Türkiye Azerbaycan Dostluk İşbirliği ve Dayanışma Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Aygün Attar, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in 11 Ağustos 2026'da Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'ne yaptığı ziyaretin ve Azerbaycan Televizyonu'nda verdiği mülakatın bölgenin ve Zengezur bağlantısının önemini anlamak açısından kritik olduğunu ifade etti.
Aliyev'in ziyareti, savunma, enerji, sanayi, demir yolu altyapısı, sosyal hizmetler, şehirleşme ve kültürel miras konularını içeren kapsamlı bir program dahilinde gerçekleştirildi. Bu bağlamda, Nahçıvan'ın geleceği, yerel kalkınma hedeflerinin ötesinde Azerbaycan’ın bölgesel stratejilerinin temel bir bileşeni olarak ele alındı.
NAHÇIVAN’IN BİRLEŞTİRİCİ ROLÜ
Uzun yıllar boyunca coğrafi ayrılığın sebep olduğu güvenlik ve lojistik engellerle karşılaşan Nahçıvan, artık Doğu ve Batı, Kuzey ve Güney’i birbirine bağlayan, Hazar Havzası’nı Anadolu ve Avrupa ile entegre eden, İran ve Basra Körfezi’ne ulaşım sağlayan çok boyutlu bir bağlantı merkezi olmaya hazırlanıyor. Bu dönüşüm sürecinin merkezinde Zengezur Koridoru bulunmaktadır.
Bakı açısından Nahçıvan ile ana kara arasındaki kara bağlantısının yeniden tesis edilmesi, 2020 sonrasında öncelikli stratejik hedeflerden biri haline gelmiştir. 8 Ağustos 2025'te Washington'da yapılan Ortak Bildiri, bu süreci yeni bir uluslararası siyasi ve hukuki boyuta taşımıştır. Belge, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki ulaşımlarının açılmasının barış ve istikrar için taşıdığı önemi vurgulamaktadır.
ALIYEV'İN AÇIKLAMALARI
Böylelikle Azerbaycan’ın siyasi söyleminde Zengezur Koridoru olarak tanımlanan stratejik bağlantının Ermenistan topraklarındaki uygulama modeli, yeni bir düzen içinde somutlaşma sürecine giriş yapmıştır. Bu model ile Azerbaycan’ın Nahçıvan’a erişimi sağlanırken, Ermenistan'ın egemenlik ve toprak bütünlüğüne dair ilkelerin korunması da hedeflenmektedir.
Uygulama açısından sağlıklı ilerlemeleri sağlanması halinde, bu yapı geçmişteki çatışmanın alanını ekonomik bağımlılık ve bölgesel işbirliği ortamına dönüştürebilecek bir potansiyele sahip olabilir. Ocak 2026'da TRIPP'in uygulamaları ile ilgili ayrıntıların belirlenmesi, hukuki düzenlemelerin yapılması, şirket yapılarının oluşturulması ve inşaat ile arazi kullanımı izinlerinin alınması gibi teknik konular, siyasi uzlaşıların ardından gündeme gelmiştir.
Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in Nahçıvan'daki görüşmesinde sunduğu veriler, bu dönüşüm sürecinin boyutunu net bir şekilde gözler önüne sermektedir.
Ermenistan topraklarında planlanan yaklaşık 42 kilometre uzunluğundaki demir yoluna ek olarak, Nahçıvan için tasarlanan 194 kilometrelik yeni hat ve mevcut 1,5 milyon ton olan yük kapasitesinin 15 milyon tona çıkarılması hedefleri, Zengezur Koridoru'nun gelecekte sunmayı planladığı ekonomik potansiyeli ortaya koymaktadır.
Horadiz-Ağbend kara yolunun tamamlanmak üzere olması ve Azerbaycan'ın ana bölgesindeki demir yolu projelerinin Ermenistan sınırına ilerlemesi, Bakü'nün kendi altyapısını önceden hazırlama çabasını yansıtmaktadır. Belirlenen 15 milyon tonluk hedef yalnızca bir ulaştırma istatistiği olarak algılanamaz.
Bu kapasite, Nahçıvan bölgesinde lojistik terminaller, depolama tesisleri, gümrük hizmetleri, sanayi, sigorta, finans, taşımacılık ve dijital lojistik gibi yeni ekonomik faaliyetlerin oluşmasına olanak tanıyabilir. Nahçıvan Sanayi Parkı'nın kurulması, bu yeni ekonomik dinamiklerin üretim yönü olarak değerlendirilebilir.
