ABD ile Suudi Arabistan, barışçıl amaçlarla nükleer enerji alanında iş birliğini öngören “123 Anlaşması” ile buna eşlik eden karşılıklı nükleer güvenlik tedbirleri anlaşmasını imzaladı.
Anlaşmaya ABD Enerji Bakanı Chris Wright ile Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman imza attı. Düzenlemenin, iki ülke arasında uzun yıllar sürmesi beklenen ekonomik ve stratejik bir ortaklığın hukuki temelini oluşturacağı belirtildi...
AMERİKAN ŞİRKETLERİNE SUUDİ NÜKLEER PROGRAMININ KAPISI AÇILACAK
ABD Enerji Bakanlığından yapılan açıklamaya göre “123 Anlaşması”, Amerikan şirketlerinin Suudi Arabistan’ın oluşturmayı planladığı sivil nükleer enerji programında faaliyet göstermesine olanak sağlayacak.
Anlaşma kapsamında ABD merkezli şirketlerin nükleer santral teknolojisi, ekipman, malzeme ve teknik destek alanlarında Suudi Arabistan ile çalışmasının önü açılacak. Washington yönetimi, ortaklığın Amerikan nükleer endüstrisine, çalışanlarına ve tedarik zincirlerine ekonomik katkı sağlayacağını savunuyor.
Suudi Arabistan ise artan elektrik ihtiyacını karşılamak, enerji kaynaklarını çeşitlendirmek ve petrol dışı enerji üretimini artırmak amacıyla sivil nükleer enerji programı geliştirmeyi hedefliyor.
“123 Anlaşmaları”, ABD Atom Enerjisi Yasası kapsamında nükleer malzeme, ekipman ve teknolojilerin başka ülkelere aktarılabilmesi için gerekli hukuki çerçeveyi oluşturuyor. Bu anlaşmalar teknik bilgi paylaşımı, bilimsel araştırma ve nükleer güvenlik alanlarındaki iş birliklerini de kapsayabiliyor.
URANYUM ZENGİNLEŞTİRME TARTIŞMASI GÜNDEME GELDİ
Anlaşmanın en fazla tartışılan yönlerinden biri, Suudi Arabistan’ın gelecekte ülke içinde uranyum zenginleştirme faaliyeti yürütmesine imkân tanıyıp tanımayacağı oldu.
Uluslararası basında yer alan haberlere göre anlaşma, Suudi Arabistan’ın sivil nükleer programı kapsamında uranyum zenginleştirme seçeneğinin ileride değerlendirilmesine kapı açabilir. Ancak bu yönde atılacak olası adımların iki ülke tarafından ayrıca incelenmesi ve belirli güvenlik koşullarına bağlanması bekleniyor.
Uranyum zenginleştirme, düşük seviyelerde nükleer reaktör yakıtı üretmek amacıyla kullanılabiliyor. Bununla birlikte aynı teknolojinin daha yüksek seviyelerde uygulanabilmesi, nükleer silahların yayılması açısından uluslararası kaygılara yol açıyor.
ABD yönetimi, imzalanan karşılıklı güvenlik tedbirleri anlaşmasının nükleer faaliyetlerin barışçıl amaçlarla sınırlandırılmasını ve nükleer silahların yayılmasının önlenmesini sağlayacağını belirtiyor. Bazı uzmanlar ve ABD’li milletvekilleri ise denetim hükümlerinin yeterliliğinin Kongrede ayrıntılı biçimde incelenmesi gerektiğini savunuyor.
ANLAŞMA ABD KONGRESİNİN İNCELEMESİNE SUNULACAK
ABD Enerji Bakanı Chris Wright, anlaşmanın iki ülke arasındaki ticari ilişkileri güçlendireceğini ve Amerikan nükleer teknolojisinin uluslararası pazardaki konumuna katkı sağlayacağını söyledi.
Wright, anlaşmaların nükleer güvenlik ve silahların yayılmasının önlenmesine yönelik yüksek standartları koruduğunu belirterek ABD ile Suudi Arabistan halklarına uzun vadeli fayda sağlayacağını ifade etti.
ABD yönetimine göre iş birliği; nükleer teknoloji ihracatını artıracak, yeni istihdam alanları oluşturacak ve iki ülke arasındaki stratejik ortaklığı derinleştirecek. Washington ayrıca Suudi Arabistan’ın nükleer programında Amerikan şirketlerinin yer almasının Rusya ve Çin gibi rakip ülkelerin bölgedeki etkisini sınırlandıracağını değerlendiriyor.
Anlaşmalar, yürürlüğe girme süreci kapsamında incelenmek üzere ABD Kongresine sunulacak. Kongrede anlaşmanın nükleer güvenlik hükümleri, denetim mekanizmaları ve olası uranyum zenginleştirme faaliyetlerine ilişkin maddelerinin tartışılması bekleniyor.