Nepal ile Tibet arasındaki Himalaya vadilerinde yaşanan felaket ilk görüntülerde büyük bir seli andırıyordu. Ancak The Guardian, BBC, Reuters, The New York Times ve Al Jazeera’nın aktardığı bilimsel veriler bir araya getirildiğinde çok daha sıra dışı bir tablo ortaya çıkıyor.
Çünkü felaketin yaşandığı sabah bölgede yoğun yağış yoktu. Yıkımı başlatan şey gökyüzünden düşen su değil, binlerce metre yüksekte kopan dev bir buz ve kaya kütlesiydi.
THE GUARDIAN: İLK BAŞTA DEPREM SANDILAR
Felaketin ilk saatlerinde sismik istasyonların kaydettiği güçlü hareket, bölgede deprem yaşandığı düşüncesine yol açtı.
Ancak kayıtlar yeniden incelendiğinde sarsıntının tektonik kökenli olmadığı anlaşıldı. ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi’nin değerlendirmesine göre kaydedilen yaklaşık 5.2 büyüklüğündeki sismik sinyal, yer kabuğunun kırılmasından değil, devasa buz ve kaya kütlesinin dağdan kopup vadiye çarpmasından kaynaklandı.
Başka bir ifadeyle sismometrelerin kaydettiği enerji yerin altından değil, dağın üzerinden geldi.
Bu ayrıntı, felaketin neden sıradan bir sel olarak değerlendirilemeyeceğinin ilk işaretiydi.
UYDU GÖRÜNTÜLERİ 1.2 KİLOMETRELİK DÜŞÜŞÜ GÖSTERDİ
Uluslararası basında yayımlanan uydu analizleri, olayın başlangıç noktasını yaklaşık 5 bin 200 metre yüksekteki dik bir dağ yamacına götürüyor.
Yaklaşık 600 metre genişliğindeki büyük buzul kütlesi bulunduğu yerden koparak vadi tabanına doğru yaklaşık 1.200 metre düştü.
Düşüş sırasında yalnızca buz hareket etmedi. Kütle hızlandıkça çevresindeki karı, kayaları ve toprağı da önüne kattı.
Böylece dağdan aşağı inen yapı, klasik bir çığdan hızla daha ağır ve yıkıcı bir enkaz akışına dönüştü.
THE GUARDIAN: NEHİRDEN “SIVI ÇİMENTO” AKTI
Felaket görüntülerinde dikkat çeken unsurlardan biri de akıntının normal sel suyundan farklı görünmesiydi.
Buzulun sürüklediği kaya, toprak, ağaç ve nehir tortuları suyla karışınca son derece yoğun bir kütle oluştu.
University of Texas’tan hidrolog Hatim Sharif, bu yapıyı “sıvı çimento” benzetmesiyle tarif etti.
Bu nedenle vadiden geçen şey yalnızca hızlı akan su değildi. Kaya ve çamurla ağırlaşan kütlenin momentumu, önüne çıkan binaları, araçları ve altyapıyı çok daha büyük bir kuvvetle sürükledi.
REUTERS: NEHİR YATAĞINDA DOĞAL BARAJ OLUŞTU
Buz ve kaya kütlesinin vadiye ulaşması felaketin sonu değil, ikinci aşamasının başlangıcı oldu.
Dağdan gelen enkaz Lhende Khola nehrinin önünü kapattı. Böylece çok kısa sürede doğal bir set oluştu.
Arkasında su biriktikçe basınç yükseldi. Set dayanamayınca su, çamur ve enkaz tek seferde aşağı vadilere boşaldı.
Reuters’ın ve bölgesel araştırma merkezi ICIMOD’un aktardığı verilere göre Trishuli Nehri’nin seviyesi yalnızca 30 dakika içinde yaklaşık 9 metre yükseldi.
Bu, yaklaşık üç katlı bir binanın yüksekliğine karşılık geliyor.
DAR HİMALAYA VADİLERİ HUNİ GİBİ ÇALIŞTI
Al Jazeera, The Guardian ve The New York Times’ın analizlerinde felaketin şiddetini artıran bir diğer unsur olarak bölgenin coğrafyası öne çıkıyor.
Tibet’in yüksek platosundan Nepal’in dik ve dar vadilerine giren su, kaya ve çamur kütlesi geniş bir alana yayılamadı.
Akış dar bir koridora sıkıştıkça hızı ve yıkıcı gücü arttı. Nehir yatağına yakın yerleşimlerde yaşayanların tepki vermesi için kalan süre de giderek azaldı.
