SON GELİŞMELER
lösev
Bize Ulaşın

Dil Seçimi

Sosyal medyada sağlık içeriği: Fırsat mı risk mi?

Haber görseli

Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doktor Şerafettin Özdoğan, sosyal medyada sağlık içeriklerinin yaygınlaşmasının doğal bir süreç olduğunu belirterek, bunun hem fırsat hem de risk barındırdığını söyledi.

Sosyal medyanın hayatın merkezine yerleştiğini ifade eden Özdoğan, “Sağlık sektörünün bu mecranın dışında kalması mümkün değil. Ancak fırsatların olduğu yerde riskler de vardır. Aynı şekilde riskli ortamlar da yeni fırsatlar doğurabilir” dedi.

“TIP GENELLEME KABUL ETMEZ”

Tıbbın özünde bireysel olduğunu vurgulayan Özdoğan, sosyal medyanın genelleyici dilinin tehlike oluşturabileceğine dikkat çekti.

Her hastanın sağlık durumunun dinamik olduğunu belirten Özdoğan, “Kişinin bir önceki günkü durumu ile sonraki günkü durumu aynı olmayabilir. Daha önce uygulanan tedavi yöntemleri bile yeni gelişmelere göre değişebilir. Sosyal medyada yapılan genellemeler, bireyin kendi sağlık sorunuyla örtüşmeyebilir ve yanlış yönlendirmeye yol açabilir” ifadelerini kullandı.

GEÇ KALINMIŞ TANI VAKALARI ARTIYOR

Sosyal medya kaynaklı gecikmiş tanı örnekleriyle klinik pratiğinde karşılaştığını belirten Özdoğan, benzer durumların birçok hekim tarafından da gözlemlendiğini aktardı.

Eskiden yalnızca arama motorları üzerinden bilgi edinildiğini hatırlatan Özdoğan, “Bugün yapay zeka platformları ve kişisel sosyal medya yayınlarıyla bilgiye ulaşmak kolaylaştı. Ancak bilginin güvenilirliği aynı oranda artmadı” dedi.

“BİRAZ DAHA BEKLEYELİM” YAKLAŞIMI RİSKLİ OLABİLİR

Özellikle kısa ve orta vadede hayati tehlike ya da organ kaybı riski taşıyan hastalıklarda sosyal medya üzerinden yapılan değerlendirmelerin ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirten Özdoğan, doğru tedaviye erişimin gecikebileceği uyarısında bulundu.

SAĞLIK BİLGİSİNİN ‘İÇERİKLEŞMESİ’ NORMALLEŞME RİSKİ DOĞURUYOR

Sağlık bilgisinin içerik haline gelmesinin algı yönetimi açısından risk taşıdığını belirten Özdoğan, sık tekrar edilen ancak bilimsel doğruluğu kanıtlanmamış bilgilerin zamanla “normalleşebildiğini” ifade etti.

“Tıbbi uygulamalar kişiye özeldir ve hasta ile hekim arasında yürütülmelidir” diyen Özdoğan, her hastanın ayrıntılı değerlendirme sürecinden geçtiğini ve tedavinin bu süreçte şekillendiğini vurguladı.

BİLİMSEL İÇERİK NASIL AYIRT EDİLİR?

Sıradan bir kullanıcının sağlık içeriğinin bilimsel olup olmadığını anlamasının zor olduğunu belirten Özdoğan, en doğru yaklaşımın alınan bilginin kişinin kendi hekimiyle paylaşılması olduğunu söyledi.

Kaynağın kurumsal olup olmadığına dikkat edilmesi gerektiğini ifade eden Özdoğan, özellikle “doktor” unvanının kullanımına ilişkin kafa karışıklığına da işaret etti. Türkiye’de tıp doktoru olmayan kişilerin de “Dr.” unvanını kullanabildiğini hatırlatan Özdoğan, yurt dışında tıp doktorlarının “MD” ibaresiyle ayrıştırıldığını kaydetti.

HEKİMLERE DİJİTAL MECRADA AKTİF OLMA ÇAĞRISI

Sağlık profesyonellerinin dijital platformlarda aktif olması gerektiğini belirten Özdoğan, aksi halde bilgi boşluğunun alan dışı kişiler tarafından doldurulabileceğini söyledi.

Bilimsel paylaşım yapılırken korku, kaygı ve umutsuzluğu artıran bir dil kullanılmaması gerektiğini vurgulayan Özdoğan, tek bir sebep ya da çözüm üzerinden dikkat çekmeye çalışmanın doğru olmadığını ifade etti. “Okuyucunun bilgiyi hangi ruh haliyle okuduğunu bilmek mümkün değil. Dikkat çekmek uğruna sağlık yazıları aksiyon sahnesine dönüştürülmemeli” değerlendirmesinde bulundu.

OKUYUCULARA UYARI: KAYNAĞI ARAŞTIRIN

Okuyucuların sosyal medyayı yalnızca ön bilgi amacıyla kullanmaları gerektiğini belirten Özdoğan, paylaşımların kaynağının ve yazanın mesleki yetkinliğinin mutlaka araştırılması gerektiğini söyledi.

Yapay zeka uygulamalarının da internetteki bilgileri derleyerek yanıt ürettiğini hatırlatan Özdoğan, “Bu sistemler henüz bilgiyi tam anlamıyla doğru süzebilecek olgunlukta değil” ifadelerini kullandı.