CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) basın mensuplarının sorularını yanıtlayarak CHP Genel Merkezi'nin emniyet güçlerinin müdahalesiyle boşaltılmasına sert tepki gösterdi. Gün boyunca izleyecekleri yol haritasını netleştirmek adına toplantılar yürüteceklerini belirten Günaydın, yaşananları "Türk siyaset tarihi açısından unutulmayacak bir gün" olarak nitelendirdi.
"SİYASAL PARTİYE POLİS ZORUYLA GİRMEK OLACAK ŞEY MİDİR?"
Genel merkezin zorla tahliye edilmesi sürecini ve partinin Meclis çatısı altındaki yeni çalışma düzenini değerlendiren Gökhan Günaydın, sürecin gidişatının karşı tarafın tavrına bağlı olduğunu dile getirdi. Günaydın, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"Bütün bunları hem hukuken hem de siyaseten yorumlamak mümkün. Eğer süreç gerilmek isteniyorsa gerilir. Ancak, 'Gerilme olmadan yani suhuletle gidelim' deniyorsa ona göre hareket edilir. Dolayısıyla herkes hareket tarzını buna göre planlayacak. Kemal Bey de biz de öyle planlarız. Dün Türk siyaset tarihi açısından çok önemli bir gündü, bunu hiç kimse unutmayacak. Bunu yaratanların lehine olduğunu düşünen varsa aklını yemiştir. Sokağa çıkıp sorun, herkes gerekeni söyleyecektir. Ben aklı başında olan AK Partililerin de bu görüntüden asla memnun olmadığını düşünüyorum. Siyasal partiye polis zoruyla gir; insanları tahliye et, biber gazı ve plastik mermi sık. Dün bir grup milletvekiliyle yemekteydik. Adam cebinden plastik mermi çıkarıyor, vücudundaki mermi izini gösteriyor, bunlar olabilecek şeyler midir?"
"NEDEN YARGITAY'IN KARARI BEKLENMİYOR?"
Eski bir hukukçu olduğunu hatırlatarak tahliyeye dayanak oluşturulan yargı kararındaki usul yöntemlerini eleştiren CHP Grup Başkanvekili, kararın arkasındaki zamanlamaya dikkat çekti. İstinaf mahkemesinin yaklaşımını sorgulayan Günaydın, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Burada bir karar var ve bu karara dayanıyorlar. Yani, 'Sen bu hukuki karara neden uymuyorsun.' Bu kararın tedbirle birlikte verilmesini gerektirir ne var? Böyle bir karar süreci işliyor; temyize açık. Neden istinaf tedbirle beraber bu kararı çıkartıyor da Yargıtay'ın karar vermesini beklemiyor? Sizce bu hukuki bir zorunluluk mu yoksa süreç yönetimiyle mi alakalı? Sen hukuk dolayımlaması üzerinden siyaset dizayn edeceksin ve sonra da bizim buna direnmemizi, 'Devletin polisine, mahkemenin kararına direniyor' şeklinde yorumlayacaksın. Böyle bir şey olabilir mi?"