Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin terör sorunu ile ilgili önemli bir fırsat yakaladığını belirterek, "Türkiye, 10 binlerce canına ve en az 2,3 trilyon doları aşan ekonomik kaynağına mal olan terör meselesini çözme yolunda çok önemli bir fırsat yakalamıştır. Bu fırsatın heba edilmesine veya sabote edilmesine asla izin vermemeliyiz. Bu süreçte çeşitli provokasyonlar, dezenformasyon çabaları olabilir." dedi.
Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Türkiye Basın Federasyonu tarafından düzenlenen "11. Anadolu Medya Ödülleri" programında konuştu.
Burada yaptığı konuşmada, bölgenin uzun süredir kriz, savaş ve çatışmalarla karşı karşıya olduğunu ifade eden Yılmaz, bu tür bir ortamda kadınlar, çocuklar, masum siviller ve gazetecilerin hayatının risk altında olduğunu vurguladı.
Gazze’de 7 Ekim 2023’ten bu yana 270’in üzerinde gazetecinin İsrail saldırılarında hayatını kaybettiğini hatırlatan Yılmaz, bu dönemde İsrail’in "PRESS" ibaresi bulunan basın mensuplarını hedef aldığını ve gazetecilerin görevlerini icra etmelerini engellemek için hukuksuz eylemlere başvurduğunu dile getirdi.
Yılmaz, uluslararası medya kuruluşlarının bu ağır tablo karşısında sergilediği tutumun da dikkate değer olduğunu belirterek, "Basın özgürlüğü, tarafsız habercilik, haber alma hürriyeti, medya ve savaş hukuku söz konusu olduğunda yüksek perdeden konuşan pek çok yabancı basın kuruluşu, İsrail’in gazetecilere yönelik saldırılarını sadece seyretmekle yetindiler. Katliamları haberleştirirken bile failleri perdeleyen bir dil kullandılar. Gezi olaylarında ülkemizde haftalarca kamp kuran bu kuruluşların gözünde 73 bin masum ve 270 gazeteci sadece birer istatistiğe dönüştü." diye konuştu.
Yılmaz, "Zalimlerin korkulu rüyası hakikatin aydınlığıdır. Zalimleri en fazla korkutan hakikattir, bunun aydınlığıdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın mazlumlardan yana hakikatleri gür bir şekilde ifade eden liderliğinde, bu zor zamanlarda insani değerleri yaşatan, destekleyen basın mensuplarını yürekten tekrar kutluyorum." şeklinde devam etti. Hükümet olarak, Türkiye Cumhuriyeti olarak, işini hakka, hukuka, hakikate dayalı olarak yapan basın mensuplarının yanında olmaya devam edeceklerini ve kalplerinin onlarla birlikte attığını belirtti.
Toplumun ve hayatın aynası olan basının, halkın sesini ve ülkenin müşterek hafızasını taşıyan temel mecralardan biri olduğunu vurgulayan Yılmaz, basın ve yayın ekosisteminin kılcal damarlarını oluşturan yerel medyanın bu açıdan büyük bir değere sahip olduğunu belirtti.
Yılmaz, Türkiye Basın Federasyonu’nun bünyesinde çok sayıda yerel ve bölgesel radyo, televizyon, gazete ve dergi bulunduğunu, Federasyonun 16 yıllık birikiminin Anadolu medyasının dayanışma gücünü artırdığını ve sesini daha geniş kitlelere ulaştırdığını ifade etti.
Uyanık Olma Zamanı
Terörsüz bir Türkiye’nin hedefinin milletin geleceği ve kardeşliği ile doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayan Yılmaz, bu konuda toplumun çok uyanık olması gerektiğine dikkat çekti.
Dün, milli irademizin simgesi olan Gazi Meclisi'nde 467 kabul oyu ile tarihi bir yasa kabul edildi. Bu, son derece önemli bir gelişme. 467 sayısı, bildiğim kadarıyla önceki oylarda görülmedi. Eğer varsa bile ben bilmiyorum. Bu oy oranı, gerçekten tarihi bir değere sahip. Alınan yüksek destek, Terörsüz Türkiye hedefine yönelik milli iradenin tutumunu, toplumun desteğini ve sağlanan siyasi uzlaşmayı anlamlı ve kıymetli bir şekilde ortaya koyuyor. Bu açıdan, dün önemli bir günü geride bıraktık.
