ABD'nin İran'daki askeri hedeflere yönelik yeni saldırıları ve Tahran'ın Körfez'deki ABD üslerine verdiği karşılık, Avrupa basınında geniş yankı buldu. Avrupa'nın önde gelen gazetelerinde yer alan değerlendirmeler, çatışmanın geleceğine ilişkin farklı senaryolar ortaya koydu.
ASKERİ BASKI MI, DİPLOMASİ Mİ?
Almanya'dan Der Tagesspiegel, Hürmüz Boğazı'ndaki güvenliğin yeniden sağlanabilmesi için askeri baskının kaçınılmaz olabileceğini savundu. Gazete, yalnızca diplomatik girişimlerin yeterli olmayacağını, İran'ın geri adım atmasının ancak güçlü caydırıcılıkla mümkün olacağını öne sürdü.
Buna karşılık Çekya'dan Mladá fronta Dnes, hem Washington'un hem de Tahran'ın uzun vadede yeniden müzakere masasına dönmek zorunda kalacağını değerlendirdi. Gazeteye göre yaklaşan ABD ara seçimleri de Trump yönetimini diplomatik çözüme yöneltebilir.
İRAN'IN HEDEFİ HÜRMÜZ'DEN DAHA BÜYÜK MÜ?
İtalya'dan La Repubblica, İran'ın amacının yalnızca Hürmüz Boğazı'nı kontrol etmek olmadığını yazdı. Gazete, Tahran'ın Körfez'de askeri ve siyasi üstünlük kurmayı hedeflediğini, son saldırıların da bu stratejinin parçası olduğunu öne sürdü.
Hırvatistan'dan Jutarnji list ise İran'ın halen asimetrik savaş yöntemleriyle baskı kurabildiğini ancak süren saldırıların ülkenin askeri kapasitesini ciddi biçimde yıprattığını belirterek, Tahran'ın stratejik hata yapma riskine dikkat çekti.
EKONOMİK FATURA DÜNYAYA ÇIKABİLİR
Avusturya'dan Salzburger Nachrichten, Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gerilimin küresel enerji piyasalarını doğrudan etkileyebileceğini vurguladı.
Gazete, petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz sevkiyatındaki olası aksaklıkların enerji fiyatlarını yükselteceğini, bunun da dünya genelindeki tüketicilere yeni maliyetler olarak yansıyacağını savundu.
ORTAK ENDİŞE: GERİLİMİN BÜYÜMESİ
Avrupa basınındaki yorumlarda ortak nokta ise ABD ile İran arasındaki çatışmanın daha geniş çaplı bölgesel bir krize dönüşme ihtimali oldu. Birçok değerlendirmede, askeri hamlelerin sürmesi halinde hem Orta Doğu'da hem de küresel ekonomide yeni risklerin ortaya çıkabileceği görüşü öne çıktı.