Yapay zeka, son yıllarda iş dünyasında üretkenliği artıracak, ekonomide sıçrama yaratacak ve hatta iklim krizine çözüm olacak bir teknoloji olarak sunuluyor. Fakat yayımlanan son araştırmalar, bu iddiaların makro verilerde henüz güçlü karşılık bulmadığını ortaya koyuyor.
CEO’LARA GÖRE ÜRETKENLİK ARTMADI
ABD, Birleşik Krallık, Almanya ve Avustralya’da 6 bin üst düzey yöneticinin katıldığı ve National Bureau of Economic Research tarafından yayımlanan çalışmaya göre şirketlerin yaklaşık yüzde 90’ı, son üç yılda yapay zekanın ne istihdamda ne de verimlilikte belirgin bir değişim yaratmadığını düşünüyor.
Katılımcıların üçte ikisi yapay zekayı kullandığını belirtse de haftalık ortalama kullanım süresi 1,5 saat seviyesinde. Yöneticilerin dörtte biri ise iş yerinde hiç yapay zeka kullanmadığını ifade ediyor.
Buna rağmen önümüzdeki üç yıl için verimlilikte yüzde 1,4, üretimde yüzde 0,8 artış beklentisi bulunuyor. İstihdam tarafında ise şirketler yüzde 0,7’lik düşüş öngörürken çalışan anketleri yüzde 0,5’lik artış beklentisine işaret ediyor.
“SOLOW PARADOKSU” BENZERLİĞİ
1987’de Nobel ödüllü ekonomist Robert Solow’un ortaya koyduğu ve bilgisayar çağının verimlilik istatistiklerinde görünmediğini belirten “Solow Paradoksu”, bugün yapay zeka için yeniden tartışılıyor. Bazı ekonomistler, yapay zekada da başlangıçta düşük etki, ardından ani sıçrama anlamına gelen “J-eğrisi” senaryosuna işaret ediyor.
Ancak bu sıçramanın gerçekleşmesi, şirketlerin yapay zekayı iş süreçlerine ne ölçüde entegre edebileceğine bağlı olacak.
MAKRO VERİLERDE SINIRLI ETKİ
2022 sonunda ChatGPT’nin devreye girmesinden bu yana Federal Reserve Bank of St. Louis raporunda yüzde 1,9’luk ek kümülatif verimlilik artışı hesaplandı. Buna karşılık 2024 tarihli MIT araştırması, önümüzdeki on yılda toplam katkının yalnızca yüzde 0,5 olabileceğini öngördü.
Nobel ödüllü ekonomist Daron Acemoğlu da artışın sıfırdan iyi olduğunu ancak sektörün iddialı söylemleriyle kıyaslandığında sınırlı kaldığını belirtti.
Çalışan tarafında ise 19 ülkede yaklaşık 14 bin kişiyle yapılan araştırma, 2025’te düzenli yapay zeka kullanımının yüzde 13 arttığını ancak teknolojiye duyulan güvenin yüzde 18 gerilediğini gösterdi.
İKLİM KRİZİ İDDİALARI DA TARTIŞMALI
Yapay zekanın iklim krizine çözüm sunacağı yönündeki söylemler de incelemeye alındı. Enerji araştırmacısı Ketan Joshi’nin çalışmasında, “AI iklime net fayda sağlayacak” şeklindeki 154 farklı iddia incelendi. Bu iddiaların yalnızca dörtte birinin akademik araştırmalara dayandığı, üçte birinden fazlasının ise kamuya açık kanıt sunmadığı belirlendi.
Google’ın 2023’te yapay zekanın 2030’a kadar küresel sera gazı emisyonlarını yüzde 5 ila yüzde 10 azaltabileceği yönündeki iddiası da tartışma konusu oldu. Ancak aynı dönemde şirketin sürdürülebilirlik raporunda, AI altyapı yatırımlarının emisyonları artırdığı kabul edildi.
VERİ MERKEZLERİ ENERJİ BASKISI YARATIYOR
Artan veri merkezi yatırımları, enerji sistemi üzerinde ek yük oluşturuyor. Yeni gaz santralleri planlanırken bazı kömür santrallerinin faaliyet süresi uzatılıyor. Yüzlerce gigawatt’lık yeni kapasitenin önemli bölümü doğrudan veri merkezlerine tahsis edilmiş durumda.
Uzmanlara göre daha düşük enerji tüketen geleneksel makine öğrenmesi uygulamaları yıllardır şebeke optimizasyonu ve afet tahmini gibi alanlarda kullanılıyor. Buna karşılık son dönemde hızla büyüyen üretken yapay zeka modelleri, yüksek enerji talebi nedeniyle farklı bir maliyet profili ortaya çıkarıyor.
Haber Merkezi