Aliyev'in Nahçıvan demir yolunun rehabilitasyonu için uluslararası bir konsorsiyumdan bahsetmesi, koridorun global yatırımcılar ve potansiyel yük sağlama sahiplerine açılabileceğini gösteriyor. Burada Azerbaycan devletinin kontrol payının korunmasının yanı sıra dış yatırımların finansmanı ve koridorun küresel lojistik ağlarla entegrasyonunun sağlanması hedeflenmektedir.
ZENGEZUR KORİDORU'NUN ÖNEMİ
Zengezur Koridoru'nun stratejik önemi, Orta Koridor üzerindeki etkisinin yanı sıra Kuzey-Güney ekseniyle kurabileceği bağlantıdan timat etmektedir. Nahçıvan ve Culfa aracılığıyla İran demir yolu ağına erişim, Azerbaycan’a İran ve Basra Körfezi yönünde ek transit fırsatları kazandırabilir. Böylelikle ülke, Hazar-Anadolu-Avrupa ve Rusya-Azerbaycan-İran-Basra Körfezi eksenlerinin kesiştiği daha etkili bir jeoekonomik konuma ulaşma imkanı bulacaktır.
TÜRKİYE'NİN STRATEJİK KATKILARI
Türkiye, bu süreçte yalnızca diplomatik destek sunan bir ortak olmaktan öte, koridorun kendi topraklarındaki devamını inşa eden en önemli aktörlerden biri durumundadır. Bu yaklaşım, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin Şuşa Beyannamesi ile yüksek bir siyasi düzeye ulaşmasının ulaştırma, enerji ve ekonomik bağlantılar alanındaki somut yansımasını teşkil etmektedir. Bu stratejinin en dikkate değer projelerinden birisi, Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu Demir Yolu Hattı'dır.
Türkiye, Zengezur bağlantısını Anadolu'ya taşıyacak olan 224 kilometrelik bu hattın temelini 22 Ağustos 2025 tarihinde atmayı planlamaktadır. Çift hatlı, elektrikli ve sinyalli olarak inşa edilecek olan demir yolunun, yılda 5,5 milyon yolcu ve 15 milyon ton yük taşıma kapasitesine sahip olması beklenmektedir.
Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in Nahçıvan demir yoluna yönelik hedeflediği 15 milyon tonluk kapasite ile Türkiye tarafındaki hattın da aynı miktarda kapasite hedeflemesi dikkat çekici bir benzerlik göstermektedir. Bu durum, Azerbaycan ve Türkiye'nin sınırın iki yanındaki altyapı yatırımlarının birbirini destekleyen bir jeoekonomik mantık taşıdığını ortaya koymaktadır.
Kars–Iğdır–Aralık–Dilucu hattının tamamlanmasıyla birlikte, Nahçıvan Türkiye’nin ulusal demir yolu ağına doğrudan entegre edilebilecek. Bu gelişme, Türkiye'nin Orta Koridor'a erişiminde yeni ve etkin bir güzergahın ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Bakü-Tiflis-Kars Demir Yolu Hattı'na Nahçıvan–Dilucu–Iğdır–Kars rotasının eklenmesi, Orta Koridor'un kapasitesini artırarak, olası krizlere karşı daha dayanıklı hale gelmesini mümkün kılacaktır.
Alternatif güzergahların varlığı, modern dünyada küresel tedarik zincirlerinin güvenliği açısından önem arz etmektedir. Bu durum, Türkiye'nin Avrupa ile Asya arasında coğrafi bir köprü olma rolünün yanı sıra, Avrasya ticaret akışlarını yönlendiren etkili bir lojistik merkez olma hedefine doğru ilerlemesini de desteklemektedir.
Türkiye'nin demir yolları, limanları, Marmaray bağlantısı ve Avrupa ulaşım sistemine olan erişimi, Zengezur güzergahının Hazar'ın doğusundan gelen yükleri Avrupa pazarlarına ulaştıracak sürekli bir zincir oluşturmasında kritik bir rol oynamaktadır. Nahçıvan'a yapılan katkılardaki ikinci stratejik boyut, enerji sektörü üzerinedir.
