SON GELİŞMELER
lösev
Bize Ulaşın

Dil Seçimi

Şehit Umutlarımız Varken, Şerefsize Umut Hakkı mı?

Haber görseli

Bir ülkede “umut hakkı” konuşuluyorsa, önce şu sorunun cevabı verilmelidir:
Şehit edilen Umutların hakkını kim, nasıl ödeyecek?

Bu topraklarda “umut” sadece bir kelime değildir.
Bu ülkede adı gerçekten Umut olan, terör yüzünden toprağa verilen insanlar var.

Komiser Umut Tunçay…
Piyade Uzman Onbaşı Umut Coşkun…

Bunlar sadece birkaç Şehit Umutlarımızdan örnek
Yüzlercesi var. 
Kimi üniformayla, kimi sivil kıyafetle;
kimi dağda, kimi şehirde, kimi evine ekmek almaya giderken öldürüldü.

Biz bu Umutların hakkını ödeyemeyiz.
Ama bugün kalkıp, geleceği karartan bir şerefsize “umut” tartışması açanlar, bu hesabı vermek zorundadır.

Avrupa’nın Hukuku Hatırlatılıyor, Gerçek Hayat Unutturuluyor

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesi konuşuluyor.
“İnsan onuru”, “umut hakkı”, “yeniden değerlendirme” deniliyor.

İyi de…
Avrupa’ya girmek bir yana, bugün Schengen vizesi bile alamayan bir ülkenin insanlarıyız biz.
Avrupa kapılarında bekletilen, başvuruları reddedilen, dosyaları eksik bahanesiyle geri çevrilen yine bu halk.

Avrupa hukuku, sadece terörist söz konusu olunca mı hatırlanıyor?
Bu ülkede adalet, sadece katiller için mi hassas?

Yetim Kalan Bebeklerin Umudu Nerede?

Bu tartışmalarda kimse şunu konuşmuyor:
Tüyü bitmemiş bebekler babasız büyüdü.
Analar evlatlarının mezar taşına sarıldı.
Çocuklar “babam nerede?” sorusuyla hayata tutunmaya çalıştı.

Onlara kim umut verdi?
Onların hakkı hangi maddede yazıyor?

Bu Bir Etnik Mesele Değil

Bu ülkeyi bölmeye çalışanların en büyük yalanı şudur:
“Sorun Türk–Kürt meselesidir.”

Değil.

Bu ülkede hastaneye giden herkes aynı sırada bekler.
Okula giden çocuklar aynı sınıfta okur.
Kimse Kürt olduğu için daha fazla ceza almaz, daha az hakka sahip olmaz. Kürt kökenli bakanlarımız, milletvekillerimiz , öğretmenlerimiz , memurlarımız, polisimiz ve askerimiz var! Bizim bir meselemiz yok ki umut hakkı tanıyalım! Olmayan meselemizi bebek katili Öcalan mı çözecek? 

Bu topraklarda ayrım yoktur;
bölücülük vardır.
Ve o bölücülük, bir halkın değil, bir zihniyetin ürünüdür.

Kan, Sadece Ellerde Değil

Geleceği umutsuzlaştıran bu zihniyetin sorumlusu olan o şerefsizin,
ellerinin değil, bütün vücudunun kanı vardır.

Dökülen kan sadece asker kanı değildir;
öğretmenin, işçinin, çocuğun kanıdır.

Bu ülkede umut konuşulacaksa,
önce mezar taşları dinlenecek.
Önce şehitlerin isimleri anılacak.
Önce yetimlerin gözlerinin içine bakılacak.

Şehit Umutlarımız varken,
geleceği yok eden bir şerefsize umut arayanlar,
bu milletin vicdanında karşılık bulamayacaktır.