Bu nedenle felaket yalnızca “ne kadar su geldiğiyle” değil, suyun hangi coğrafyada ve hangi malzemeyle birlikte hareket ettiğiyle açıklanıyor.
BİR FELAKET DEĞİL, PEŞ PEŞE GELEN ALTI AŞAMA
Uluslararası basındaki bilimsel değerlendirmeler bir araya getirildiğinde Nepal-Tibet sınırındaki olayın tek bir nedene dayanmadığı görülüyor.
Buzul koptu. Yaklaşık 1.2 kilometre düştü. Kaya ve toprağı sürükledi. Nehrin önünü kapattı. Doğal baraj oluştu. Set çöktüğünde su ve enkaz aşağıdaki dar vadilere yayıldı.
Birkaç dakika içinde gerçekleşen bu zincirleme süreç, klasik bir yağış selinden çok daha büyük enerji ortaya çıkardı.
NEW YORK TIMES: 19 KÖPRÜ VE 40 KİLOMETRE YOL
Felaketin boyutunu altyapıdaki yıkım da gösteriyor.
The New York Times’ın drone görüntüleri ve sahadan gelen bilgileri değerlendirdiği analizine göre nehir hattında en az 19 köprü ile yaklaşık 40 kilometrelik yol ağır hasar gördü veya tamamen yok oldu.
Çin’in Kuşak ve Yol projesinde stratejik öneme sahip Gyirong sınır kapısı ve çevresindeki ticaret altyapısı da çamur ve enkaz tabakasının altında kaldı.
Bölgedeki ulaşım ağının zarar görmesi, arama kurtarma çalışmalarını da güçleştirdi.
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BUZULU NASIL ETKİLEDİ?
Bilim insanlarının yanıtını aradığı bir sonraki soru, dev buzul kütlesinin neden koptuğu.
Himalayalar’da sıcaklıkların yükselmesi yalnızca buzulların küçülmesine yol açmıyor. Dağlardaki kaya ve toprağı uzun süre donmuş hâlde tutan permafrost tabakasının da çözülmesine neden oluyor.
Bu tabaka zayıfladığında kayaların ve buz kütlelerinin dağa tutunması güçleşebiliyor.
Aynı zamanda eriyen suların buzul ile ana kaya arasına girmesi, kütlenin zeminde kaymasını kolaylaştıran bir tür “yağlama” etkisi yaratabiliyor.
Uzmanlar bu mekanizmaların Himalayalar’daki buzul ve kaya çökmeleri açısından giderek büyüyen bir risk olduğuna dikkat çekiyor. Ancak tek bir olayı doğrudan iklim değişikliğine bağlamak için daha ayrıntılı bilimsel incelemelere ihtiyaç olduğu da belirtiliyor.
THE GUARDIAN’A ANLATTI: “ÇAMUR EŞİMİ ALIP GÖTÜRDÜ”
Bilimsel verilerin anlattığı yıkımın insan tarafı ise birkaç dakika içinde yaşandı.
The Guardian’a konuşan 68 yaşındaki Keshav Prasad Baral, evine doğru gittikçe büyüyen bir çamur duvarı gördüğünü anlattı.
Baral, eşiyle çatıya ulaşmaya çalışırken akıntının eşini gözlerinin önünde sürüklediğini söyledi. Evlerinin de kısa süre içinde yok olduğunu aktardı.
Bu tanıklık, bilim insanlarının “enkaz akışı” olarak tanımladığı kütlenin vadide nasıl ilerlediğini gösteren en çarpıcı örneklerden biri oldu.
PEKİ BU SEL NEDEN SIRADAN DEĞİLDİ?
Dünya basınındaki analizlerin ortaklaştığı nokta burada.
Felaket sırasında bölgede yoğun yağış yoktu. Kaydedilen güçlü sismik hareket deprem değildi. Vadiden geçen akıntı yalnızca sudan oluşmuyordu. Nehrin 9 metre yükselmesi de normal bir taşkın sürecinden çok daha hızlı gerçekleşti.
5 bin metreyi aşan yükseklikte başlayan buzul çökmesi, 1.2 kilometrelik düşüş, 5.2’lik sismik şok, “sıvı çimento” kıvamındaki enkaz akışı, doğal barajın çökmesi ve Himalayalar’ın dar vadileri aynı felaketin parçalarıydı.