLGESEL DENGE UNSURU OLARAK ÖNE ÇIKTI

2025’te İsrail’in aksine Türkiye’nin bölgede etkili bir aktör olarak öne çıktığını belirten Bakır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği, savunma sanayiindeki gelişmeler, Esed rejiminin devrilmesi ve Türkiye’nin Irak, Mısır ve Körfez ülkeleriyle güçlenen ilişkilerinin bu tabloda belirleyici olduğunu ifade etti.

Türkiye’nin tarihsel, coğrafi ve kültürel derinliği sayesinde İsrail’in istikrarsızlaştırıcı gündemine karşı denge üretebilen az sayıdaki aktörden biri olduğunu vurgulayan Bakır, Ankara’nın bölgesel istikrar, barış ve güvenliği önceleyen bir hat izlediğini söyledi.

ESED SONRASI SURİYE VE TÜRKİYE-İSRAİL GERİLİMİ

Suriye ve Gazze’nin Türkiye-İsrail geriliminin ana başlıkları olmaya devam ettiğini belirten Bakır, Türkiye’nin 2025’te Suudi Arabistan ve Katar’la birlikte ABD yönetimi nezdinde Suriye’ye yönelik yaptırımların kaldırılmasında kritik rol oynadığını aktardı.

Kaynak:AA 

Küfür, hakaret ve spam yayınlanmaz.