Yapay zeka teknolojilerinin eğitim hayatına hızla entegre olması, akademide "akademik dürüstlük" ve "ölçme-değerlendirme" tartışmalarını beraberinde getirdi. Öğrencilerin ev ödevlerini ve akademik metinleri yapay zekâya yazdırması geleneksel eğitim yöntemlerini zorlarken, uzmanlar yasaklamanın bir çözüm olmadığını vurguluyor.
Çankaya Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Demet Özmat, üniversitelerde ve okullarda yapay zeka kullanımıyla ilgili tartışmalara dair Manşet Haber’e açıklamalarda bulundu. Yapay zekâyı yasaklamak yerine doğru kullanmak gerektiğini dile getiren Özmat, "Asıl risk yapay zekanın varlığı değil, öğrencinin düşünme sorumluluğunu teknolojiye bırakmasıdır" dedi.
"NİTELİKLİ BİR METİN ÇIKABİLİR AMA BU ÖĞRENİLDİĞİ ANLAMINA GELMEZ"
Eğitim Bilimci Dr. Öğretim Üyesi Demet Özmat, yapay zeka çağında eğitimin nasıl dönüştüğünü ve akademisyenlerin karşı karşıya kaldığı yeni tabloyu değerlendirdi.
Eleştirel düşünme ve akademik yazma becerilerinin zihinsel çaba gerektirdiğini belirten Dr. Demet Özmat, öğrenmenin doğal süreçlerine dikkat çekti. Öğrencinin bir konuyu anlamaya çalışmasının, çelişkili bilgilerle karşılaşmasının ve hata yapmasının öğrenmenin doğal parçaları olduğunu ifade eden Özmat, "Yapay zeka bu süreçleri tamamen ortadan kaldırdığında, ortaya nitelikli görünen bir metin çıkabilir; ancak bu, öğrencinin öğrendiği anlamına gelmez." uyarısında bulundu.
Özmat, yapay zekanın doğru kullanıldığında öğrencinin farklı bakış açılarını keşfetmesine katkı sağlayabileceğini de belirterek, "Burada asıl risk yapay zekânın varlığı değil, öğrencinin düşünme sorumluluğunu teknolojiye bırakmasıdır" ifadelerini kullandı.
"YASAKLAMAK GERÇEKÇİ DEĞİL, SÜRECİN PARTNERİ OLMALI"
Dr. Özmat, yapay zekâ araçlarının eğitim kurumlarında tamamen yasaklanması fikrine katılmadığını kaydetti. Pedagojik açıdan bunun sürdürülebilir olmadığını anlatan Özmat, bugünün öğrencilerini yapay zekânın bulunmadığı bir dünyaya hazırlamadıklarını vurguladı. Özmat, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Yasaklamak yerine; bilinçli, eleştirel ve etik kullanım becerilerini kazandırmamız gerekiyor. Yani yapay zekâyı bir öğrenme sürecinin partneri olarak görmelerini sağlamalıyız."
Etik sınırlara da değinen Özmat, "Benim için sınır oldukça net: Yapay zekâ öğrencinin düşünmesini destekleyebilir, ancak onun yerine düşünerek ortaya çıkan ürünü kendi özgün çalışması hâline getiremez" diyerek, öğrencilerin yararlandıkları aşamaları açıkça belirtmesi gerektiğinin altını çizdi.
"GELENEKSEL ÖDEV ANLAYIŞI DÖNÜŞMEK ZORUNDA"
Yazılı ödevlerin ve akademik metinlerin tamamen ortadan kalkmayacağını dile getiren Dr. Demet Özmat, geleneksel ödev anlayışının ve ölçme-değerlendirme sistemlerinin değişmek zorunda olduğunu kaydetti.
Özmat, artık öğrenciden sadece bir konuda araştırma yapıp birkaç sayfalık metin hazırlamasını istemenin yeterli olmayacağını vurgulayarak şunları söyledi:
"Üniversitelerin, öğrencinin o ürüne ve beklenen hedefe nasıl ulaştığını da değerlendirmesi gerekiyor. Öğrenciden araştırma sorusunu nasıl oluşturduğunu ve kaynakları nasıl seçtiğini göstermesi istenebilir. Kısacası yapay zekâ, üniversiteleri ölçme ve değerlendirme uygulamalarının gerçekten neyi ölçtüğünü yeniden düşünmeye zorluyor."
SÖZLÜ SAVUNMALAR VE PERFORMANS ÖDEVLERİ GERİ DÖNÜYOR
Özmat, geleceğin eğitim modellerinde sözlü savunmalar, sunumlar ve aşamalı projelerin öne çıkacağını dile getirdi. Sadece gözetimli sınavlara dönmenin de tam çözüm olmayacağını belirten Özmat, sınıf içi uygulamalar ve performans ödevlerinin yeniden önem kazandığını aktardı. Özmat, "Araştırma yapma, problem çözme, yaratıcılık, iş birliği ve eleştirel düşünme gibi üst düzey becerileri değerlendirmek için farklı yöntemlerin birlikte kullanılması gerekir" dedi.