SON GELİŞMELER
lösev
Bize Ulaşın

Dil Seçimi

Ortadoğu’da tarihi kırılma: Hamaney sonrası İran’da güç mücadelesi

Haber görseli

ANKASAM Uluslararası İlişkiler Uzmanı Göktuğ Çalışkan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan süreci Manşet Haber’e değerlendirdi.  Çalışkan, Ortadoğu’da ortaya çıkan tablonun bugüne kadar yaşanan hiçbir bölgesel krizle kıyaslanamayacak ölçüde derin ve yıkıcı olduğuna dikkat çekti.

“BU ARTIK SINIRLI BİR OPERASYON DEĞİL, VAROLUŞSAL BİR SAVAŞ”

Çalışkan’a göre, 28 Şubat’ta başlayan ABD ve İsrail saldırıları, nükleer tesislerden Devrim Muhafızları üslerine ve oradan doğrudan İran’ın siyasi merkezine uzanan geniş bir hedef hattını kapsıyor. Bu saldırıların küresel ölçekte yeni bir savaşın fitilini ateşlediğini belirten Çalışkan, yaşananların sıradan bir askeri operasyon olarak okunamayacağını vurguladı. Ortaya çıkan tablonun, hedefe yönelik suikast veya sınırlı askeri eylem sınırlarını çoktan aştığını ifade eden Çalışkan, sürecin İran açısından topyekûn bir varoluş mücadelesine dönüştüğünü söyledi.

“HAMANEY’İN ÖLDÜRÜLMESİ TARİHİ BİR DÖNÜM NOKTASI”

Ayetullah Ali Hamaney ve üst düzey askeri komuta kademesinin öldürülmesini, İran devlet tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir kırılma olarak nitelendiren Çalışkan, bu gelişmenin rejimin en tepesinde ciddi bir başsızlık yarattığını ifade etti. Bu durumun ideolojik süreklilik ve komuta-kontrol zinciri açısından derin fay hatları oluşturduğunu belirten Çalışkan, Washington ve Tel Aviv hattında saldırıların “tarihi bir zafer” olarak sunulmasının sahadaki gerçekliği perdeleyemeyeceğini dile getirdi.

GEÇİCİ LİDERLİK KONSEYİ VE ALİ RIZA ARAFİ ÖNE ÇIKIYOR

Hamaney’in ölümünün ardından İran Anayasası gereği üçlü bir geçici liderlik konseyi kurulduğunu hatırlatan Çalışkan, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei ve Anayasayı Koruyucular Konseyi üyesi Ayetullah Ali Rıza Arafi’nin devlet yönetimini devraldığını belirtti. Çalışkan’a göre bu süreçte en dikkat çekici isim Ali Rıza Arafi:

“Arafi’nin geçici liderlik konseyinin fakih üyesi ve fiilen ara dönemin dini otoritesi olarak öne çıkarılması tesadüf değil.”

“ARAFİ, SİSTEMİ İÇERİDEN AYAKTA TUTAN SERT BİR AKTÖR”

67 yaşındaki Arafi’nin ideolojik sertliği bürokratik soğukkanlılıkla birleştiren bir profil çizdiğini belirten Çalışkan, uzun yıllardır ülke çapındaki medrese ağının liderliğini yürütmesinin rejimin temel değerlerini koruma misyonunu ne derece içselleştirdiğini gösterdiğini söyledi. Anayasayı Koruyucular Konseyi ve Uzmanlar Meclisi üyeliğinin, Arafi’nin devletin derin kurumsal yapısına ve güvenlik bürokrasisine hâkimiyetini ortaya koyduğunu vurgulayan Çalışkan, bu profilin dünyaya “devlet kurumlar üzerinden yönetiliyor” mesajı verdiğini ifade etti.

SAVAŞIN SEYRİNE DAİR ÜÇ KRİTİK SENARYO

Çalışkan, savaşın gidişatına ilişkin üç temel senaryonun öne çıktığını söyledi:

  • Hızlı ve yüksek riskli tırmanma: Lübnan cephesinin ısınması, Irak ve Suriye’deki milis ağlarının daha aktif hale gelmesi
  • Ekonomik ve deniz güvenliği krizi: Hürmüz Boğazı ve çevresindeki enerji altyapısının doğrudan hedef haline gelmesi
  • Kontrollü fren senaryosu: Uzun vadeli yıpranmanın rejimi içeriden zayıflatabileceği endişesiyle arabuluculuk ve ateşkes arayışları

KALICI LİDER KİM OLACAK?

İran’da kalıcı liderin kim olacağı meselesinin sürecin en kritik başlığı olduğunu vurgulayan Çalışkan, nihai kararın Uzmanlar Meclisi tarafından verileceğini hatırlattı. Öne çıkan isimler arasında Mücteba Hamaney ve Larijani ailesinin bulunduğunu belirten Çalışkan, Ali Rıza Arafi’nin bizzat kendisinin de güçlü bir aday olarak öne çıktığını ifade etti. Sürecin sonucunu ise Devrim Muhafızları, güvenlik bürokrasisi ve ekonomik elitlerin oluşturacağı güç dengelerinin belirleyeceğini söyledi.

TÜRKİYE AÇISINDAN RİSKLER BÜYÜYOR

Göktuğ Çalışkan, yaşanan bu kanlı sürecin Türkiye açısından ciddi güvenlik ve jeopolitik riskler barındırdığına dikkat çekti. İran’daki olası bir istikrarsızlığın veya geniş çaplı çatışmanın, Türkiye’ye yönelik büyük bir göç dalgasını tetikleyebileceğini ifade etti.

Irak ve Suriye sahasında oluşabilecek güç boşluklarının terör örgütlerine alan açabileceğini belirten Çalışkan, enerji tedarik güvenliğinin de ağır tehdit altında olduğunun altını çizdi.

“ORTA DOĞU HARİTASI YENİDEN ŞEKİLLENEBİLİR”

Son olarak Çalışkan, yaşananların birkaç günlük bir krizden ibaret olmadığını vurgulayarak, yıllara yayılabilecek kanlı bir yeniden yapılanma sürecinin başladığını söyledi. Karşılıklı saldırıların dozunun artmasının kaçınılmaz olduğunu belirten Çalışkan, küresel enerji piyasalarının bu krizden onarılması güç yaralar alabileceğini ve Ortadoğu’daki sınırların, ittifakların sert askeri hamlelerle yeniden şekillenebileceğini ifade etti.