Dünya genelinde elektrik üretiminin kaynaklara göre dağılımı değişiyor. Güneş enerjisi, son yıllarda hızlanan yatırımlar ve ucuzlayan teknolojiler sayesinde nükleer enerjinin önüne geçti. Küresel elektrik ihtiyacının karşılanmasında giderek daha fazla pay sahibi olan güneş enerjisinin, 2030 yılına kadar üretimini iki katına çıkarması bekleniyor.
Enerji düşünce kuruluşu Ember'in verileri, güneş enerjisinin 2025 yılında nükleer enerjiden daha fazla elektrik ürettiğini gösteriyor. BBC'nin son 12 aylık verilere dayanan analizine göre ise güneşten elde edilen elektrik miktarı nükleer üretimin yüzde 13 üzerine çıktı.
Yaklaşık 10 yıl önce dünya elektrik üretimindeki payı yüzde 1 olan güneş enerjisinin, 2026 itibarıyla yüzde 10 seviyesine yaklaşacağı tahmin ediliyor. Bu yükselişte panel maliyetlerinin düşmesi, kurulumların yaygınlaşması ve enerji depolama teknolojilerindeki gelişmeler etkili oluyor.
GÜNEŞ ENERJİSİNİN PAYI 10 YILDA HIZLA BÜYÜDÜ
Küresel elektrik tüketimindeki artış, güneş enerjisinin üretimdeki ağırlığını da artırdı. 2025 yılında dünya genelindeki ilave elektrik talebinin yaklaşık yüzde 75'i güneş enerjisiyle karşılandı.
Aynı dönemde rüzgar enerjisi de büyümeye devam etti. Ancak yeni üretim kapasitesindeki artışta güneş enerjisi daha hızlı ilerledi.
2000 yılından bu yana nükleer santrallerin elektrik üretimi genel olarak aynı düzeylerde seyrederken güneş enerjisinden sağlanan elektrik miktarı yaklaşık 2 bin 700 katına çıktı.
2026 yılı sonunda iki kaynak arasındaki üretim farkının güneş enerjisi lehine daha da büyümesi öngörülüyor.
100 DOLARIN ALTINDAKİ PANELLER BÜYÜMEYİ DESTEKLİYOR
Güneş enerjisinin yaygınlaşmasında üretim maliyetlerinin gerilemesi önemli rol oynuyor.
Panel üretiminde kullanılan malzemelerin azaltılması ve teknolojik verimliliğin yükselmesi, maliyetlerin düşmesini sağladı. Güneş enerjisi, 2020 yılında en ekonomik elektrik üretim yöntemleri arasına girdi.
2023 ve 2024 yıllarında ise fiyatlardaki düşüş hızlandı. Çin'de büyüyen üretim kapasitesi ve piyasadaki arz fazlası, güneş paneli fiyatlarını rekor seviyelere indirdi.
Ember'den Dave Jones, bir güneş panelinin 100 doların altında satın alınabildiğini belirtiyor. Panellerin 30 ila 40 yıl elektrik üretebilmesi, bu teknolojinin uzun süre kullanılmasına imkan tanıyor.
ÇİN İLK SIRADA, ABD KURULUMLARDA İKİNCİ
Güneş enerjisindeki küresel büyümede Çin'in yatırımları öne çıkıyor. Ülke, hem kurulu güç hem de güneşten elektrik üretimi bakımından dünya liderliğini sürdürüyor.
ABD ise güneş enerjisi ekipmanlarına uyguladığı tarifelere rağmen kurulumlarda ikinci sırada bulunuyor.
ABD'nin mevcut güneş enerjisi kapasitesi, ülkedeki hanelerin üçte birinden fazlasının elektrik ihtiyacını karşılayabilecek büyüklüğe ulaşmış durumda.
Bununla birlikte federal düzeyde yenilenebilir enerji yatırımlarını sınırlayan politikaların maliyetleri artırması ve yeni projelerdeki büyümeyi yavaşlatması bekleniyor.
HİNDİSTAN'DA ELEKTRİK TALEBİNE GÜNEŞ DESTEĞİ
Güneş enerjisine yönelen ülkeler arasında Hindistan ve Avustralya da bulunuyor.