Türkiye, 10 binlerce canına ve 2,3 trilyon doları aşan ekonomik kaybına yol açan terör sorununu çözme yönünde büyük bir fırsat elde etmiştir. Bu fırsatın kaybolmasına ya da engellenmesine asla müsaade etmemeliyiz. Bu süreçte çeşitli provokasyonlar ve dezenformasyon girişimleri ortaya çıkabilir. Şu an oldukça hassas bir süreçte bulunuyoruz. Özellikle silahların bırakılmasını içeren bu kritik aşamada basına ve medyaya önemli görevler düştüğünü belirtmek isterim. Depremler ve diğer kriz durumlarında da gördüğümüz gibi, sosyal medyada yer alan gerçek dışı dezenformasyonlar, ülkemizi sarsmaya çalışan bazı çevreler tarafından ortaya konulabilir. Bu durum, Türkiye'nin huzurunu kendi menfaatleri uğruna feda eden güç odaklarının çabalarının bir parçası olabilir. Bu yüzden, millet olarak ve tüm kesimlerin dikkatli olması gerektiğini vurgulamak istiyorum. Terör üzerinden siyasi çıkar elde etmeye çalışan kişilere alan bırakmamalıyız.
Yılmaz: Sorumluluk bilinciyle hareket etmeliyiz
Yılmaz, siyasetin, medyanın ve toplumun ortak sorumluluk anlayışıyla hareket etmesinin bu sürecin başarısı açısından büyük bir önem taşıdığına vurgu yaparak, "Medya çalışanlarımız başta olmak üzere, kamuoyuna seslenen her bireyin kullandığı dil, verdiği mesaj ve yarattığı etki üzerinde dikkat göstermesi elbette ki beklentimizdir. Tarih, ülkelerini terörden kurtarmak için çaba sarf edenlerle, bu sürece engel olmayı amaçlayanları kaydedecektir. Terörsüz Türkiye hedefine sorumlulukla katkı sunanlar, milletimizin vicdanında ve hafızasında hak ettikleri yeri bulacaklardır," şeklinde konuştu.
Bu sürecin tamamen bir "Türkiye modeli" olarak başladığını ve devam ettiğini vurgulayan Yılmaz, "Bu, üçüncü bir gözün yer almadığı, ulusal irademiz ve kapasitemizle temel sorunları çözme konusundaki gücümüzü ortaya koyduğumuz bir yaklaşımdır. Türkiye'nin bu kritik meselede elde edeceği başarı, diğer alanlarda da ülkemize güç katacaktır," ifadelerini kullandı.
Unutmamalıyız ki ortak paydamız Türkiye Cumhuriyeti
Yılmaz, eleştiri olmadan gelişimin mümkün olmadığını, faydalı eleştirilerin ilerleme, gelişme ve sorun çözme süreçlerinin dinamosu olduğunu belirtip, şunları dile getirdi:
"Doğru bir usulle, doğru bir üslupla ifade edilemeyecek hiçbir fikir yoktur" diyen Yılmaz, görüş ayrılıklarının olabileceğini ve sorunlara çeşitli perspektiflerden yaklaşılabileceğini ifade etti. Ancak ortak paydanın Türkiye Cumhuriyeti olduğunu vurgulayarak, ulusun huzurunun ve ülkenin güçlü, müreffeh bir geleceğinin önemine dikkat çekti. Farklı adlara sahip olunsa da herkesin ortak kimliğinin Türkiye Cumhuriyeti olduğunu belirtti.
Medya özgürlüğü ile ilgili değerlendirmeler
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın öncülüğünde, farklı seslerin susturulduğu ve vesayetçiler tarafından şekillendirilen tek tipçi medya düzeninin artık geçmişte kaldığını dile getiren Yılmaz, "Kim ne derse desin, geçmişte medya özgürlüğü vardı, çoğulcu medya vardı, sonra bu zayıfladı" diyenlere karşı, "Vesayetçi bir demokraside medya özgürlüğü olmaz. Olsa olsa vesayetin çeşitli kanallarla ifade edilmesi olur" şeklinde yanıt verdi. Yılmaz, vesayetçi demokrasiden normal bir demokrasiye geçişin, medya için daha özgür bir ortam oluşturduğunu vurguladı.
Anadolu medyasına destek sözü
Yılmaz, Anadolu medyasının çeşitli zorluklarla karşılaştığını bildiklerini belirterek, "Bugüne kadar Anadolu medyamızın taleplerine karşı kayıtsız kalmadık. Gelecekte de bu sorunların üstesinden gelinmesi ve daha kaliteli bir çalışma ortamının sağlanması için tüm imkanlarımızla destek vereceğimizi ifade etmek istiyorum" dedi.
Ödüller sahiplerini buldu
11. Anadolu Medya Ödülleri'nin hayırlı sonuçlar doğurmasını temenni eden Yılmaz, ödüle değer görülen tüm kuruluşları, bireyleri ve medya çalışanlarını kutladı. Ayrıca, bu organizasyonu düzenleyen Türkiye Basın Federasyonu, jüri üyeleri ve katkı verenlere teşekkürlerini iletti.
Konuşmaların ardından 11. Anadolu Medya Ödülleri, sahiplerine tevdi edildi.