İstanbul yalnızca kendi sınırları içinde yaşayan bir şehir değil. Yüzyıllar boyunca Balkanlar’dan Anadolu’ya uzanan kültürlerin, inançların ve gündelik hayatların izlerini taşıyan büyük bir hafızaya sahip. Ressam İsmail Acar da Sofya’daki “İstanbul’dan Balkanlar’a: Bir Hafızanın İzleri” sergisinde bu ortak geçmişin izlerini sanat aracılığıyla görünür kıldı.
Türkiye’nin Sofya Büyükelçiliğinin ev sahipliğinde Vivacom Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluşan sergide, İstanbul ile Balkanlar arasındaki tarihî ve kültürel bağlar, Acar’ın eserlerinde yeniden yorumlandı.
İSTANBUL’A BAKARKEN BALKANLARI GÖRMEK
Serginin çıkış noktasında Acar’ın İstanbul’da yaşarken edindiği izlenimler ile Balkanlar’a yaptığı seyahatler bulunuyor.
Sanatçı, İstanbul’a baktığında yalnızca bu şehri değil, Balkanlar’ın izlerini de gördüğünü anlatıyor. Bulgar, Rum, Arnavut ve diğer Balkan kültürlerinin İstanbul’un farklı bölgelerinde yaşamaya devam ettiğine dikkat çekiyor.
Bu ortaklık yalnızca mimariyle sınırlı değil. Yemeklerden dile, geleneklerden gündelik yaşama kadar uzanan kültürel yakınlık, serginin temel düşüncesini oluşturuyor.
SERGİNİN MERKEZİNDE AYASOFYA VAR
Acar’ın Sofya’ya taşıdığı anlatının merkezindeki yapılardan biri Ayasofya.
Sanatçı, yaklaşık 1400 yıllık geçmişiyle Ayasofya’yı farklı kültürleri ve dönemleri bir araya getiren ortak kültürel mirasın önemli sembollerinden biri olarak değerlendiriyor.
Ayasofya'nın Acar'ın sanat hayatında kişisel bir karşılığı da bulunuyor. Sanatçının ilk büyük sergisi burada gerçekleştirilirken, İstanbul’daki atölyesinden gördüğü önemli yapılardan biri de Ayasofya.
İSTANBUL’U 360 DERECE OKUYOR
İsmail Acar’ın İstanbul anlatısı tek bir yapı veya kültür üzerinden ilerlemiyor.
Bulgar Kilisesi, Rum okulları, camiler, Galata Kulesi, Ayasofya ve İstanbul silüeti aynı görsel dünyanın parçalarına dönüşüyor.
Acar, İstanbul’u 360 derecelik bir perspektifle ele alırken farklı dönemlere ait izleri yuvarlak kompozisyonlarda bir araya getiriyor. Böylece şehrin çok kültürlü hafızasını tek bir görsel bütün içinde okumaya çalışıyor.
BİR NARIN TAŞIDIĞI HAFIZA
Sergide mimari kadar semboller de öne çıkıyor. Bunların başında nar geliyor.
Acar, narın Hristiyanlık, Musevilik ve İslam'ın kutsal metinlerinde yer aldığını ve bereketi simgelediğini anlatıyor. Narın Türk folklorundan geleneksel kumaşlara, kaftanlardan mimariye kadar farklı alanlarda karşılık bulduğuna dikkat çekiyor.
Ancak nar, sanatçı için yalnızca kültürel bir motif değil. Acar, büyükannesinin nar kırarken “Bismillah” dediğini hatırlıyor ve ilk nar resimlerinden birinin arkasına da aynı ifadeyi yazdığını söylüyor.
Böylece tek bir meyve, kişisel bir çocukluk hatırasından ortak kültürel hafızaya uzanan bir sembole dönüşüyor.
SEMAZENLERLE TAŞINAN HOŞGÖRÜ ANLATISI
Sergide öne çıkan bir başka figür ise semazen.
Acar, semazeni Türk tasavvuf geleneğinin ve manevi dünyasının bir yansıması olarak değerlendiriyor. Mevlânâ Celâleddîn Rûmî, Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli ve Ahmed Yesevî gibi isimlerin temsil ettiği düşünce dünyasına işaret eden sanatçı, tasavvufun hoşgörü anlayışını sanat aracılığıyla farklı kültürlere ulaştırmayı amaçlıyor.
SOFYA’DA KÜLTÜREL BİR KÖPRÜ
Türkiye’nin Sofya Büyükelçisi Mehmet Sait Uyanık da serginin Türkiye ile Bulgaristan arasındaki dostluk ve iyi komşuluk ilişkilerini yansıttığını belirtti.
Uyanık, serginin Anadolu ile Balkanlar, İstanbul ile Sofya arasında kültürel bir köprü oluşturduğunu ifade etti. Bulgaristan Dışişleri Bakan Yardımcısı İvanka Tasheva ise sanat ve kültürel diplomasinin ülkeler arasında güven oluşturmanın güçlü araçlarından olduğunu söyledi.
Acar da Sofya’daki buluşmayı İstanbul’dan Balkanlar’a uzanan kültürel yolculuğunun bir durağı olarak görüyor. Sanatçı, Sofya’ya gelişlerini “kültür elçisi” olma düşüncesiyle tanımlıyor.
Daha önce kapılarını açan “İstanbul’dan Balkanlar’a: Bir Hafızanın İzleri” sergisi, bugün son kez ziyaretçilerini ağırlıyor.
Vivacom Sanat Galerisi’ndeki sergi, İstanbul ile Balkanlar arasında yüzyıllar boyunca oluşan ortak kültürel hafızayı Ayasofya’dan semazene, nardan İstanbul’un çok kültürlü mimarisine uzanan farklı semboller üzerinden anlatıyor.