Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Safiye Yılmaz, MANŞET HABER’e yaptığı açıklamada, halk arasında “göz tansiyonu” olarak bilinen glokomun kalıcı görme kaybına yol açabilen sinsi bir hastalık olduğuna dikkat çekti.
Prof. Dr. Yılmaz, glokomun genellikle göz içi basıncının artmasına bağlı olarak geliştiğini ancak her zaman yüksek göz basıncıyla ortaya çıkmayabileceğini söyledi. Yılmaz, “Glokom, görme sinirinin hasar görmesiyle karakterize kronik bir göz hastalığıdır. Göz içi basıncı yükseldiğinde sinir zarar görebilir ancak bazı hastalarda basınç normal olsa bile sinir hasarı gelişebilir” dedi.
DÜNYADA MİLYONLARCA KİŞİYİ ETKİLİYOR
Glokomun dünyada körlüğün en önemli nedenlerinden biri olduğunu belirten Prof. Dr. Yılmaz, dünya genelinde yaklaşık 80 milyon kişinin bu hastalıkla yaşadığının tahmin edildiğini söyledi. Türkiye’de ise glokomun toplumun yaklaşık yüzde 2-3’ünde görüldüğünü ifade eden Yılmaz, riskin özellikle 40 yaşından sonra arttığını, 60 yaş üzerindeki bireylerde ise daha sık görüldüğünü belirtti.
GÖRME SİNİRİ YAVAŞ YAVAŞ HASAR GÖRÜYOR
Glokomun görme sinirinin zamanla zarar görmesiyle geliştiğini belirten Yılmaz, göz içindeki sıvının üretimi ve boşalması arasındaki dengenin bozulmasının basınç artışına yol açtığını söyledi. Prof. Dr. Yılmaz, “Görme siniri gözden beyne görüntüyü taşıyan bir kablo gibidir. Sinir lifleri hasar gördükçe görme alanı yavaş yavaş daralır” dedi.
Hastalığın genellikle periferik görmeyi, yani yan görüşü etkileyerek başladığını belirten Yılmaz, tedavi edilmediğinde merkezi görmeye kadar ilerleyebileceğini ifade etti.
GEÇ FARK EDİLİRSE KÖRLÜĞE YOL AÇABİLİR
Glokomun erken dönemde genellikle belirti vermediğini belirten Yılmaz, bu nedenle birçok hastanın hastalığı geç fark ettiğini söyledi. Yılmaz, “Tedavi edilmez veya geç tanı konursa glokom körlüğe yol açabilir. Ancak erken teşhisle hastalığın ilerlemesi büyük ölçüde kontrol altına alınabilir” dedi.
40 YAŞINDAN SONRA DÜZENLİ MUAYENE ÖNEMLİ
Prof. Dr. Yılmaz, özellikle 40 yaşından sonra düzenli göz muayenesinin önem taşıdığını belirterek göz tansiyonu ölçümünün rutin kontrollerin bir parçası olması gerektiğini söyledi. Ailede glokom öyküsü bulunan kişilerde riskin daha yüksek olduğuna dikkat çeken Yılmaz, birinci derece akrabalarda hastalık varsa riskin 4 ila 9 kat artabildiğini ifade etti.
DİYABET VE HİPERTANSİYON DA RİSKİ ARTIRABİLİR
Glokomun yalnızca gözle ilgili bir hastalık olmadığını belirten Yılmaz, diyabet ve hipertansiyon gibi damar sistemini etkileyen hastalıkların görme sinirinin kan dolaşımını bozarak glokom riskini artırabileceğini söyledi.
EN BÜYÜK YANILGI: “GÖRMEM İYİ, SORUN YOK”
Toplumda glokomla ilgili en yaygın yanlışlardan birinin “görmem iyi, gözümde sorun yok” düşüncesi olduğunu belirten Yılmaz, hastalığın uzun süre belirti vermeden ilerleyebildiğini söyledi. Tedavi başladıktan sonra ilaçların düzensiz kullanılmasının da önemli bir sorun olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Glokom tedavisi çoğu zaman ömür boyu sürer ve damlaların düzenli kullanılması hastalığın kontrolü için büyük önem taşır” dedi.
“GLOKOMUN EN ETKİLİ TEDAVİSİ ERKEN TANI”
Glokomun tamamen önlenemese de erken teşhisle kontrol altına alınabileceğini belirten Yılmaz, toplum için en önemli mesajın düzenli göz muayenesi olduğunu söyledi. Yılmaz, “Glokom erken tanı konduğunda kontrol edilebilen bir hastalıktır. Ancak oluşan görme kaybı geri döndürülemez. Bu nedenle özellikle 40 yaşından sonra düzenli göz muayenesi yaptırmak hayati önem taşır” diye konuştu.