TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, Ekolojik Yıkımla Mücadele Haftası kapsamında Sazlıdere’de yaptığı açıklamada, İstanbul’un en kritik yaşam kaynaklarından biri olan su havzalarının yapılaşma baskısı altında olduğunu vurguladı. Açıklamada, Kanal İstanbul ve Yenişehir Rezerv Yapı Alanı projesinin yalnızca bir ulaşım ya da su yolu projesi olarak değerlendirilemeyeceği, bölgenin aynı zamanda büyük bir gayrimenkul ve rant baskısıyla karşı karşıya bırakıldığı ifade edildi. İstanbul’un içme suyu kaynakları arasında yer alan Sazlıdere Barajı’nın içme suyu havzası niteliğinin zayıflatılması ve bölgede konut projelerinin hayata geçirilmesi, kentin gelecekteki su güvenliği açısından ciddi bir risk olarak değerlendirildi. Çevre mühendisleri, Sazlıdere Barajı’nın yeniden içme suyu havzası olarak korunması ve Kanal İstanbul ile Yenişehir Rezerv Yapı Alanı projesinin iptal edilmesi gerektiğini belirtti.

KUZEY ORMANLARI, ÖMERLİ HAVZASI VE MEGA PROJE TEHDİDİ
Açıklamada, İstanbul’un kuzeyinde hayata geçirilen mega projelerin kentin ekolojik bütünlüğünü geri dönüşü zor biçimde tahrip ettiği dile getirildi. 3. Köprü, Kuzey Marmara Otoyolu ve İstanbul Havalimanı gibi projelerin ardından gündeme gelen Kuzey Demiryolu Geçişi projesinin de Kuzey Ormanları’nı parçalama, yaban hayatı koridorlarını kesintiye uğratma ve su havzaları üzerinde yeni baskılar oluşturma riski taşıdığı belirtildi. Ömerli Barajı havzasında kurulmak istenen Organize Sanayi Bölgesi projelerine de dikkat çekilen açıklamada, İstanbul’a verilen suyun önemli bir bölümünü karşılayan bu havzanın sanayi faaliyetleriyle tehdit edilmesinin kabul edilemez olduğu vurgulandı. Çevre mühendisleri, Ömerli Barajı havzasını tehdit eden projelerin durdurulmasını, Kuzey Ormanları’nın tamamının “Muhafaza Ormanı” ilan edilmesini ve İstanbul’u kuzeye doğru büyüten tüm planlardan vazgeçilmesini istedi.
DEPREM, MARMARA DENİZİ VE İKLİM POLİTİKALARINDA ÇELİŞKİ
TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, İstanbul’un yalnızca yapılaşma baskısıyla değil, deprem ve iklim kriziyle de karşı karşıya olduğunu belirtti. Olası Marmara depreminde su arzı, atık su yönetimi ve enkaz depolama alanlarının hayati önem taşıdığı ifade edilirken, bazı içme suyu arıtma tesislerinde güçlendirme projelerine henüz başlanmamış olmasının ciddi bir zafiyet olduğu kaydedildi. Açıklamada ayrıca Marmara Denizi’ndeki müsilaj ve kirlilik sorununun da yüzeysel önlemlerle çözülemeyeceği, atık su arıtma tesislerinin ileri biyolojik arıtma seviyesine çıkarılması gerektiği vurgulandı. Türkiye’nin COP31 İklim Zirvesi’ne ev sahipliği yapmaya hazırlanırken, ormanları, su havzalarını ve tarım alanlarını tehdit eden projelerin sürdürülmesinin büyük bir çelişki olduğu ifade edildi. Çevre mühendisleri, İstanbul’un sağlıklı, dirençli ve ekolojik bütünlüğünü koruyan bir kent hâline gelmesi için bilimsel, katılımcı ve kamu yararını esas alan politikaların zorunlu olduğunu belirtti.