SON GELİŞMELER
lösev
Bize Ulaşın

Dil Seçimi

Türkiye’de her yıl 5 bin çocuk kanser tanısı alıyor

Haber görseli

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümünden Doç. Dr. Uğur Demirsoy, çocukluk çağında görülen kanser türlerinin erişkin kanserlerinden belirgin şekilde ayrıldığını belirtti. Çocuk kanserlerinin daha nadir görüldüğünü, ancak daha hızlı seyretme eğiliminde olduklarını ifade eden Demirsoy, buna karşın tedaviye erişkin kanserlerine kıyasla daha iyi yanıt verdiklerini vurguladı.

Erişkinlerde kolon, meme ve akciğer kanseri gibi sık görülen kanserlerin çocuklarda görülmediğini belirten Demirsoy, erişkin kanserlerinde rol oynayan sigara, alkol, kötü beslenme ve kimyasal maruziyet gibi çevresel faktörlerin çocukluk çağı kanserlerinde belirleyici olmadığını söyledi.

EN SIK GÖRÜLEN TÜR LÖSEMİ

Çocukluk çağında en sık görülen kanserlerin başında lösemi geldiğini belirten Demirsoy, bunu beyin tümörleri ve lenf bezi kanserlerinin izlediğini ifade etti. Ayrıca nöroblastom, rabdomyosarkom (yumuşak doku kanseri), nefroblastom (çocuklara özgü böbrek kanseri) ve hepatoblastom (çocuklara özgü karaciğer kanseri) gibi çocuklara özgü tümörlerin de görülebildiğini kaydetti.

TÜRKİYE’DE HER YIL 4-5 BİN ÇOCUK TANI ALIYOR

Türkiye’de her yıl yaklaşık 4 ila 5 bin çocuğun kanser tanısı aldığını belirten Demirsoy, çocukluk çağı kanserlerinin tüm kanser vakaları içindeki oranının yüzde 2 civarında olduğunu söyledi.

BAŞARI ORANI YÜZDE 90’A YÜKSELDİ

Çocukluk çağı kanserlerinin tedavisinde son 60 yılda büyük ilerleme kaydedildiğini ifade eden Demirsoy, 1960’lı yıllarda tam iyileşme oranının yüzde 15-20 seviyelerinde olduğunu, günümüzde ise bu oranın yüzde 80-90’a ulaştığını söyledi. Bu gelişmenin tıp alanındaki en önemli başarı hikâyelerinden biri olduğunu vurguladı.

ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARIYOR

Her kanser türünde olduğu gibi çocukluk çağı kanserlerinde de erken teşhisin tedavi başarısını artırdığını belirten Demirsoy, erken tanı sayesinde daha az yoğun tedavi ile daha yüksek iyileşme oranlarının elde edilebildiğini söyledi.

AİLELER BU BELİRTİLERE DİKKAT ETMELİ

Halsizlik ve solukluk gibi belirtilerin çoğu zaman kansızlıkla ilişkilendirildiğini belirten Demirsoy, baş ağrısı, kusma ve davranış değişikliklerinin ise stres veya sosyal faktörlere bağlanabildiğini ifade etti. Israrla devam eden ağrı, halsizlik, yorgunluk, ateş, baş ağrısı ve kusma gibi şikayetlerin önemsenmesi gerektiğini vurgulayan Demirsoy, idrar ve dışkılama düzeninde, davranışlarda ve uyku düzeninde belirgin değişiklikler ile karında gelişen şişliklerin mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

AİLE HEKİMLERİNİN ROLÜ KRİTİK

Düzenli çocuk muayenelerinin erken tanıda büyük rol oynadığını belirten Demirsoy, aile hekimleri ve pediatristlerin şikayet olmasa dahi düzenli kontrollerle fiziksel ve psikolojik değerlendirme yapmasının erken teşhisi kolaylaştırdığını kaydetti.

VAKALARIN YAKLAŞIK YÜZDE 15'İ GENETİK

Çocukluk çağı kanserlerinin büyük bölümünün dokuların gelişim sürecindeki sapmalardan kaynaklandığını ifade eden Demirsoy, vakaların yaklaşık yüzde 15’inde genetik yatkınlık bulunduğunu söyledi. Bilimsel gelişmelerle bu oranın daha net ortaya konabileceğini belirtti.

Çevresel faktörlerin çocukluk çağı kanserlerinin gelişiminde neredeyse hiç rol oynamadığını vurgulayan Demirsoy, ailelerin kendilerini suçlamasının doğru olmadığını ifade etti.

HAMİLELİKTE RADYASYON RİSKİ ARTIRIYOR

Hamilelik döneminde radyasyona maruz kalma ve annenin kemoterapi almasının çocukta kanser riskini artırabileceğini belirten Demirsoy, gebelik sürecinde sigara ve alkol kullanımının da risk oluşturabileceğinin düşünüldüğünü söyledi.

“ÇOCUKLAR KANSER OLMAZ” BİR YANILGI

Toplumda çocukların kanser olmayacağına dair yanlış bir inanış bulunduğunu belirten Demirsoy, bunun doğru olmadığını ifade etti. Tanı sonrası ailelerin kendilerini suçladığını ancak çoğu vakada ebeveynlerin yaptığı hatalı bir uygulamanın söz konusu olmadığını vurguladı.

Haber: Nida Yağmur Mercan