Ehliyet sınavlarında gerçek adayların yerine para karşılığında kendilerine benzeyen kişilerin sınava sokulduğu iddiası, yıllara yayılan kapsamlı bir soruşturmayla yeniden gündeme geldi. Gazeteci Murat Ağırel’in aktardığı 413 sayfalık iddianamede, ilk tespitin 2018 yılında Konya’da yapıldığı, dosyanın daha sonra Adana’ya uzandığı ve farklı illerde benzer yöntemlerin kullanıldığı ileri sürüldü.
İddianamede anlatılanlara göre sistem yalnızca bir adayın kimliğini başka bir kişiye vermesinden ibaret değildi. “Joker” olarak adlandırılan kişilerin gerçek adaylara benzetilmesi için saç ve sakal düzenlemesi, makyaj ve fotoğraf üzerinde dijital değişiklikler yapıldığı; bazı olaylarda kamera, taşınabilir Wi-Fi cihazları ve gizli ses sistemlerinin de kullanıldığı iddia edildi.
Dosyada 135 ayrı olay anlatılırken, bazı “joker” adayların Eylül 2021’e kadar 37 farklı ilde toplam 464 kez benzer yöntemlerle sınava girmeye çalışırken yakalandığı belirtildi. Ancak iddianamedeki iddialara ilişkin henüz kesinleşmiş bir mahkeme hükmü bulunmuyor.
“JOKER” SİSTEMİ KONYA’DA ORTAYA ÇIKTI
Ağırel’in aktardığı dosyaya göre soruşturmanın başlangıcı 14 Ağustos 2018’e uzanıyor. Konya’nın Meram ilçesinde yapılan ehliyet sınavında polis ekipleri, Uğur Baran isimli adayın yerine başka bir kişinin sınava gireceği yönünde bilgi aldı.
Okul önünde bulunan gerçek adaya kimliği sorulduğunda yanında olmadığını söylediği, yapılan kontrolde ise Uğur Baran adına sınava giren kişinin Barış Başçı olduğunun belirlendiği aktarıldı.
İki gün sonra aynı okulda bu kez Mahsun Kıpçak adına sınava giren Seyfettin Kavak’ın yakalandığı ve üzerinde Kıpçak’a ait kimliğin bulunduğu öne sürüldü.
Soruşturmanın derinleştirilmesiyle olayın münferit kimlik değişikliklerinden ibaret olmadığı değerlendirildi. Savcılığın, yıllara ve farklı illere yayıldığı ileri sürülen organize bir yapı üzerinde durduğu belirtildi.
İddianameye göre sistemde önce ehliyet sınavını geçemeyen ya da geçemeyeceğini düşünen adaylarla para karşılığında anlaşma yapılıyordu. Daha sonra gerçek adaya fiziksel olarak benzeyen bir “joker” belirleniyordu.
Jokerin adayla benzerliğinin artırılması için saç ve sakalın değiştirildiği, makyaj yapıldığı ve fotoğrafların dijital yöntemlerle düzenlendiği ileri sürüldü. Gerektiğinde gerçek adayın kimliğinin de sınava girecek kişiye verildiği iddia edildi.
Dosyada bazı sürücü kurslarının da sisteme dahil olduğu ileri sürüldü. Savcılığın iddiasına göre adaylar bağlantılı olduğu değerlendirilen kurslara kaydediliyor, teorik eğitime katılmayan bazı kişiler katılmış gibi gösteriliyor, fotoğraf ve evraklar sisteme yüklenerek resmi sınav giriş belgeleri hazırlanıyordu.
İddianamede Deniz Tekin, Bilal Öztürk, Mehmet Nur Bakır ve Salih Hanas’ın organizasyonun yöneticileri olduğu ileri sürüldü. Bu kişilerin gerçek adayları bulduğu, jokerleri belirlediği ve organizasyonu yönettiği iddia edildi. Bu değerlendirmeler iddianamedeki suçlamalar olup kesinleşmiş mahkeme hükmü niteliği taşımıyor.
Joker olarak sınava girecek kişilere gerçek adayın anne ve babasının adı, çocukları, yakınları ve yaşları gibi kişisel bilgilerin ezberletildiği, buna kendi aralarında “GBT” adını verdikleri öne sürüldü.
Dosyadaki dikkat çekici iddialardan biri de bazı jokerlerin kendi sürücü belgesinin dahi bulunmaması oldu. Buna rağmen aynı kişilerin çok sayıda aday adına sınava girmeleri nedeniyle soruları öğrendikleri ve sınavlarda başarılı hale geldikleri ileri sürüldü.
37 İLDE 464 GİRİŞ, 135 OLAY VE TEKNOLOJİK DÜZENEK İDDİASI
Savcılığın tespitlerine göre gerçek adaylardan olayların yaşandığı dönemde genellikle 1.000 ila 5.000 TL arasında para alındığı, joker olarak sınava giren kişilere ise yaklaşık 1.000 TL ödendiği ileri sürüldü.
Dosyaya girdiği belirtilen bir ses kaydında da gerçek adayın fotoğrafının renginin değiştirilerek joker adaya daha fazla benzetilmesinin konuşulduğu aktarıldı.
