Kastamonu'da yaşayan Iraklı üniversite öğrencisi Mustafa Abdulwahhab Al-Janabi, genetik bir hastalığa bağlı karaciğer yetmezliği nedeniyle yoğun bakımda tedavi gördü. Bu süreç, Irak'tan gelen akrabasının karaciğerini vermesiyle hayatına umut dolu bir başlangıç getirdi. 21 yaşındaki Al-Janabi, 12 yıldır ailesiyle Kastamonu'da ikamet ediyor.
Sağlık sorunları, 15 yaşında şiddetli kaşıntı ile kendini göstermeye başladı. Hastaneye müracaat eden Al-Janabi'nin karaciğerinde büyüme tespit edilince tedavi amacıyla Ankara'ya yönlendirildi. Yıllar süren tedavi sürecinin ardından bu yıl sağlık durumu ağırlaşan Al-Janabi, Ankara Etlik Şehir Hastanesi'nde değerlendirildi.
Nakil gereksinimi olduğu belirlendi. Canlı verici arayışında aile üyeleri incelenirken, uygun bir verici bulunamadı; bu nedenle Irak'taki akrabalarında verici arandı. Bu dönemde sağlık durumu kritik bir hal alan Al-Janabi, yoğun bakımda tedavi altına alındı ve buradan sevindirici bir haber aldı. Irak'tan gelen bir akrabası, Al-Janabi'ye karaciğerini bağışlayarak nakil sürecini gerçekleştirdi.
NAKİL SÜRECİNE DAİR DÜŞÜNCELERİ
Karaciğer nakli ile sağlığına kavuşan Al-Janabi, AA muhabirine yaptığı açıklamada hastalığının ilerlemesiyle sürekli uyku hali yaşadığını ve vücudunda sararma olduğunu ifade etti. Nakil sürecinin bazı bölümlerini hatırlamadığını vurgulayan Al-Janabi, bu haberle büyük bir mutluluk yaşadığını belirtti.
Al-Janabi, hastalığın uzun zaman boyunca hayatını olumsuz etkilediğini ve hayallerini gerçekleştirmekte zorluk çektiğini dile getirerek, "Artık çok iyiyim, sanki yeniden doğmuş gibiyim. Doktorlarıma minnettarım; hayallerimi gerçekleştirmek için bana fırsat verdiler," dedi. Karaciğerini veren akrabasına olan teşekkürlerini de dile getiren Al-Janabi, "Beni hayata döndüren akrabamız sayesinde artık yaşamla ölüm arasındaki ince çizgiyi aşmış durumdayım.
Artık üniversite eğitimime devam etmek ve daha iyi bir insan olmak istiyorum," şeklinde konuştu.
AİLESİNİN DENEYİMLERİ
Al-Janabi'nin babası Abdulvahap Al-Janabi, oğluna nakil gerektiğini öğrendikten sonra aile üyelerinin verici olarak değerlendirildiğini aktardı. Ancak kendisinin kan grubunun uyumsuz olduğunu, eşinin ise karaciğerinin küçük bulunduğunu belirtti. Bunun üzerine, Irak'ta yaşayan bir akrabasıyla iletişime geçti.
Al-Janabi, akrabasının Türkiye'ye gelip gerekli tetkiklerin yapılmasının ardından verici olma uygunluğunun onaylandığını ifade etti. Oğlunun hastanede komaya girdiğini ve yaklaşık 9 gün yoğun bakımda kaldığını söyleyen baba, "Oğlumun acıları geçti, yeniden doğmuş gibi. Her şey yoluna girdi.
İyileşmesiyle birlikte tüm aile çok mutluyuz," dedi. Oğlunun sağlığına kavuşmasından dolayı büyük bir sevinç içinde olan Abdulvahap Al-Janabi, tedavi sürecinde emeği geçen doktor, hemşire ve sağlık çalışanlarına da teşekkür etti.
