IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği Genel Müdürü (CEO) Murat Çiftçi, otonom araçların kazalarındaki sorumluluk anlayışının sürücü merkezli geleneksel modelden uzaklaşarak daha karmaşık bir hale geleceğini ifade etti. Gelecekte bir kaza durumunda yalnızca sürücünün davranışlarının değil, aracın yazılımı ve siber güvenlik gibi unsurların da dikkate alınacağını belirtti.
TEKNOLOJİ VE MEVZUATTAKİ DEĞİŞİKLİKLER
Otomotiv sektöründe sürücü destek sistemlerinden, belirli koşullarda sürüş işlevini devralabilen sistemlere kadar olan teknolojik gelişmeler hızla devam ederken, uluslararası mevzuat da bu değişimlere ayak uydurmakta. Çiftçi, bu bağlamda, Birleşmiş Milletler'in Avrupa Ekonomik Komisyonu içerisinde bulunan bir forumun, otonom sürüş sistemlerine yönelik global düzenleyici çerçeveyi kabul ettiğini aktardı.
Yeni düzenleme, güvenlik yönetim sistemleri, araçların sürekli izlenmesi ve test süreçleri için ortak güvenlik kriterleri sunmakta.
TRAFİK SİGORTASINDA YENİ YAKLAŞIM
Kazalarla ilgili geleneksel trafik sigortası ve kasko anlayışının zamanla yeniden şekillenmesi bekleniyor. Çiftçi, otonom araç sigortaları açısından, sorumluluk tanımında önemli bir değişim olacağını söyledi. Kazalarda, sürücünün davranışı kadar aracın yazılımı, sensörleri, üreticisi ve siber güvenlik altyapısının da tartışılacağını vurguladı.
Modern sistemlerin büyük ölçüde insan davranışlarına göre işlemekte olduğunu kaydeden Çiftçi, kaza sorumluluğunun belirlenmesinde sürücünün ve diğer tarafların davranışlarının göz önünde bulundurulduğunu belirtti. Ancak yazılımın sürüş kararlarını aldığı bir ortamda, kaza nedeninin ne olduğunun tespitinin daha karmaşık hale geldiğini ifade etti.
KAZA NEDENLERİ VE SORUMLULUK
Gelecekte sorumluluk anlayışı, aracın otonomi seviyesi ve kaza anında sürüş görevini kimin üstlendiğine bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Çiftçi, bunun için aracın ne kadar 'otonom' olduğunun doğru tanımlanmasının önemini vurguladı. Sürekli insan müdahalesi gerektiren bir araç ile belirli koşullarda sürüş görevini tamamen üstlenebilen bir araç arasında hukuki ve sigorta açısından önemli farklılıklar bulunduğunu belirtti.
Bu nedenle, kazanın oluşumunu etkileyen unsurların tespiti, kazadan saniyeler önceki araç verileri, sistemin aktif olup olmadığı ve sürücüye müdahale uyarısının verilmesi gibi bilgilerin hasar değerlendirmeleri açısından kritik bir rol oynayabilir. Çiftçi, otonom sürüş teknolojisinin yaygınlaşmasının ardından geleneksel araç sigortalarındaki risk analizlerine yeni unsurların eklenmesi gerektiğine işaret etti.
Sürücü, araç ve kullanım özellikleri gibi mevcut kriterlerin yanı sıra, otonom araçlarla ilgili yeni parametrelerin de göz önünde bulundurulacağını belirtti. Çiftçi, "Bir aracın sigorta riskinin değerlendirilmesinde, aracın modeli, değeri, kullanım şekli, hasar geçmişi ve sürücü profili gibi birçok unsur dikkate alınıyor.
Otonom taşıtlarda ise bu unsurlara yazılım sürümü, sensör teknolojileri, otonom sürüş düzeyi, siber güvenlik altyapısı ve sistem güncellemeleri gibi yeni faktörler eklenebilir. Sensörlerin yol üzerindeki bir nesneyi yanlış algılaması, yazılım güncellemelerinin beklenmedik sonuçlar doğurması veya sistemler arasındaki iletişimin kopması, gelecekte hasarların oluşumuna neden olabilir. Bugün sürücü hatasını tartışırken, yarın algoritmaların karar verme süreçlerini ele alabiliriz.
Bu durum, hasar tespitinden sorumluluk paylaşımına kadar sigortacılık süreçlerini köklü bir şekilde değiştirecektir," ifadelerini kullandı.
SİBER SALDIRI YALNIZCA KİŞİSEL VERİLERİN ELE GEÇİRİLMESİ DEMEK DEĞİL
Çiftçi, siber saldırıların otomobil sigortasıyla ilgili bir konu haline geldiğini de vurguladı. "Bağlantılı bir otomobilde siber saldırı, yalnızca kişisel verilerin çalınması anlamına gelmiyor. Teorik olarak, aracın bazı işlevlerinin etkilenmesi, sistemlerin devre dışı kalması veya sürüş güvenliğinin tehlikeye girmesi gibi çok daha ciddi durumlar oluşabilir.
Bu nedenle, geleceğin otonom araç sigortası, fiziksel hasar, ürün sorumluluğu ve siber risklerin birleştiği daha kapsamlı bir yapıya dönüşebilir," değerlendirmesini yaptı. Çiftçi, otonom sürüş sistemlerinin riskleri ortadan kaldırmak yerine dönüştüreceğine dikkat çekerek, "Otonom sürüş sistemlerinin ilerlemesiyle bazı kaza türlerinin azalması mümkün. Ancak bu durum, riskin tamamen ortadan kalkacağı anlamına gelmiyor.
Riskin kaynağı değişecek. İnsan hatasının katkısı azalırken, yazılım, donanım, veri, siber güvenlik ve ürün sorumluluğu gibi unsurların önemi artacak. Sigortacılık da bu değişimi doğru bir şekilde anlayabilmek zorunda.
Otonom araçlar, bu değişimin yeni ve önemli bir örneği. Gelecekte, teknolojiyi anlamadan riski anlamak ve doğru sigorta çözümleri oluşturmak mümkün olmayacak. Bugünden yarının poliçesini oluşturmak zor olabilir, ancak yarının risklerini anlamaya başlamak zorundayız.
Otonom sürüş yaygınlaştıkça kasko, trafik, ürün sorumluluğu ve siber sigorta arasındaki sınırların giderek daha fazla iç içe geçtiğini göreceğiz. Bizim görevimiz, müşterilerimizin hem mevcut risklerine hem de teknolojiyle ortaya çıkacak yeni sorumluluk alanlarına karşı hazırlıklı olmalarını sağlamak. Sigortacılığın geleceğini, teknolojiyi takip eden değil, teknolojinin getirdiği yeni riskleri önceden belirleyebilen kurumlar şekillendirecek," diye belirtti.