Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Siyasetin vicdan sınavı! Türkiye’den Gazze’ye etik tartışması

Türkiye Felsefe Kurumu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Betül Çotuksöken, Türkiye'deki siyasi ve hukuki tartışmalar ile Gazze ve Lübnan'daki insan hakları gündemini değerlendirdi.

ÖZEL HABER 14.10.2026 16:33 Güncelleme: 14.10.2026 16:43 Dicle Toğal Okuma Süresi: 4 dk
Siyasetin vicdan sınavı! Türkiye’den Gazze’ye etik tartışması
Paylaş:
N

Türkiye’de siyaset, hukuk, demokratik meşruiyet ve kamu gücünün kullanımına ilişkin tartışmalar sürerken, dünyada da Gazze ve Lübnan başta olmak üzere insan hakları gündemi sıcaklığını koruyor. Maltepe Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi ve Türkiye Felsefe Kurumu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Betül Çotuksöken, bu iki eksen üzerinden siyaset ile etik arasındaki ilişkiyi ve insan haklarının korunmasında karar vericilerin sorumluluğunu ele aldı.

SİYASET İLE ETİK ARASINDAKİ MESAFE AÇILIYOR

CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin “mutlak butlan” süreci ile muhalefet belediyelerini kapsayan yargı süreçleri, Türkiye’de siyasi irade, demokratik meşruiyet ve kamu gücünün sınırlarına ilişkin tartışmaları gündemde tuttu.

Siyasetin bugünkü görünümünde etik değerlerle güçlü bir kesişme alanı görmenin zorlaştığını belirten Çotuksöken, “Tamamen çıkarlara ve kişisel hırslara dayalı olarak birtakım eylemlerde bulunulduğunu ve insanların karar verici olmalarına rağmen böyle eylemlerde bulunduklarına ne yazık ki doğrudan doğruya veya dolaylı olarak tanık oluyoruz” ifadelerini kullandı. Çotuksöken, siyasi kararların kamu yaşamından özel yaşama kadar uzanan sonuçları nedeniyle karar vericilerin etik sorumluluğunun geniş bir alanı kapsadığını belirtti.

ETİKTEN UZAKLAŞMA HAKLARI DA ETKİLİYOR

Karar vericilerin etik değerlerden uzaklaşmasının insan haklarının korunmasını zorlaştırdığını söyleyen Prof. Dr. Betül Çotuksöken, bunun hakların geliştirilmesini de güçleştirdiğini dile getirdi. “Hakların geliştirilmesi bile neredeyse olanaksız hâle geliyor. O nedenle çok büyük zorluklar var” diyen Çotuksöken, kamu hizmetinin insan haklarını esas alan bir anlayış üzerine kurulması gerektiğini ifade etti.

KUÇURADİ İLE ORTAK İLKE: KAMU GÖREVİ İNSAN HAKLARINI KORUMAKTIR

Türkiye Felsefe Kurumu Başkan Yardımcısı Çotuksöken, kamu görevi ile insan hakları arasındaki ilişkiye değinirken İoanna Kuçuradi ile benimsedikleri “Kamu görevi yapmak, insan haklarını korumaktır” sözünü hatırlattı. Çotuksöken, şunları kaydetti:

“Bizim İoanna Hoca ile ortak bir sloganımız vardı. ‘Kamu görevi yapmak, insan haklarını korumaktır’ derdik. Ben bir de ona geliştirmeyi ilave ederim hep. Yani sadece korumakla yetinmek değil, bir de hakları geliştirmek. Kamu görevinin mevcut hakları korumanın ötesinde onları geliştirmeyi de kapsaması gerekir.”

GAZZE VE LÜBNAN’DA İNSAN HAKLARI SINAVI

İnsan haklarının evrenselliğine ilişkin tartışmaların en yoğun yaşandığı bölgelerin başında Orta Doğu geliyor. Gazze’de Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkese rağmen insani sorunlar sürerken, BM verileri nüfusun büyük bölümünün yerinden edildiğini ve insani yardım faaliyetlerinin ciddi erişim kısıtlamaları altında yürütüldüğünü ortaya koyuyor.

Lübnan’da da 2026’da yoğunlaşan çatışmalar sivil kayıplara, yerinden edilmelere ve altyapı hasarına yol açtı. Bu tabloyu uluslararası sistem açısından değerlendiren Çotuksöken, “Uluslararası toplum veya onun örgütlenmiş biçimi olan Birleşmiş Milletlerin kendisini çok iyi gözden geçirmesi gerekiyor” dedi.

“ULUSLARARASI KAMUOYUNUN DAHA ETKİN OLMASI LAZIM”

Çotuksöken, uluslararası kuruluşlarda önemli çalışmalar ve raporlar hazırlandığını, günlük siyaset ve devletlerin güç mücadelelerinin zaman zaman bu çalışmaların önüne geçtiğini söyledi.

“Uluslararası kamuoyunun daha etkin olması lazım. Ve bunların gerçekten takip edilmesi lazım” diyen Prof. Dr. Betül Çotuksöken, sorunların yalnızca tespit edilmesinin yeterli olmadığına dikkat çekti.

BM HEDEFLERİNE ÇOTUKSÖKEN’DEN 2030 SORGUSU

Çotuksöken’in gündeme getirdiği başlıklardan biri de Birleşmiş Milletler’in 2015’te kabul ettiği ve 2030’a kadar gerçekleştirmeyi hedeflediği 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacı oldu.

“2030’a kadar 17 hedef konuldu. 2030 kapımızda. Ne yapıldı? Ne ortaya çıktı?” diyen Çotuksöken, hedeflerle dünyadaki mevcut tablo arasındaki mesafeye dikkat çekti.

KÜRESELLEŞMEYE EŞİTSİZLİK ELEŞTİRİSİ

Prof. Dr. Çotuksöken, küreselleşmenin eşitsizlikler ve adalet açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, küreselleşmenin neredeyse eşitsizlikleri artırmak ve adaleti yok etmek için ortaya çıkmış gibi göründüğünü dile getirdi.

ÇOCUKLAR, KADINLAR VE YAŞLILAR İÇİN HAK VURGUSU

İnsan hakları tartışmasının yalnızca savaş ve siyasi krizlerle sınırlı olmadığını kaydeden Çotuksöken, çocukların eğitim hakkı, kadınların karşılaştığı sorunlar, yaşlanan nüfus ve artan insan hareketliliğine işaret etti. Çotuksöken, “Dünyada müthiş bir insani hareketlilik var. Bu hareketlilik çoğunluk problemleri de bir o kadar beraberinde getiriyor. Özellikle eğitim ve çocuk hakları alanında yapılması gereken çok iş var” dedi.

DEĞİŞİM BİREYDEN BAŞLIYOR

Prof. Dr. Çötüksöken, insan hakları alanındaki çözümün yalnızca devletlere ve uluslararası kuruluşlara bırakılamayacağını da vurguladı. Bireylerin de sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyleyen Çotuksöken, “Bu çok romantik gibi görünüyor. Ama istersek her birimiz kendimizden başlayarak bunu, kendimizin bu konulardaki duyarlılığından başlayarak istersek başarabiliriz” diye konuştu.

HABER BİLGİSİ
Muhabir: Dicle Toğal
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Bahçeli'den Azerbaycan mesajı: Nifak tohumuna müsaade etmeyeceğiz
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Bahçeli'den Azerbaycan mesajı: Nifak tohumuna müsaade etmeyeceğiz
WhatsApp
İhbar Hattı