Her biri milyarlarca kullanıcıya sahip sosyal medya ve teknoloji devlerinin veri sızıntısı, casusluk ve mahremiyet üçgenindeki sicilleri her geçen gün daha da kabarıyor.
Dijital teknolojilerin küresel ölçekte yaygınlaşmasıyla birlikte, başta ABD ve Çin merkezli şirketler olmak üzere birçok teknoloji firması dünyanın en değerli markaları arasında üst sıralara yükseldi. Ancak kullanıcı sayılarıyla doğru orantılı şekilde artan veri hacmi, mahremiyet tartışmalarını da beraberinde getirdi.
Son dönemde bu tartışmaların merkezinde özellikle Google ve Meta yer alıyor.
GOOGLE’A “KULLANICIYI HABERSİZ DİNLEME” İDDİASI
Teknoloji devi Google’ın sesli asistan hizmetinin, kullanıcıları bilgileri dışında dinlediği ve elde edilen verileri reklam amaçlı kullandığı öne sürüldü. İddialara göre Google Asistan, ortamda yapılan konuşmaları kaydederek bu verileri reklam verenlerle paylaştı.
Reuters’ta yer alan haberde, Google’ın uzun sürecek dava risklerini bertaraf etmek amacıyla 68 milyon dolarlık uzlaşma bedeli ödemeyi kabul ettiği aktarıldı.
META VE WHATSAPP’TA ŞİFRELEME TARTIŞMASI
Bir diğer dikkat çeken gelişme ise Meta bünyesindeki WhatsApp hakkında yaşandı. Çok uluslu bir grup tarafından açılan davada, WhatsApp’ın mesajları sakladığı, analiz ettiği ve şirket çalışanlarının bu mesajlara erişebildiği iddia edildi. Davada, “uçtan uca şifreleme” sisteminin gerçeği yansıtmadığı ve kullanıcı mahremiyetinin ihlal edildiği öne sürüldü.
EDWARD SNOWDEN DEVLET–SOSYAL MEDYA İLİŞKİSİNİ ORTAYA KOYDU
Teknoloji devlerinin casusluk ve mahremiyet ihlali iddiaları yeni değil. Bu alandaki en büyük kırılma, eski CIA çalışanı Edward Snowden’ın 2013’te sızdırdığı gizli belgelerle yaşandı.
Belgeler, ABD hükümetinin yalnızca “şüphelileri” değil, dünya genelinde milyonlarca insanı kapsayan kitlesel bir gözetleme sistemi kurduğunu ortaya koydu. Ulusal Güvenlik Ajansı’nın (NSA), Google, Apple, Facebook, Microsoft ve Yahoo gibi şirketlerin sunucularına doğrudan erişim sağladığı, e-postalar, sohbetler ve dosyaların izlendiği belgelendi.
FACEBOOK’A TARİHİN EN YÜKSEK GİZLİLİK CEZASI
2018 yılında patlak veren Cambridge Analytica skandalı, sosyal medya tarihine damga vurdu. Facebook üzerinden yürütülen “this is your digital life” adlı kişilik testi uygulamasıyla yaklaşık 87 milyon kullanıcının verileri ele geçirildi.
Cambridge Analytica şirketi, bu verilerle kullanıcıların psikolojik profillerini çıkardı ve siyasi manipülasyonlar gerçekleştirdi. Şirketin Brexit süreci ve 2016 ABD başkanlık seçimlerine etki ettiği iddia edildi.
Skandalın ardından Cambridge Analytica kapatılırken, Facebook’a 5 milyar dolarlık ceza kesildi. Bu ceza, bir teknoloji şirketine verilen en yüksek gizlilik ihlali cezası olarak kayıtlara geçti.
X (TWITTER) VE ABD HÜKÜMETİ ARASINDAKİ SANSÜR İDDİALARI
Elon Musk’ın X’i (eski adıyla Twitter) satın almasının ardından yayımlanan “Twitter Dosyaları” ifşaları da sosyal medya tarihinin en çarpıcı olayları arasında yer aldı.
Şirket içi yazışmalara dayanan belgelerde, platformun eski yönetiminin ABD hükümetiyle gizli işbirliği yaptığı ortaya kondu. Belgelerde, “görünürlük filtreleme” sistemiyle hükümet politikalarıyla çelişen hesapların kapatılmadan algoritmik olarak bastırıldığı, paylaşımlarının kullanıcıların karşısına çıkarılmadığı belgelendi.
