Türkiye’de T24, Halk TV gibi basın mecralarına getirilen erişim engelleri, basın özgürlüğü tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. İfade Özgürlüğü Derneği’nin (İFÖD) “EngelliWeb 2025” raporuna göre, 1-30 Eylül arasında en az bin 270 X hesabına erişim engeli getirildi. Hesapların yüzde 90’ı Türkiye’de görünmez kılındı. Türkiye’de toplam 1 milyon 505 bin 484 web sitesi ve alan adına erişim engeli getirildi. Türkiye’de Eylül 2026’daki tek aylık sayının bu rakamı aştığı tespit edildi.
DİSK Basın-İş Genel Başkanı Turgut Dedeoğlu, bazı basın kuruluşları ve sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engellerini Manşet Haber’e değerlendirdi. Dedeoğlu, “İfade özgürlüğünü sınırlayan her tedbir zorunlu, ölçülü, somut gerekçelere dayalı ve bağımsız yargı denetimine açık olmalıdır” dedi.
“İTİRAZIMIZ DEZENFORMASYONLA MÜCADELEYE DEĞİL, SANSÜR MEKANİZMASINA”
Dezenformasyonla mücadelenin toplumun haber alma hakkını ortadan kaldırmasına gerekçe olarak sunulamayacağını vurgulayan Dedeoğlu, “Kişilik haklarının korunması, dezenformasyonla mücadele ve kamu düzeninin sağlanması elbette meşru amaçlardır. Ancak bu kavramlar, gazeteciliği susturmanın, haberleri görünmez kılmanın ve toplumun haber alma hakkını ortadan kaldırmanın gerekçesi haline getirilemez. Bizim itirazımız hakların korunmasına değil, bu gerekçelerin sansür mekanizmasına dönüştürülmesinedir” ifadelerini kullandı.
Turgut Dedeoğlu, kamu düzeni gerekçesinin iktidarın eleştirilmekten korunması anlamına gelemeyeceğini söyledi. Kamu yararı ile iktidarın çıkarının aynı şey olmadığını dile getiren Dedeoğlu, “İfade özgürlüğünü sınırlayan her tedbir zorunlu, ölçülü, somut gerekçelere dayalı ve bağımsız yargı denetimine açık olmalıdır. Aksi halde kişilik haklarını koruma iddiası, kamusal tartışmayı susturmanın aracına dönüşür” dedi.
EN ÇOK ERİŞİM ENGELİ YOLSUZLUK HABERLERİNE
Erişim engeli kararlarına ilişkin konuşan Dedeoğlu, şunları ifade etti:
“En çok kamu yararını ilgilendiren haberler, siyasi ve toplumsal muhalefet, Kürt medyası ve politik içerikler ile gazetecilik faaliyetlerine erişim engeli getiriliyor. Kamu yararını ilgilendiren haberlerin içerisinde de yolsuzluk, kamu kaynaklarının kullanımı, siyasi iktidar ve kamu görevlilerine ilişkin iddiaları içeren haberler öne çıkıyor. Protestolar, işçi eylemleri, sendikal mücadele, kadınların ve gençlerin itirazları, Kürt gazetecilerin haberleri, yayın organları ve siyasi gelişmelere ilişkin paylaşımlar, soruşturma ve yargı süreçlerine ilişkin haberler, eleştirel yayınlar ve sosyal medya paylaşımları da erişim engeline uğruyor.”
“YALNIZCA EYLÜL AYINDA BİN 270 X HESABINA ERİŞİM ENGELİ GETİRİLDİ”
DİSK Basın-İş Genel Başkanı Dedeoğlu, Eylül 2026’dan itibaren sosyal medya hesaplarına yönelik engellemelerde ciddi bir artış olduğunu belirterek İFÖD’ün 2 Ekim 2026’daki çalışmasına göre, yalnızca eylül ayında en az bin 270 X hesabının erişime engellediğini ifade etti.
Eylül ayındaki erişim engeli yoğunlaşmasının yalnızca sosyal medya paylaşımlarıyla sınırlı kalmadığını belirten Dedeoğlu, “Ekim 2026’da Halk TV’nin sosyal medya hesapları, Mezopotamya Ajansı’nın internet sitesi, gazetecilerin hesapları ve siyasi partilerin hesapları da erişim engellerine konu oldu. T24’ün internet sitesinin tamamına ve X hesabına yönelik karar da belirli içerikler üzerinden bir yayın kuruluşunun bütününe müdahale edilmesi bakımından önemli bir örnek” ifadelerini kullandı.
“SANSÜR, MEDYANIN EKONOMİK OLARAK SÜRDÜRÜLEMEZ HALE GELMESİNE YOL AÇABİLİR”
Turgut Dedeoğlu, basında bir sansür ortamı bulunduğunu, bunun haberin izleyiciye ulaşamamasının yanı sıra ekonomik etkilerinin de olduğunu söyledi. Dedeoğlu, “Dijital erişimin kesilmesi reklam ve gelir kaybına, izleyici kitlesinin dağılmasına, iş güvencesinin zayıflamasına ve bağımsız medyanın ekonomik olarak sürdürülemez hâle gelmesine yol açabilir” dedi.
Bir haber sitesinin erişime kapatılması, bir televizyon kanalının yayın yapamaz hâle getirilmesi veya bir kuruma kayyum atanmasının çalışanların iş güvencesini ve ücretlerini doğrudan etkileyebileceğini anlatan Dedeoğlu, “Bunun somut örneklerinden biri TELE1 sürecidir. Merdan Yanardağ'ın tutuklanmasının ardından kanala el konulması ve TMSF'nin kayyum olarak atanması sonrasında çok sayıda basın emekçisinin işten çıkarıldığı kamuoyuna yansıdı” diye konuştu.
“HAK İHLALLERİNİN TEKRARLANMASINI ÖNLEYECEK HUKUK PRATİĞİ OLMALI”
Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının erişim engelleri ve gazetecilik faaliyetleri konusunda önemli hukuki güvenceler ortaya koyduğunu ancak bunun yeterli olmadığını aktaran Dedeoğlu, “Yargı kararları etkili biçimde uygulanmadığında gazeteciler üzerindeki baskı ve otosansür de devam ediyor. Benzer ihlallerin tekrarlanmasını önleyecek bir hukuk pratiği hayata geçirilmeli” dedi.
Dedeoğlu, gazetecilerin soruşturma, gözaltı, tutuklanma, erişim engeli veya işini kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldıklarında, hangi konuları haberleştireceği ve hangi kaynaklarla görüşeceği konusunda daha temkinli davranmak zorunda kalabildiklerine dikkat çekti. Gazetecilerin bazen farkında olmadan “otosansür” uyguladığını dile getiren Dedeoğlu, “Bu, bazen gazetecinin bir haberi hiç yapmaması, bir başlığı değiştirmesi ya da bir bilgiyi yayımlamaktan vazgeçmesi biçiminde kendisini gösteriyor.” İfadelerini kullandı.
Dedeoğlu, yerel ve bağımsız medya kuruluşlarının da ekonomik baskılar karşısında ayakta kalabilmesi için siyasi müdahalelerden arındırılmış, şeffaf ve eşitlikçi destek mekanizmaları geliştirilmesi gerektiğini söyledi.