TBMM’de “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin çerçeve yasanın kabul edilmesinin ardından Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu haftaki cuma hutbesinde birlik ve beraberlik vurgusu öne çıktı. “Kardeşlik” başlığıyla yayımlanan hutbede, toplumsal huzurun korunması, ayrışmaya karşı ortak değerlerde buluşulması ve mevcut bölgesel gelişmeler karşısında dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
DİYANET’TEN KARDEŞLİK VE DAYANIŞMA ÇAĞRISI
Hutbede, İslam’ın insanlara dünya ve ahiret huzurunu kazandırmayı amaçladığı belirtilirken bunun toplumdaki kardeşlik bağlarının güçlendirilmesiyle mümkün olabileceği kaydedildi. Sevgi, muhabbet ve dayanışmanın yaygınlaştırılmasının önemine işaret edilirken vatandaşların ortak değerler etrafında birbirine kenetlenmesi gerektiği vurgulandı.
“İSTİKBALİMİZ KARDEŞLİĞİMİZE BAĞLIDIR”
Türkiye’nin çevresindeki savaş ve çatışmalara dikkat çekilen hutbede mevcut bölgesel şartların toplumsal birlik açısından taşıdığı öneme değinildi. Hutbede, “Savaşların farklı bölgelere yayıldığı, İslam coğrafyasında kan ve gözyaşının hâkim olduğu, ülkemizin ateş çemberinin içine çekilmek istendiği bir dönemde istikbalimiz kardeşliğimize bağlıdır” ifadeleri kullanıldı. Geçmişten miras kalan vatanın korunmasının da ortak değerlerin yaşatılması ve toplumun birlik içinde hareket etmesiyle mümkün olacağı belirtildi.
TOPLUMSAL AYRIŞMAYA KARŞI UYARI
Hutbede, geçmiş dönemlerde olduğu gibi bugün de kardeşlik bağlarını zayıflatmaya yönelik girişimlerin ortaya çıkabileceğine dikkat çekildi. Vatandaşlardan fitne ve ayrıştırıcı söylemlere karşı sağduyulu olmaları istenirken Kur’an-ı Kerim’deki “Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılın, bölünüp parçalanmayın” ayetine yer verildi. Dini ve manevi değerlere bağlılığın korunmasının toplumsal bütünlük açısından önemli olduğu kaydedildi.
VAHDET VE ORTAK DEĞERLER VURGUSU
Hutbenin devamında birlik ve beraberliğin korunması için ayrışma yerine vahdet anlayışıyla hareket edilmesi gerektiği ifade edildi. Kardeşlik hukukuna zarar verebilecek tutumlardan kaçınılması ve toplumun birbirine karşı sorumluluklarını gözetmesi istendi. Son bölümde ise inanç ve medeniyet değerlerine sahip çıkılması, toplumun bir binanın tuğlaları gibi birbirine kenetlenmesi halinde geleceğin daha huzurlu şekilde inşa edilebileceği vurgulandı.