İsrail'de 27 Ekim 2026'da yapılan genel seçimler, yalnızca Başbakan Binyamin Netanyahu'nun siyasi geleceği açısından değil, Filistinlilerin yaşamını etkileyebilecek kararlar bakımından da önem taşıyor.
Gazze'deki insani koşullar, işgal altındaki Batı Şeria'nın geleceği ve İsrail vatandaşı Filistinlilerin siyasi hakları seçimlerin öne çıkan başlıkları arasında bulunuyor. Netanyahu'nun karşısında eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot'un öne çıktığı siyasi yarışta, seçim öncesi anketler hiçbir bloğun hükümet kurmak için gereken 61 milletvekilliğini garanti edemediğine işaret ediyor.
Peki, İsrail'de iktidar değişirse Filistinlilerin hayatında gerçekten ne değişebilir?
NETANYAHU KAYBEDERSE İSRAİL'İN FİLİSTİN POLİTİKASI DEĞİŞİR Mİ?
İsrail'de olası bir hükümet değişikliği, Filistin meselesinde köklü bir politika değişikliği yaşanacağı anlamına gelmiyor. Netanyahu'nun karşısındaki önemli isimlerden Gadi Eisenkot da bağımsız Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkan açıklamalarda bulundu. Eisenkot, 11 Ekim'deki değerlendirmesinde iki devletli çözümü doğru bulmadığını belirtti.
Bununla birlikte muhalefet partileri Filistin konusunda ortak bir siyasi çizgide buluşmuyor. Bazı partiler daha sert güvenlik politikalarını savunurken bazıları diplomatik girişimlere ve Filistinlilerle siyasi görüşmelere daha açık yaklaşıyor.
Bu nedenle Netanyahu'nun görevden ayrılması halinde asıl belirleyici unsur, yeni hükümetin hangi partiler tarafından kurulacağı ve üzerinde uzlaşılacak politikalar olacak.
GAZZE'DE YAŞAYAN FİLİSTİNLİLER İÇİN NE DEĞİŞEBİLİR?
Gazze açısından seçim sonrasında kurulacak hükümetin insani yardım, sınır geçişleri, güvenlik uygulamaları ve yeniden inşa sürecine ilişkin kararları önem taşıyor. Bu konularda atılacak adımlar, bölgede yaşayan Filistinlilerin günlük hayatını doğrudan etkileyebilir.
Ancak yeni bir başbakanın göreve gelmesi, Gazze'deki kısıtlamaların kendiliğinden kaldırılacağı anlamına gelmiyor. İsrail'deki siyasi partilerin güvenlik politikaları arasında farklılıklar bulunsa da Gazze'nin gelecekteki yönetimi konusunda uzlaşılmış bir çözüm bulunmuyor.
Üstelik Gazze'de yaşayan ve İsrail vatandaşlığı olmayan Filistinliler, hayatlarını etkileyen kararları alacak hükümetin belirlendiği bu seçimde oy kullanamıyor.
BATI ŞERİA'DA YERLEŞİM VE İŞGAL POLİTİKALARI SÜRECEK Mİ?
İşgal altındaki Batı Şeria'da yerleşim faaliyetleri, toprak hakları ve hareket kısıtlamaları, seçim sonrasında yanıt bekleyen başlıca konular arasında bulunuyor. Netanyahu'nun mevcut siyasi ortakları arasında Yahudi yerleşimlerinin genişletilmesini ve Batı Şeria'nın bazı bölgelerinin İsrail'e ilhakını savunan partiler yer alıyor.
Muhalefetin hükümet kurması halinde bu partilerin yönetimdeki etkisi azalabilir. Ancak muhalefet cephesinde de yerleşimler, ilhak ve Filistinlilerin siyasi geleceği konusunda farklı görüşler bulunuyor.
Dolayısıyla Batı Şeria'daki uygulamaların değişip değişmeyeceği, seçim sonuçlarından çok kurulacak hükümetin somut kararlarına bağlı olacak.
FİLİSTİNLİ SEÇMENLER HÜKÜMETİN KURULMASINDA BELİRLEYİCİ OLABİLİR Mİ?
İsrail vatandaşı Filistinlilerin oyları, hükümet kurma hesaplarını etkileyebilecek unsurlardan biri olarak görülüyor. 23 Ekim'de yayımlanan Channel 12 araştırmasında Filistinli partilerin toplam 14, Channel 13 araştırmasında ise 16 sandalye kazanabileceği öngörüldü. Bu rakamlar kesin seçim sonucu değil, seçim öncesinde yapılan kamuoyu araştırmalarının tahminlerini yansıtıyor.
120 üyeli İsrail parlamentosunda hükümet kurulabilmesi için en az 61 milletvekilinin desteği gerekiyor. Netanyahu karşıtı bloğun çoğunluğa ulaşamaması durumunda Filistinli partilerin desteği önem kazanabilir.
Ancak bu partilerin kendi aralarında da farklı yaklaşımlar bulunuyor. Mansur Abbas liderliğindeki Ra'am siyasi işbirliğine daha açık bir tutum sergilerken Birleşik Liste, olası bir hükümete verilecek desteğin koşullarını öne çıkarıyor. Muhalefetteki bazı partiler ise Filistinli partilerle resmî koalisyona karşı çıkıyor. Bu tablo, Filistinli seçmenlerin sandıkta elde edeceği temsilin hükümet kararlarına ne ölçüde yansıyacağı sorusunu gündeme getiriyor.
YENİ BİR HÜKÜMET FİLİSTİN DEVLETİNİN ÖNÜNÜ AÇABİLİR Mİ?
Seçimlerin ardından Filistinliler açısından en önemli sorulardan biri, bağımsız devlet hedefi konusunda yeni bir diplomatik sürecin başlayıp başlamayacağı.
Netanyahu'nun iki devletli çözüme karşı tutumu biliniyor. Muhalefetin öne çıkan ismi Eisenkot'un da bu konudaki olumsuz açıklamaları, hükümet değişikliğinin tek başına yeni bir barış süreci başlatacağı beklentisini sınırlıyor. Bununla birlikte İsrail'deki bütün muhalefet partilerinin aynı görüşte olduğu söylenemez.
Bağımsız Filistin devletine ilişkin olası gelişmeler, yeni hükümetin programının yanı sıra Filistin tarafıyla yürütülecek görüşmelere ve uluslararası diplomatik girişimlere bağlı olacak. Ayrıca seçim sonucunda hiçbir siyasi blok çoğunluğu sağlayamazsa koalisyon görüşmeleri uzayabilir. Bu durumda seçim sonuçlarının açıklanması, hemen yeni bir hükümet kurulacağı anlamına gelmeyecek.
İsrail'de seçimlerin ardından değişecek olan yalnızca başbakan mı, yoksa Filistinlilerin geleceğini belirleyen politikalar da değişebilecek mi?
Bu sorunun yanıtı, sandıktan çıkacak sonuçların ötesinde Gazze, Batı Şeria ve Filistinlilerin siyasi hakları konusunda atılacak somut adımlarla ortaya çıkacak.