Iğdır–Nahçıvan Doğal Gaz Boru Hattı'nın Mart 2025'te faaliyete geçmesi, Nahçıvan'ın enerji güvenliğini artıracak ve Türkiye ile Azerbaycan arasında fiziksel entegrasyonu pekiştirecektir. Yaklaşık 80 kilometre uzunluğundaki hat, günlük 2 milyon metreküpe kadar taşıma kapasitesine sahip olacak; bu durum, Nahçıvan'ın uzun vadede gaz arzını çeşitlendirmesine olanak tanıyacaktır.
Aliyev'in verdiği mülakatta ortaya koyduğu enerji vizyonu, bu işbirliğine yeni bir boyut eklemektedir. Nahçıvan'ın güneş ve hidroelektrik potansiyelinin artırılması, yeni üretim tesisleri ve enerji depolama sistemlerinin kurulması, ilerleyen süreçte bölgede üretilen elektriğin Türkiye üzerinden daha geniş pazarlara ulaştırılmasını sağlayabilecektir.
Böylece Türkiye ve Azerbaycan arasındaki enerji işbirliği, petrol ve doğalgaz hatlarının ötesine geçerek, elektrik enerjisi, yenilenebilir kaynaklar ve enerji depolama teknolojilerini kapsayan daha geniş bir yapıya dönüşebilir. Zengezur güzergahının elektrik iletim hatları, fiber-optik kablolar ve gelecekteki çeşitli enerji altyapılarına ev sahipliği yapacak şekilde tasarlanması, projeye ek bir stratejik derinlik katmaktadır.
Bu bağlamda koridor, ulaşım, enerji ve dijital bağlantının aynı coğrafyada birleşerek çok fonksiyonlu bir Avrasya arterine dönüşme potansiyeline sahip bir yapı sunmaktadır.
ZENGEZUR KORİDORU TÜRK DÜNYASI ENTEGRASYONUNU SAĞLAYACAK
Zengezur bağlantısının Türkiye için taşıdığı diğer önemli bir boyut ise Türk dünyasının ekonomik entegrasyonudur. Türkiye, Azerbaycan ve Orta Asya ülkeleri arasında var olan siyasi ve kültürel yakınlığın kalıcı ekonomik değerler oluşturabilmesi için hızlı, öngörülebilir ve rekabetçi ulaşım hatlarının geliştirilmesi gerekmektedir.
Zengezur–Nahçıvan–Türkiye hattının Orta Koridor ile entegrasyonu, Hazar’ın doğusundaki üretim merkezlerinden çıkan ürünlerin Azerbaycan üzerinden Türkiye’ye, oradan da Avrupa’ya ulaşımını kolay hale getirecektir. Türkiye’nin güçlü sanayi altyapısı, lojistik merkezleri, limanları, finansal yapısı ve Avrupa pazarlarına entegrasyonu, Orta Asya ekonomilerinin batıya ulaşımında önemli bir rol oynayacaktır.
Dolayısıyla, Zengezur Koridoru, Türk dünyası için yalnızca sembolik bir coğrafi bağ değil, aynı zamanda ekonomik entegrasyon için önemli bir altyapı sunabilir. Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) çerçevesinde ulaştırma, gümrük, ticaret ve dijital alanlarda yürütülen projelerin somut zemininin güçlenmesiyle, ortak siyasi vizyonun ekonomik boyutu da derinleşme gösterecektir.
Bu bağlamda Türkiye, Orta Koridor'un Avrupa’ya yönelen Batı ayağını; Azerbaycan, Hazar’ın batısındaki merkezi bağlantı noktası olarak görev alırken; Nahçıvan ise Anadolu ile Güney Kafkasya arasındaki stratejik kavşak işlevini görecektir. Böyle bir entegrasyon, Orta Asya’dan Avrupa’ya uzanan ekonomik coğrafyanın taşıma sürelerini, güzergah çeşitliliğini ve stratejik dayanıklılığını artıracak potansiyeli taşımaktadır.
Zengezur Koridoru’nun ekonomik öneminin yanı sıra, siyasi işlevi de göz ardı edilmemelidir. Güney Kafkasya’nın uzun süren çatışmalarının oluşturduğu bağlamda kalıcı bir barışın sağlanması, güvenlik düzenlemeleri ile birlikte, karşılıklı ekonomik çıkarların da desteklenmesini zorunlu kılmaktadır. Ulaşım hatlarının açılması, Ermenistan’a transit gelir elde etme, yeni pazarlara erişim ve bölgesel ticaret sistemine katılma fırsatları sunabilir.
