SON GELİŞMELER
Bize Ulaşın

Dil Seçimi

Yılmaz: Savunma sanayisi cari açığın azalmasında kilit rol oynuyor

Haber görseli

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, savunma sanayisinin sıradan bir ekonomik faaliyet alanı olmadığını vurgulayarak, bu alanda ilerlemenin ancak güçlü ve kararlı bir siyasi iradeyle mümkün olabileceğini söyledi. Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın erken dönemde ortaya koyduğu vizyonun Türkiye’yi mevcut küresel tabloda avantajlı bir konuma taşıdığını ifade etti.

KÜRESEL BELİRSİZLİKLER VE ARTAN GÜVENLİK ENDİŞELERİ

Yılmaz, 5. Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı kapsamında yaptığı konuşmada, dünyada güvenlik risklerinin arttığı, jeopolitik gerilimlerin derinleştiği ve ekonomik güç dengelerinin yeniden şekillendiği bir dönemden geçildiğini belirtti. Bu dönüşümün yalnızca siyasal ve ekonomik alanlarla sınırlı kalmadığını, teknolojik gelişmelerin özellikle savunma konseptlerini kökten etkilediğini dile getirdi.

NATO VE AVRUPA SAVUNMA POLİTİKALARINDA YENİ DÖNEM

Küresel savunma stratejilerindeki değişime dikkat çeken Yılmaz, NATO’nun 2035 hedefleri doğrultusunda savunma harcamalarının milli gelir içindeki payının artırılmasının gündemde olduğunu hatırlattı. Avrupa Birliği ülkelerinin de özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sonrası kendi güvenlik kapasitelerini güçlendirme arayışına girdiğini söyleyen Yılmaz, Avrupa’nın artık savunma alanında daha fazla sorumluluk almak zorunda kaldığını kaydetti.

TÜRKİYE ERKEN DAVRANDI, AVANTAJ SAĞLADI

Türkiye’nin bu küresel ortamda öne çıkmasının temel nedenlerinden birinin erken harekete geçmesi olduğunu belirten Yılmaz, savunma sanayisine verilen güçlü siyasi desteğin bugünkü tabloyu mümkün kıldığını ifade etti. “Erken yola çıkan avantaj sağlar” anlayışıyla hareket edildiğini vurgulayan Yılmaz, Türkiye’nin mevcut üstünlüğünü iyi değerlendirmesi gerektiğinin altını çizdi.

SAVUNMA SANAYİSİNDE ÇARPICI RAKAMLAR

Türkiye’nin savunma sanayisinde ulaştığı kapasiteye ilişkin verileri paylaşan Yılmaz, sektörde 3 bin 500’ün üzerinde firmanın faaliyet gösterdiğini, 1400’den fazla projenin yürütüldüğünü ve yaklaşık 100 bin kişilik nitelikli istihdam sağlandığını aktardı. Yakın gelecekte bu istihdamın 150 bine çıkarılmasının hedeflendiğini belirten Yılmaz, sektörün cirosunun 20 milyar doların üzerine çıktığını ve yerlilik oranının yüzde 80’i aştığını söyledi.

185 ÜLKEYE İHRACAT, 10 MİLYAR DOLARI AŞAN GELİR

Türkiye’nin savunma sanayisinde 185 ülkeye ihracat gerçekleştirdiğini belirten Yılmaz, geçmişte parası ödendiği halde temin edilemeyen ürünlerin bugün dünyanın dört bir yanına ihraç edilir hale gelindiğini ifade etti. Savunma sanayisi ihracatının 10 milyar doları aşmasının, Türkiye’nin son çeyrek yüzyıldaki dönüşümünün somut göstergelerinden biri olduğunu kaydetti.

YENİ HEDEF: İLK 10’DA KALICI OLMAK

Türkiye’nin savunma sanayisinde ihracat yapan ülkeler arasında ilk 10’a girdiğini hatırlatan Yılmaz, bu seviyenin yeni ve daha iddialı hedefler için bir eşik olarak görülmesi gerektiğini söyledi. Yapay zeka başta olmak üzere yeni teknolojilerin daha etkin kullanılması, ürün bazlı platformların geliştirilmesi ve uluslararası ortaklıkların artırılması gerektiğine dikkat çekti.

ORTAK ÜRETİM VE AR-GE VURGUSU

Yılmaz, dost ve müttefik ülkelerle AR-GE’den pazarlamaya kadar uzanan ortak üretim modellerinin önemine işaret ederek, ekonomik ve teknolojik kapasitesi yüksek ancak üretim altyapısı sınırlı ülkelerle iş birliklerinin artırılmasının Türkiye için stratejik fırsatlar sunduğunu ifade etti.

CARİ AÇIĞA VE REFAHA KATKI

Savunma sanayisinin yalnızca güvenlik değil, ekonomi açısından da kritik bir rol oynadığını vurgulayan Yılmaz, sektörün hem ihracat artışı hem de ithalat ikamesi yoluyla cari açığın kalıcı biçimde azaltılmasına katkı sağladığını söyledi. Nitelikli istihdam ve yüksek katma değerli üretimin toplumsal refaha dönüştüğünü belirten Yılmaz, savunma sanayisinde geliştirilen teknolojilerin zamanla sivil sektörlere aktarılmasının Türkiye ekonomisinin genel teknolojik seviyesini yükselttiğini ifade etti.

Kaynak: AA