Hindistan'da son iki yılda elektrik talebindeki artışın yüzde 60'ı yeni güneş enerjisi üretiminden karşılandı.
Avustralya'da çatılarına güneş paneli kurulan konutların sayısı 4 milyonu aşarken bu rakam toplam hanelerin üçte birinden fazlasını oluşturuyor.
Pakistan ve Lübnan'da da güneş enerjisi sistemlerine yönelik kurulumlar hız kazanıyor. Afrika genelinde ise günlük yaklaşık 100 bin güneş paneli kuruluyor.
Özellikle elektrik şebekelerinin yetersiz kaldığı ve fosil yakıt maliyetlerinin yüksek olduğu ülkelerde güneş enerjisi daha fazla tercih ediliyor.
BATARYALAR ELEKTRİĞİN GECE KULLANIMINI SAĞLIYOR
Güneş enerjisi sistemlerinde üretimin gün ışığına bağlı olması, elektrik depolama ihtiyacını beraberinde getiriyor.
Batarya teknolojilerindeki gelişmeler, gündüz saatlerinde üretilen elektriğin akşam kullanılmasını kolaylaştırıyor.
Depolama maliyetlerinin gerilemesiyle güneş paneli ve bataryanın birlikte kullanıldığı sistemler, güneşli bölgelerde yeni fosil yakıt santrallerinden daha düşük maliyetli hale gelebiliyor.
Ancak uzun süreli depolama konusunda sorunlar devam ediyor. Bulutlu havanın uzun sürmesi, mevsimsel değişimler ve muson dönemleri güneşten elektrik üretimini sınırlandırabiliyor.
Bu nedenle depolama kapasitesinin artırılması ve elektrik şebekelerinin geliştirilmesi önemini koruyor.
ELEKTRİKLİ ARAÇLAR YENİ TALEP OLUŞTURUYOR
Ulaşım ve sanayide elektrik kullanımının yaygınlaşması, güneş enerjisine duyulan ihtiyacı artıran gelişmeler arasında bulunuyor.
Elektrikli otomobillerin sayısındaki artış ve farklı sektörlerde fosil yakıtlardan elektriğe geçiş, enerji sistemlerinin yeni talebe uyum sağlamasını gerektiriyor.
Türkiye'de yapılacak Birleşmiş Milletler iklim görüşmelerinde de elektrifikasyonun öne çıkan konulardan biri olması bekleniyor.
Uzmanlar, elektrik talebinin plansız büyümesinin şebekelerde sorun yaratabileceğini belirtiyor. Yeni üretim kapasitesinin enerji depolama ve şebeke yatırımlarıyla birlikte planlanması gerektiğine işaret ediliyor.
ÇİN'DEKİ DESTEK DEĞİŞİKLİĞİ BÜYÜMEYİ YAVAŞLATABİLİR
Güneş enerjisi yatırımlarındaki artışın 2026'da devam etmesi bekleniyor. Ancak küresel kurulumların büyüme hızında yavaşlama yaşanabileceği değerlendiriliyor.
Bu beklentide Çin'in 2025 yazında güneş enerjisi projelerine yönelik destek sisteminde yaptığı düzenleme etkili oldu.
Eski fiyatlandırma koşullarından yararlanmak isteyen şirketlerin yatırımlarını erkene çekmesi, 2025 yılında kurulum sayısında yüksek artışa yol açtı.
Bu gelişmenin ardından Çin'deki büyümenin 2026'da daha düşük hızla devam etmesi öngörülüyor.
Çin dışındaki ülkelerde ise 2026 yılında kurulan güneş paneli sayısının önceki yılın üzerine çıktığı belirtiliyor.
2030'DA HİDROELEKTRİĞİ DE GERİDE BIRAKABİLİR
Uluslararası Enerji Ajansının tahminlerine göre güneş enerjisinden elektrik üretimi, 2030 yılına kadar 2025'e kıyasla iki katına çıkabilir.
Bu büyümenin gerçekleşmesi halinde güneş enerjisi, hidroelektrikten sağlanan elektrik miktarını da aşacak.
Böylece güneş enerjisinin dünya genelinde en fazla elektrik üreten üçüncü kaynak haline gelmesi bekleniyor.