Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

TCMB Başkanı Karahan’dan enerji şoku uyarısı: Enflasyon kalıcı hale gelebilir

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Budapeşte Finans Zirvesi’nde küresel ekonomide artan jeopolitik riskler, enerji fiyatları ve bunların enflasyon üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

EKONOMİ 16.09.2026 11:53 Melisa Altuntaş 109 okuma Okuma Süresi: 4 dk
TCMB Başkanı Karahan’dan enerji şoku uyarısı: Enflasyon kalıcı hale gelebilir
Paylaş:
N

Karahan’ın mesajlarında özellikle enerji kaynaklı arz şoklarının enflasyona nasıl yayıldığı öne çıktı. İlk aşamada enerji fiyatlarındaki artışın etkisinin sınırlandırılabileceğini belirten Karahan, asıl riskin maliyet baskısının ekonominin geneline yayılmasıyla başladığına dikkat çekti.

ENERJİ ŞOKLARINDA ASIL RİSK İKİNCİ TUR ETKİLER

Karahan, merkez bankalarının ekonomik şoklarla mücadele konusunda deneyimli olduğunu ancak son dönemde yaşanan bozulmaların daha uzun süreli hale geldiğini söyledi.Son 20-30 yılda küresel üretim yapısının önemli ölçüde değiştiğine işaret eden Karahan, şirketlerin geniş tedarik zincirleri oluşturmasıyla ülkelerin birbirine olan ekonomik bağımlılığının arttığını belirtti.

Bu yapı, bir bölgede ortaya çıkan enerji veya arz sorununun diğer ekonomilere daha hızlı taşınmasına neden oluyor.

Karahan’a göre enerji şokunun ilk fiyat etkisini kontrol altına almak mümkün olsa da maliyetlerin ücretlere ve diğer mal ve hizmet fiyatlarına yansıması durumunda tablo değişiyor.

ÜCRET, KUR VE FİYATLARA YAYILABİLİR

Enerji fiyatlarındaki yükselişin yalnızca elektrik, doğal gaz veya akaryakıtla sınırlı kalmaması, merkez bankaları açısından temel risklerden biri olarak öne çıkıyor.

Karahan, arz şoklarının ücretlere, firmaların fiyatlama davranışlarına ve döviz kuruna yayılması durumunda enflasyon üzerindeki etkinin daha kalıcı hale gelebileceğine dikkat çekti.

Bu nedenle merkez bankalarının yalnızca enerji fiyatlarındaki ilk yükselişe değil, enflasyon beklentilerinde ve fiyatlama davranışlarında oluşabilecek değişime de bakması gerektiğini söyledi. Enflasyon beklentilerinin güçlü şekilde çıpalanması halinde para politikasının ilk tur etkiler karşısında daha fazla hareket alanına sahip olabileceğini belirten Karahan, beklentilerin yeterince güçlü olmadığı ekonomilerde dış şokların etkisinin daha ağır hissedilebileceğine işaret etti.

GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE RİSK DAHA YÜKSEK

Enerji şoklarının döviz kuru üzerinden enflasyona taşınması, özellikle gelişmekte olan ekonomiler açısından önem taşıyor. Karahan, dışarıdan gelen bir şokun kur üzerindeki etkisinin, enflasyon beklentilerinin yeterince çıpalanmadığı ekonomilerde daha güçlü olabileceğini belirtti.

Birden fazla arz şokunun aynı dönemde ortaya çıkması halinde ise fiyat istikrarını sağlamanın daha zor hale gelebileceğini ifade etti. Bu durumda geçici önlemler yerine daha kalıcı politika adımlarına ihtiyaç duyulabileceğine dikkat çekti.

DAHA SIKI PARA POLİTİKASI SEÇENEKLER ARASINDA

Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimin enerji fiyatları üzerindeki yukarı yönlü baskısına da değinen Karahan, para politikasının bu süreçte oynayabileceği role dikkat çekti. Karahan’a göre arz şokunun enflasyon görünümünde kalıcı bir bozulmaya dönüşme riski ortaya çıkarsa daha sıkı para politikası bu etkiyi sınırlamak için kullanılabilecek araçlardan biri olabilir.

Maliye politikasının da enerji fiyatlarındaki ilk yükselişin tüketici üzerindeki etkisini azaltmak amacıyla devreye girebileceğini belirten Karahan, para ve maliye politikalarının birbirini desteklemesinin önemine işaret etti.

