Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD merkezli Newsweek dergisine verdiği röportajda “Terörsüz Türkiye” sürecinden Suriye ve İran’a, Rusya-Ukrayna Savaşı’ndan İsrail’le yaşanan gerilime kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.
SİLAH BIRAKMA KARARININ SAHAYA YANSIMASI GEREKİYOR
“Terörsüz Türkiye” sürecini stratejik bir hedef olarak tanımlayan Erdoğan, PKK’nın fesih ve silah bırakma kararlarının önemli bir eşik olduğunu ancak kararların eksiksiz uygulanması gerektiğini belirtti. Erdoğan, “Örgütün bütün unsurlarıyla silah bırakması, illegal yapının tasfiye edilmesi ve bu sürecin devletimizin ilgili kurumlarınca tespit ve teyit edilmesi gerekiyor” dedi.
Suriye’deki silahlı unsurların merkezi devlet yapısı altında birleşmesi gerektiğini kaydeden Erdoğan, ülkenin egemenliği, toprak bütünlüğü ve toplumsal birliğinin korunmasına vurgu yaptı. Erdoğan, “Bu sürecin eşit vatandaşlık temelinde ilerlemesini, Kürtler dahil bütün Suriye halkının kendisini daha emniyetli, daha özgür ve daha müreffeh hissedeceği bir düzenin kurulmasını destekliyoruz. Suriye’nin birliği güçlendikçe bölgemizin güvenliği de güçlenecektir” ifadelerini kullandı.
İran’daki gelişmeler sırasında PKK/PJAK’ın ortaya çıkan şartlardan yararlanma girişimlerini takip ettiklerini belirten Erdoğan, İran’ın iç sorunlarının dış müdahale olmadan İran halkı tarafından çözülmesi gerektiğini söyledi. Erdoğan, “Kürtler, bizim kardeşlerimiz. Bin yıldır beraber, iç içe yaşıyoruz” diyerek, “Türkiye’nin ölçüsü etnik kimlik değildir, terör, şiddet ve milli güvenliğimize yönelik tehdittir” değerlendirmesinde bulundu.
MEKKE ANLAŞMASI İÇİN ÜÇÜNCÜ ÜLKE VURGUSU
Rusya-Ukrayna Savaşı’nın daha geniş bir alana yayılma riskini göz ardı etmediklerini belirten Erdoğan, Türkiye’nin önceliğinin çatışmaların başka ülkelere sıçramasını engellemek olduğunu söyledi. İstanbul görüşmeleri, Karadeniz Tahıl Girişimi ve esir takaslarını Türkiye’nin iki tarafla da iletişim kurabilmesinin sonucu olarak gösteren Erdoğan, “Gerekli siyasi irade ortaya konulduğunda Türkiye, yeniden müzakere masasının kurulmasına ve barışın önünün açılmasına katkı sağlamaya hazırdır” dedi.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın herhangi bir ülkeye karşı kurulmadığını vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi: “Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı İran’a, İsrail’e veya herhangi bir üçüncü ülkeye karşı kurulmuş bir ittifak olarak değerlendirmek doğru olmaz. Bu anlaşma daha güvenli, barışçıl ve müreffeh bir geleceğin inşası için üstlendiğimiz müşterek sorumluluğun bir ifadesidir.”
Anlaşmanın Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51’inci maddesinde yer alan meşru müdafaa hakkına dayandığını belirten Erdoğan, olası bir saldırıya verilecek karşılığın ilgili ülkenin çağrısı ve ihtiyaçlarına göre şekilleneceğini aktardı. Erdoğan, “Irak’ta, Yemen’de veya başka bir yerde meydana gelebilecek her hadiseye bugünden otomatik bir askeri senaryo yazmak doğru olmaz” ifadelerini kullandı.
“TRUMP’LA KONUŞMAMIZ GEREKENİ DOĞRUDAN KONUŞUYORUZ”
ABD Başkanı Donald Trump ile doğrudan ve açık iletişim kurabildiklerini belirten Erdoğan, Türkiye ile ABD arasında savunma sanayisi, ticaret ve bölgesel güvenlik alanlarında çok yönlü bir iş birliği bulunduğunu söyledi.
İsrail’in ABD yönetimi üzerindeki etkisine ilişkin soruyu yanıtlayan Erdoğan, “Türkiye-Amerika ilişkilerini üçüncü bir ülke üzerinden tarif etmiyorum. Washington’daki muhatabımız Amerika Birleşik Devletleri yönetimidir. Sayın Trump’la konuşmamız gereken bir konu olduğunda bunu kendisiyle doğrudan konuşuyoruz” dedi. İsrail’de Türkiye’nin bir tehdit kaynağı gibi gösterilmeye çalışıldığını belirten Erdoğan, bu söylemin ülkedeki seçim atmosferiyle bağlantılı olduğunu değerlendirdiklerini söyledi.
Erdoğan, “Son dönemde İsrail’de Türkiye’yi yeni bir tehdit kaynağı olarak sunmaya dönük hatalı bir söylem körükleniyor. Bu söylemin İsrail’deki iç siyasi süreç ve seçim atmosferiyle bağlantılı olduğunu değerlendiriyoruz” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin İsrail halkıyla husumeti bulunmadığını vurgulayan Erdoğan, “İtirazımız, uluslararası hukuka aykırı gördüğümüz politikalara ve bölgemizde istikrarsızlığı derinleştiren adımlaradır” dedi.
İsrail’in Suriye’ye düzenlediği saldırıların ülkenin egemenliğine zarar verdiğini belirten Erdoğan, Türkiye’nin başka ülkeler arasındaki ilişkileri doğrudan tehdit olarak görmediğini ancak milli güvenliğine yönelik gelişmeleri yakından izlediğini kaydetti.
Erdoğan, “Türkiye, her ikili ilişkiyi kendisine yönelmiş bir tehdit şeklinde okumaz. Bununla birlikte milli güvenliğimize, meşru haklarımıza ve çıkarlarımıza karşı atılacak adımları da yakından takip ederiz” ifadelerini kullandı. Diplomasinin önemine işaret eden Erdoğan, “Varsayımsal bir askeri çatışmanın İttifak bakımından hangi sonuçları doğuracağını bugünden tartışmak yerine böyle bir ihtimalin ortaya çıkmasını önleyecek diplomasiye yoğunlaşmak daha doğru olur” dedi.