Uzman değerlendirmelerine göre çocukların en fazla maruz kaldığı alanların başında çevrim içi oyunlardaki sohbet sistemleri geliyor. Bu alanlarda kimliği belirsiz kişiler, çocuklarla doğrudan iletişim kurabiliyor, güven ilişkisi oluşturarak zamanla yönlendirme yapabiliyor. Özellikle popüler çok oyunculu oyunlarda yer alan açık sohbet sistemlerinin bu riski büyüttüğü ifade ediliyor.
KAPALI GRUPLAR VE ANONİM PLATFORMLAR UYARISI
A Haber’in aktardığına göre, Telegram benzeri kapalı mesajlaşma grupları ve şifreli kanallar üzerinden çocuklara yönelik içeriklerin dolaşıma sokulduğu belirtiliyor. Bu yapılar içerisinde şiddet temalı içeriklerin yanı sıra, psikolojik baskı ve manipülasyon yöntemlerinin de kullanıldığı aktarılıyor.
“MAVİ BALİNA” ETKİSİ YENİ FORMDA GERİ DÖNDÜ
Uzmanlar, geçmişte büyük yankı uyandıran “Mavi Balina” benzeri yönlendirme vakalarının tamamen ortadan kalkmadığını, aksine dijital platformlar üzerinden daha gizli ve parçalı bir yapıya büründüğünü vurguluyor. Bu yeni modelde çocukların adım adım yönlendirilerek riskli davranışlara sürüklenebildiği ifade ediliyor.
13 YAŞ ALTI ÇOCUKLAR EN KIRILGAN GRUP
Araştırmalara göre özellikle 13 yaş altındaki çocuklar, dijital içerikleri eleştirel süzgeçten geçirme becerisine sahip olmadıkları için en riskli grup olarak öne çıkıyor. Bu yaş grubunun oyun ve sosyal medya kullanımında daha sıkı ebeveyn kontrolüne ihtiyaç duyduğu belirtiliyor.
PSİKOLOJİK ETKİLER DERİNLEŞİYOR
Uzmanlar, bu tür içeriklere maruz kalan çocuklarda içe kapanma, uyku bozukluğu, agresif davranışlar ve sosyal izolasyon gibi belirtilerin görülebileceğini ifade ediyor. Uzun vadede ise dijital şiddetin çocukların gelişim sürecini olumsuz etkileyebileceği uyarısı yapılıyor.
AİLELERE “DİJİTAL REHBERLİK” UYARISI
Uzmanlar, yalnızca yasaklayıcı değil, rehberlik eden bir ebeveyn yaklaşımının önemine dikkat çekiyor. Çocukların kullandığı uygulamaların bilinmesi, oyunlara birlikte girilmesi ve dijital güvenlik ayarlarının aktif şekilde kullanılması öneriliyor.
OKUL VE AİLE ORTAK SORUMLULUKTA
Eğitimciler, dijital risklerin yalnızca okul ortamında çözülemeyeceğini, aile-okul iş birliğinin kritik olduğunu vurguluyor. Dijital farkındalık eğitimlerinin erken yaşta verilmesi gerektiği ifade ediliyor.