Avrupa’da otizmli çocuklara yönelik erken tanı ve yoğunlaştırılmış eğitime erişimde yaşanan sorunlar, Türk ailelerin çocuklarının eğitimi için Türkiye’yi tercih etmesine neden oluyor.
Avrupa’nın saygın akademik yayınlarından International Journal of Developmental Disabilities’te yayımlanan “‘Çocuğumu Bana Geri Verdiler’: Avrupa’da yaşayan Türk aileler, otizm eğitiminde Türkiye’yi tercih ediyor” başlıklı makalenin yazarlarından, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Kaya, araştırmanın detaylarını paylaştı.
Yaklaşık 1,5 yıl süren çalışmada Almanya, Hollanda, Birleşik Krallık, Danimarka, Belçika ve Fransa’da yaşayan Türk ailelerle görüşmeler yapıldı.
“TANI İÇİN YILLARCA BEKLEYEN AİLELER VAR”
Doç. Dr. Kaya, ailelerin en fazla şikayet ettiği konunun geç tanı olduğunu belirtti. Bazı çocukların 4 yıl boyunca resmi tanı alamadığını, ebeveynlerin çocuklarında farklılık gözlemlemelerine rağmen sürecin uzadığını ifade etti.
Otizm tanısının özellikle 3 yaşından itibaren erken ve bireyselleştirilmiş eğitimle desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Kaya, erken müdahalenin gelişim farkını azaltmada kritik rol oynadığını kaydetti.
TANIDAN SONRA DA BEKLEME LİSTESİ
Araştırmaya göre, Avrupa ülkelerinde tanı sonrası destek hizmetlerine erişimde de uzun bekleme listeleri bulunuyor. Ailelerin çocuklarının ek hizmetlere ulaşabilmesi için aylar hatta yıllar beklemek zorunda kaldığı ifade ediliyor.
Buna karşılık Türkiye’de yaklaşık 3 bin 500 özel eğitim merkezinin bulunduğunu belirten Kaya, ailelerin burada aylık ya da dönemsel yoğun bireyselleştirilmiş eğitim alabildiğini söyledi.
“SİZ BU ÇOCUĞA NE YAPTINIZ?”
Kaya, araştırmaya katılan bir ailenin deneyimini aktararak Türkiye’de eğitim alan bir çocuğun Almanya’ya döndükten sonra gösterdiği gelişimin okul uzmanları tarafından şaşkınlıkla karşılandığını dile getirdi. Ailelerin Türkiye’de yaşadıkları değişimi sıkça “Çocuğumu bana geri verdiler” ifadesiyle özetlediği belirtildi.
UZMAN YAKLAŞIMI VE MOTİVASYON FARKI
Araştırmada ailelerin Avrupa’daki bazı uzmanların “ümitsiz” yaklaşımından rahatsızlık duyduğu da aktarıldı. Aileler, çocuklarının gelişim potansiyeline yönelik motivasyonun düşük tutulduğunu ifade etti. Türkiye’de ise daha motive edici ve yoğun bireyselleştirilmiş eğitim yaklaşımıyla karşılaştıklarını belirttiler.
YAYIN SÜRECİNDE TARTIŞMA
Doç. Dr. Kaya, makalenin ilk gönderildiği bir akademik dergiden “Türkiye propagandası” yapıldığı gerekçesiyle geri dönüş aldıklarını ancak çalışmanın bilimsel verilere dayandığını vurguladı. Makale daha sonra Avrupa’nın önde gelen akademik yayınlarından biri olan International Journal of Developmental Disabilities’te yayımlandı.

