PKK’nın fesih ve silah bırakma sürecinin ardından gözler, bölgede PKK ile bağlantılı olduğu değerlendirilen yapılara çevrildi. PKK, 2025 yılında fesih kararı alırken bir grup örgüt mensubu 11 Temmuz 2025’te Süleymaniye’de düzenlenen törende silahlarını yakarak imha etmişti. Türkiye’de süreç kapsamında hazırlanan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun”da da PKK/KCK’nin yanı sıra bağlantılı oluşumların fiili varlıklarına son vermesi ve silahların teslimi konusu gündeme geldi. Bu gelişmelerin ardından İran’da faaliyet gösteren Kürdistan Özgür Yaşam Partisi’nin (PJAK) sürece dahil olup olmayacağı tartışılırken, örgütün Sözcüsü ve Yürütme Konseyi Üyesi Rêwar Avdanan’dan dikkat çeken açıklamalar geldi.
PJAK: PKK’NIN FESHİ BİZİ BAĞLAMIYOR
Rêwar Avdanan, The Amargi’ye yaptığı açıklamada PJAK’ın PKK’nın İran kolu olduğu yönündeki tanımlamaları reddetti. PJAK’ın İran’da faaliyet gösteren bağımsız bir siyasi yapı olduğunu savunan Avdanan, PKK/KCK’nin feshedilmesinin kendi örgütleri açısından doğrudan bir sonuç doğurmadığını belirtti. Avdanan, PJAK’ın siyasi ve örgütsel kararlarını kendisinin aldığını ifade ederek PKK’nın fesih kararının ardından kendi varlıklarına son verme yönünde bir kararlarının bulunmadığı mesajını verdi. PJAK’ın bundan sonraki faaliyetlerine ilişkin de konuşan Avdanan, gerekli gördükleri alanlarda varlıklarını ve mücadelelerini sürdüreceklerini söyledi. PKK’nın feshedilmesinin ardından bazı örgüt mensuplarının PJAK’a katılabileceği yönündeki iddialara da değinen Avdanan, böyle bir planın bulunduğu iddiasını reddetti.
ÖCALAN’LA İDEOLOJİK YAKINLIĞI KABUL ETTİ
Avdanan, PJAK’ın PKK’dan siyasi ve örgütsel açıdan bağımsız olduğunu savunurken Abdullah Öcalan’ın düşünceleriyle aralarındaki ideolojik yakınlığı ise reddetmedi. PJAK’ın dünya görüşü ve mücadele anlayışı açısından Öcalan’ın siyasi düşüncelerinden etkilendiğini belirten Avdanan, buna rağmen örgütsel kararların bağımsız şekilde alındığını öne sürdü. Türkiye’deki süreci de değerlendiren Avdanan, meselenin yalnızca silahların bırakılması ve bir örgütün feshedilmesi üzerinden ele alınmaması gerektiğini savundu. Avdanan, Türkiye’de kabul edilen yasal düzenlemeyi bir adım olarak gördüklerini ancak bunun yeterli olmadığını ileri sürdü. Kürt meselesinin güvenlik eksenli bir konu olmaktan çıkarılarak siyasi ve hukuki zeminde ele alınması gerektiğini söyledi. PJAK Sözcüsü; Kürt kimliğinin ve siyasi statüsünün hukuken tanınması, anayasal değişiklikler yapılması ve daha geniş siyasi hakların sağlanması gerektiğini savundu.
İRAN’A ‘DEMOKRATİK SÜREÇ’ ŞARTI
PJAK’ın silah bırakıp bırakmayacağına ilişkin de konuşan Avdanan, kısa vadede örgütsel veya silahlı varlıklarını sona erdireceklerine yönelik bir mesaj vermedi. Avdanan, PJAK’ın faaliyetlerini ağırlıklı olarak “demokratik siyaset” olarak nitelendirdiği yöntemlerle yürütmek istediğini, silahlı yöntemi ise “öz savunma” olarak tanımladıkları durumlarla sınırlı tuttuklarını ileri sürdü. İran yönetiminin Türkiye’dekine benzer bir süreç başlatması durumunda nasıl hareket edecekleri sorusuna ise kapıyı tamamen kapatmadı. Avdanan, İran yönetiminin gerçek bir demokratik süreç için ciddi irade ortaya koyması ve bunun Kürtlerin çıkarlarıyla uyumlu olması durumunda öneriyi inceleyebileceklerini söyledi. Böyle bir sürecin yalnızca silah bırakmayla sınırlı tutulamayacağını savunan PJAK Sözcüsü, İran’daki Kürtlerin siyasi, kültürel, ekonomik ve sosyal haklarının tanınmasını istedi. Avdanan, İran’da demokratik ve siyasi çözüm süreci başlatılması halinde bunu olumlu karşılayabileceklerini ancak şu ana kadar Tahran yönetiminden bu yönde bir değişim işareti görmediklerini belirtti. Açıklamayla PJAK, PKK’nın fesih kararının kendisini otomatik olarak bağlamadığı ve mevcut durumda varlığını sürdüreceği mesajını verirken, İran’da kapsamlı bir siyasi sürecin başlaması halinde tutumunu yeniden değerlendirebileceğini ortaya koydu.