Ayrıca, Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşme süreci, yeni ekonomik işbirliklerinin oluşumunu mümkün kılabilir. Bu durum, bölgede işbirliğinin ekonomik fayda-maliyet dengesinde daha mantıklı bir seçenek haline gelmesine katkıda bulunabilir. Ankara’nın bu süreçteki önceliği, Azerbaycan ile stratejik ortaklığın sürdürülmesi, bölgesel istikrarın pekiştirilmesi ve Güney Kafkasya’nın uluslararası ulaşım ağlarına daha derin bir şekilde entegre edilmesidir.
Zengezur bağlantısının, taraflarca kabul edilen hukuki çerçeve içinde işletilmesi, bu üç hedefin bir araya gelmesini sağlayabilir.
NAHÇIVAN İÇİN HEDEF NE?
Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Nahçıvan’a yönelik ziyareti çerçevesinde, buradaki dönüşümün güvenlik, sanayi, yeşil enerji, ulaşım, toplumsal altyapı, turizm, kültürel miras ve yönetim reformlarını kapsadığı anlaşılmaktadır. Karabağ, Doğu Zengezur ve Nahçıvan’ın ortak kalkınma çerçevesinde ele alınması, bu stratejinin mekansal boyutunu net bir şekilde ortaya koymaktadır.
Bu yaklaşım, Azerbaycan’ın savaş sonrasındaki toprak bütünlüğünü sağlamak için ekonomik ve altyapısal entegrasyonu güçlendirme aşamasına geçtiğini göstermektedir. Karayolları, demiryolları, enerji sistemleri ve üretim merkezlerinin entegrasyonu, ülkenin farklı bölgelerini ortak ekonomik etkileşim alanı haline getirmektedir.
Nahçıvan, bu yeni durum içerisinde Azerbaycan'ın batıya açılan kapısı, Türkiye ile doğrudan stratejik bağın merkez noktası olarak ve Avrasya transit sisteminde öne çıkan kavşaklardan biri olma potansiyeline sahiptir.
Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in Nahçıvan'a yaptığı ziyaret ve gerçekleştirdiği mülakat, burada yatan ana jeopolitik mesajı net bir şekilde ortaya koymaktadır: Savaş sonrasında Azerbaycan yeni bir ekonomik harita inşa etmektedir. Zengezur Koridoru, bu yeni ekonomik yapılanmanın en önemli unsurlarından birini teşkil etmekte, Nahçıvan ise bu ağın merkezi düğümlerinden biri konumundadır.
Türkiye için bu önemli hattın değeri, Kars-Iğdır-Dilucu güzergahı üzerinden Anadolu'ya ulaşan altyapının ülkenin demir yolu, liman, enerji ve Avrupa ile bağlantılara entegre olmasında yatmaktadır. Böylelikle, Türkiye ve Azerbaycan'ın birbirini tamamlayan yatırımları, ikili stratejik ortaklığın ekonomik coğrafyasını Hazar'dan Avrupa'ya uzanan daha geniş bir ağa dönüştürme potansiyeli taşımaktadır.
TRIPP mekanizmalarının hukuki ve teknik yönlerinin işlerlik kazanması ve ilgili ülkelerin altyapı projelerinin zamanında bitirilmesi durumunda, Ermenistan sınırları içindeki 42 kilometrelik alan, fiziksel boyutunun çok ötesinde sonuçlar yaratma kapasitesine sahip olacaktır. Bu hat, Nahçıvan'ın coğrafi konumunu, Türkiye'nin Avrasya'daki rolünü, Azerbaycan'ın transit kapasitesini ve Orta Koridor'un bütünlüğünü etkileyebilecek stratejik bir eşik olarak öne çıkmaktadır.
Bu bağlamda, Zengezur-Nahçıvan-Türkiye hattı, önümüzdeki süreçte Güney Kafkasya'nın siyasi ekonomisini ve Türk dünyasının Avrasya coğrafyasındaki bağlantı olanağını şekillendirecek başlıca rotalardan biri olarak görülmektedir. Prof. Dr. Aygün Attar, Türkiye-Azerbaycan Dostluk İşbirliği ve Dayanışma Vakfı Yönetim Kurulu'nun başkanıdır.