TEDAVİ SÜRECİ HAKKINDA GÖRÜŞLER
Ankara Etlik Şehir Hastanesi Organ Nakli Birimi'nden Doç. Dr. Şener Balas, Al-Janabi'nin genetik bir hastalık sebebiyle kronik karaciğer hastalığı bulunduğunu dile getirdi. Hastanın durumunun zaman zaman kötüleşebileceğine dikkat çeken Balas, Al-Janabi'nin de böyle bir durumla hastaneye başvurduğunu ifade etti. Balas, "Hastamızın genel durumu oldukça kötüydü.
Onu yoğun bakımda gözlemlemek zorunda kaldık. Bu süreçte Mustafa, bir makineye bağlı kaldı," şeklinde konuştu. Al-Janabi'nin Irak vatandaşı olmasından dolayı Türkiye'de kadavradan nakil olma imkanının bulunmadığını hatırlatan Balas, bu nedenle canlı vericili nakil yapılması gerektiğini vurguladı.
Balas, "Mustafa'nın nakli için Irak'tan verici olabilecek bir akrabasının gelmesi gerekiyordu. Bu aşamada, Mustafa'nın hayatta kalabilmesi için büyük bir ekip olarak yoğun bir çalışma yürüttük. Vericisi geldiğinde nakil sürecine hazırlıklara başladık.
Bir akşam 19.30'da başlayan, sabah 04.00'te sona eren ameliyatla Mustafa'nın sağlığı için önemli bir adım attık. Çok şükür ki bugün durumu iyi; her şey yolunda gidiyor. Kısa süre içinde evine gönderilecektir," dedi.
Hastalığın kalıtsal olduğunu belirten Balas, Orta Doğu gibi akraba evliliklerinin sık olduğu bölgelerde genetik hastalıkların daha yaygın görüldüğünü aktardı. Vericinin, bir hafta içinde evine döndüğünü ve herhangi bir sorun yaşamadığını dile getiren Balas, "Hayatını kaybetmek üzereyken, makineye bağlı olarak hastanemize gelen Mustafa, nakil sonrası sağlıklı bir birey olarak evine dönmeye hazırlanıyor," şeklinde ifade etti.
KARACİĞER YETMEZLİĞİ VÜCUTTAKİ TÜM ORGANLARI ETKİLEYEBİLEN BİR DURUM
Ankara Etlik Şehir Hastanesi'nden Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Deniz Kütük, Al-Janabi'nin hastaneye ilk olarak Wilson hastalığı tanısıyla yönlendirildiğini, yaptıkları tetkiklerde "progresif ailesel intrahepatik kolestaz" olarak adlandırılan kalıtsal hastalığın tespit edildiğini açıkladı. Bu durumun, karaciğerin ürettiği safranın safra kanallarına akamamasıyla ilgili olduğunu belirtti.
Kütük, Al-Janabi'de karaciğer yetmezliği ile birlikte yemek borusundaki damarların genişlemesi nedeniyle meydana gelen özofagus varislerinin de bulunduğunu aktardı. "Karaciğer işlevini yerine getiremeyince, amonyak vücutta birikmeye başlıyor ve bu durum bilinç bulanıklığına yol açabiliyor. Özofagus varisleri de aniden kanamalara neden olabilen bir durumdur.
Karaciğer yetmezliği, aslında vücuttaki tüm organların işlevlerini etkileyebilen ciddi bir durumdur," dedi. Nakil sürecinde vericinin karaciğerinin yüzde 60'ının alındığını belirten Kütük, sağlıklı bir bireyin karaciğerinin ortalama 3 ay içinde kendini yenileyebildiğini, vericinin de herhangi bir sorun yaşamadan bir hafta içinde taburcu edildiğini ve düzenli kontrollerinin sürdüğünü ifade etti.
Kütük, Türkiye'de yeterli organ bağışının olmaması nedeniyle canlı vericili nakillerin sıklıkla gerçekleştirildiğini, alternatif tedavi yöntemlerinden sonuç alınamayan ve hastalığın son aşamasına ulaşan hastalar için organ nakline başvurulduğunu aktardı.