MERKEZ BANKALARININ ALTIN TALEBİ YÜKSEK

Karahan’ın gündemindeki bir diğer önemli başlık küresel rezervlerin yapısı oldu. Jeopolitik risklerin ve küresel ekonomik parçalanmanın merkez bankalarının rezerv tercihlerinde etkili olduğunu söyleyen Karahan, altına yönelik talebin yüksek seviyesini koruduğunu belirtti.

Altının hem emtia hem finansal varlık hem de rezerv aracı özelliği taşıdığına dikkat çeken Karahan, merkez bankalarının son dönemde altına yeniden daha fazla yöneldiğini söyledi. Ancak bu eğilimin doların küresel rezerv sistemindeki hakimiyetinin kısa sürede sona ereceği anlamına gelmediğini vurguladı.

DOLAR GÜCÜNÜ KORUYOR

Karahan’a göre dolar, uluslararası para sistemindeki güçlü konumunu korumaya devam ediyor. Dolar piyasalarının büyüklüğü, derinliği ve yüksek likiditesi bu konumu destekleyen temel unsurlar arasında bulunuyor.

Buna karşılık jeopolitik gerilimler, finansal koşullar ve rezerv varlıklarına erişim konusunda oluşabilecek belirsizlikler merkez bankalarını rezervlerini çeşitlendirmeye yöneltiyor. Bu ortamda altın, rezerv çeşitlendirmesinde öne çıkan araçlardan biri olmayı sürdürüyor.

REZERV YÖNETİMİNDE DÖRDÜNCÜ KRİTER: ERİŞİM

Karahan, rezerv yönetimine ilişkin dikkat çeken bir değerlendirmede de bulundu. Merkez bankalarının rezerv politikaları geleneksel olarak güvenlik, likidite ve getiri olmak üzere üç temel unsur üzerinden şekilleniyor. Karahan, küresel ekonomik parçalanmayla birlikte bu üçlüye artık “erişim” kriterinin de eklenmesi gerektiğini söyledi.

Normal koşullarda likit görünen bir rezerv varlığının kriz veya stres döneminde aynı kolaylıkla kullanılamayabileceğine dikkat çekti. Bu nedenle rezervlerin yalnızca büyüklüğüne bakmanın yeterli olmadığını, ihtiyaç duyulduğunda ne kadarının gerçekten kullanılabileceğinin de hesaba katılması gerektiğini ifade etti.

ALTININ DEĞER KAZANMASI LİKİDİTEYİ AYNI ORANDA ARTIRMIYOR

Türkiye açısından altının ayrı bir önemi bulunduğunu belirten Karahan, değerli metalin uzun yıllardır hanehalkının temel tasarruf araçlarından biri olduğunu hatırlattı. Finansal sistem dışında önemli miktarda fiziki altın tutulduğunu, bankalardaki altın mevduatlarının da sistem içerisinde önemli bir büyüklüğe ulaştığını belirtti.

Altın fiyatlarının yükselmesi, merkez bankası rezervlerinin parasal değerini ve toplam rezervler içerisindeki altının payını artırabiliyor. Ancak Karahan’a göre bu artış, kullanılabilir likiditenin de aynı oranda yükseldiği anlamına gelmiyor.

KÜRESEL EKONOMİDE ESKİ DÖNEMİN KOŞULLARI DEĞİŞİYOR

Karahan, küresel ekonomik entegrasyonun uzun yıllar boyunca üretimde verimliliği artırdığını ve fiyatlar üzerinde aşağı yönlü etki yarattığını söyledi. Ancak ekonomik ilişkilerin giderek jeopolitik rekabetin bir parçasına dönüşmesi, merkez bankalarının karşı karşıya olduğu riskleri de değiştiriyor.

Bu yeni ortamda enerji arzı, tedarik zincirleri ve rezervlere erişim para politikası açısından daha önemli hale gelirken, Karahan rezerv yönetiminde çeşitlendirme, stres testleri ve operasyonel hazırlığın öneminin arttığını vurguladı.

HABER BİLGİSİ
Kaynak: Haber Merkezi
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Ukrayna Dışişleri Bakanı Sybiha: Putin Avrupa’ya göçü artırmayı amaçlıyor
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Ukrayna Dışişleri Bakanı Sybiha: Putin Avrupa’ya göçü artırmayı amaçlıyor
WhatsApp
İhbar Hattı