"BAKIM YÜKÜ SADECE KADININ ÜZERİNE BIRAKILMAMALI"
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye nüfusunun yüzde 49,98’ini kadınlar oluşturuyor. Ancak bu oran iş gücüne katılım rakamlarına aynı paralellikte yansımıyor. Türkiye, 32,5 kadın istihdamı oranıyla OECD ülkeleri arasında son sırada yer alıyor. Kadınların çalışma hayatına katılımını sınırlayan en önemli faktörlerden biri de çocuk bakımının çoğunlukla kadınların sorumluluğunda olması.
TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Üyesi Elif Esen, "Biz metinlerimizde özellikle 'ebeveyn' kavramını kullanıyoruz" diyerek, bakım yükünün sadece kadının üzerine bırakılmaması gerektiğini vurguladı.
Esen, "Türkiye’de bakım yükü çoğunlukla kadının üzerinde. Yaşlı bakımı ya da engelli bireylerin bakımı da çoğu zaman kadının sorumluluğu olarak görülüyor. Bu durum kadının iş gücüne katılımını ve istihdam edilmesini zorlaştırıyor. Biz diyoruz ki çocuk bakımında ebeveynler birlikte sorumluluk üstlenmeli. Dolayısıyla doğum izni de anne ve babanın birlikte kullanabileceği şekilde düzenlenmeli. Dünyada bunun çok iyi örnekleri var" dedi.
DOĞUM İZNİ DÜZENLEMESİ NELERİ GETİRECEK?
Doğum izninin uzatılmasına ilişkin çalışmayı değerlendiren Esen, "Her düzenlemenin hem olumlu hem de olumsuz yönleri olabilir" diyerek şöyle konuştu:
"Bu düzenleme kadınlar açısından olumlu görünse de özel sektörde bazı işverenler tarafından bir maliyet unsuru olarak görülebilir. Bazı iş görüşmelerinde kadınlara “Çocuk yapmayı düşünüyor musunuz?” ya da “Evlenmeyi düşünüyor musunuz?” gibi sorular sorulabiliyor. Bu tür sorular daha işe alım sürecinde kadına yönelik bir mobbingdir. Bu tür uygulamaların önüne geçecek düzenlemelerin de yapılması gerekir. Özel sektörün dinamikleri farklı olduğu için hazırlanacak kanun düzenlemesinde bu denge iyi kurulmalıdır."
HOLLANDA MODELİ ÖRNEK OLABİLİR Mİ?
Doğum izni konusunda dünyadaki örneklerin Türkiye için yol gösterici olabileceğini savunan Elif Esen, "Hollanda’daki uygulama dikkat çekici. Orada doğum sonrası ebeveynlere bir izin paketi veriliyor. Anne ve baba bu izni birlikte kullanabiliyor. Yaklaşık 300 günlük bir izin söz konusu. Aileler bu izni kendi aralarında planlayarak kullanabiliyor. Bunun yanında devletin bakım desteği de oldukça güçlü" diyerek, TBMM Araştırma Merkezi’nden bu konuda inceleme talep ettiğini belirtti.
"ESNEK ÇALIŞMA MODELİ" ÇÖZÜM SUNAR MI?
Kadın istihdamının artırılması için "esnek ve uzaktan çalışmanın yasal güvence altına alınmasını" öneren Esen, uzaktan çalışmanın her iş kolu için uygun olmadığını ancak belirli durumlarda büyük kolaylık sağladığını ifade etti:
"Uzaktan çalışmanın kadınlar açısından avantajlı yönleri var. Örneğin engelli çocuğu olan bir annenin iş hayatına katılmasını kolaylaştırabiliyor. Ancak her iş için uygulanabilir bir model değil. Özellikle emeklilik hakları, özlük hakları ve çalışma saatleri konusunda çalışanların mağdur edilmemesi önemlidir. Dijitalleşme hayatımızdaki pek çok alanı değiştiriyor. Bu değişime uyum sağlayacak yeni düzenlemelerin yapılması gerekiyor."
