Romanya, AB Yeniden Yapılanma Fonu’ndan beklediği 870 milyon avroya kadar kaynaktan oldu.
Romanya’nın önde gelen gazetelerinden Adevărul, ülkede Macarca yayın yapan Maszol ve Romanya merkezli Republica.ro, kaybın nedenini Brüksel’den çok Bükreş yönetiminin geciken reformlarında aradı.
870 MİLYON AVROLUK KAYIP
Romanya’nın fondan yeni ödeme alabilmesi için ağustos sonuna kadar bazı yasaları çıkarması veya değiştirmesi gerekiyordu.
Bu şartlar arasında kömürden kademeli çıkışın yasal zemine bağlanması da bulunuyordu. Gerekli düzenlemelerin süresinde tamamlanmaması üzerine ülke 870 milyon avroya kadar teşvikten mahrum kaldı.
SORUN BRÜKSEL DEĞİL, BÜKREŞ
Adevărul’da yayımlanan değerlendirmede, para kaybının Avrupa Birliği’nin Romanya’ya karşı tutumundan kaynaklanmadığı savunuldu.
Yazıda, Romanya yönetiminin büyük Avrupa programlarını planlama ve zamanında uygulama konusunda uzun süredir sorun yaşadığı belirtildi.
Avrupa Komisyonu’nun 2026 ülke raporunda da AB programlarının uygulanmasındaki gecikmelere dikkat çekildiği hatırlatıldı.
EYLEMSİZLİĞİN FATURASI
Maszol ise hükümetin kamu sektöründeki ücret düzenlemesini AB yardımlarının şartları arasına koyduktan sonra reformu neden son ana bıraktığını sorguladı.
Yazıda, yükümlülüklerin kötü planlanması ve sürelerin kaçırılmasının sorumluluğunun başkasına yüklenemeyeceği belirtildi.
Maszol yazarı Attila Ambrus, erteleme ve yönetim eksikliklerinin sonunda ülkeye yüz milyonlarca avroluk fatura çıkardığını savundu.
REFORM YERİNE ERTELEME
Republica.ro’da yazan ekonomist Cristian Păun da hükümetin reformlara yaklaşımını eleştirdi.
Păun, AB fonlarından yararlanmak için gerekli değişikliklerin sürekli ertelendiğini ve kısa vadeli siyasi rahatlığın reformların önüne geçtiğini savundu.
ORTAK ELEŞTİRİ HÜKÜMETE
Üç yayındaki yorumların ortak noktası, 870 milyon avroya varan kaybın Brüksel’den çok Romanya hükümetinin kendi taahhütlerini zamanında yerine getirememesinden kaynaklandığı görüşü oldu.
AB’nin en yüksek bütçe açığına sahip ülkesi olan Romanya’da yüz milyonlarca avroluk kayıp, hükümetin reform ve yönetim kapasitesine yönelik tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.