İddianamede toplam 135 ayrı olayın tek tek anlatıldığı belirtildi. Savcılığın joker adayların daha önceki yakalama kayıtlarını incelemesinin ardından dosyanın boyutunun daha da büyüdüğü ifade edildi.
Buna göre joker adayların Eylül 2021’e kadar 37 farklı ilde toplam 464 kez benzer yöntemlerle sınava girerken yakalandığı ileri sürüldü.
Dosyada aktarılan dağılıma göre Adana’da 194, Mersin’de 92, Hatay’da 28, İstanbul’da 23, Ankara’da 12 ve Konya’da 9 vaka kayıtlara geçti.
Aynı kişilerin farklı kentlerde defalarca yakalanmalarına rağmen yeniden benzer girişimlerde bulunabilmesi de soruşturmanın dikkat çekici başlıklarından biri oldu.
Savcılığın, yapının özellikle Konya’daki sınavları tercih ettiğini; bunun nedeninin denetimin daha az ve sınav görevlilerinin daha müsamahalı olduğunun düşünülmesi olduğunu değerlendirdiği aktarıldı.
Dijital materyallerden elde edildiği belirtilen bir mesajlaşmada ise sınav görevlilerinin gerçek adaya benzemeyen kişileri sınava başlamadan önce gönderdiği ancak bazı durumlarda işlem yapmadığı yönünde ifadeler bulunduğu ileri sürüldü.
İddianamede suç tarihleri itibarıyla yapıyla bağlantılı olduğu ileri sürülen 15 sürücü kursunun da bulunduğu belirtildi. Kaynakta adı verilen kurslar arasında Özel Adana MTSK, Seyhan Deniz, Devran, Adana Nehir, Yalçın, Hızlı, Adana Baran, Erfidan ve VİP bulunuyor.
Ancak iddianamede bu kurslardan bazılarının daha sonra üçüncü kişilere devredildiği ve iddia edilen örgüt bağlantısının sona erdiğinin özellikle belirtildiği aktarıldı.
Dosyada yalnızca kimlik ve fotoğraf değişiklikleri değil, teknolojik düzeneklerin de kullanıldığı ileri sürüldü. Bir şüphelinin üzerinde medikal maskenin içine yerleştirilmiş kamera bulunduğu; farklı şüphelilerde taşınabilir Wi-Fi cihazları, kameralar, mikrofonlar ve gizli kulak içi ses iletim sistemleri ele geçirildiği belirtildi.
Bir başka şüphelide kamera, mikrofon ve kulaklıktan oluşan bir düzenek bulunduğu, bazı kişilerde ise çok sayıda Wi-Fi cihazı ve gizlenmiş kamera sistemlerinin ele geçirildiği iddia edildi.
Bu bulgular nedeniyle savcılığın olayları yalnızca “başkasının yerine sınava girme” yöntemi olarak değil, teknolojik imkanların da kullanıldığı organize bir kopya sistemi olarak değerlendirdiği aktarıldı.
SORUŞTURMA 2018’DE BAŞLADI, İDDİANAME YEDİ YIL SONRA TAMAMLANDI
Dosyanın kronolojisi de soruşturmanın en dikkat çekici yönlerinden biri oldu. İlk tespitlerin 2018 yılında Konya’da yapılmasının ardından dosya, organizasyonun merkezinin Adana olduğu değerlendirmesiyle Adana’ya gönderildi.
Ancak Adana’daki makamların karşı yetkisizlik kararı verdiği, yaşanan yetki uyuşmazlığından sonra dosyanın yeniden Konya’ya döndüğü aktarıldı.
Soruşturma kapsamında kapsamlı operasyonun ise 2022 yılında gerçekleştirildiği belirtildi.
İlk olayın yaşandığı 2018’den yaklaşık yedi yıl sonra, 18 Temmuz 2025 tarihinde 413 sayfalık iddianamenin tamamlandığı ifade edildi.
Dosyanın yalnızca sınav güvenliği açısından değil, trafik güvenliği açısından da ciddi sorular doğurduğuna dikkat çekildi. İddianamede bu yöntemle sürücü belgesi alan toplam kişi sayısının ortaya konulmadığı belirtiliyor.
Bu nedenle gerçek adayların yerine jokerlerin girdiği sistem sonucunda kaç kişinin sürücü belgesi aldığı ve bu kişilerin halen trafikte olup olmadığı bilinmiyor.
Ağırel de dosyaya ilişkin değerlendirmesinde meselenin yalnızca bir adliye dosyası olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayarak, sınav yeterliliği bulunmadığı halde bu yöntemle ehliyet alan kişilerin trafikte otomobil, otobüs veya kamyon kullanıyor olabileceğine dikkat çekti.
Soruşturmanın ortaya koyduğu en kritik sorulardan biri ise aynı kişilerin farklı illerde defalarca yakalandığı ileri sürülmesine rağmen sistemin neden daha erken engellenemediği oldu.
İddianamede anlatılan 135 olay, 37 ildeki 464 yakalama kaydı, sürücü kurslarına ilişkin iddialar ve teknolojik düzenekler yargılama sürecinde değerlendirilecek. Dosyada adı geçen kişiler ve kurumlar hakkındaki suçlamalar kesinleşmiş hüküm niteliği taşımıyor.